Murat Havzası'ndaki tarihi höyükler sular altında kalıyor

Doğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat Nehri’nin en büyük kolu Murat Nehri üzerinde yapılan ve yapımı hâlâ devam eden 8 baraj projesi nedeniyle, havza üzerindeki tarihi höyükler sular altında kalacak.
Pazar, 26 Ocak 2020 09:39

Hasankeyf'ten sonra Murat Havzası'nda da tarihi yapılar tehlike altında.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat Nehri’nin en büyük kolu Murat Nehri üzerinde yapılan ve yapımı halâ devam eden 8 baraj projesinden dolayı, nehir havzasında bulunan birçok tarihi höyük sular altında kalıyor. Baraj suları altında kalan sahalardan sadece 3’ünde arkeolojik kazı yapıldığını belirten İstanbul Üniversitesi Eski Çağ Tarihi Anabilim dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Erkan Konyar, “Barajların su tutmaya başlamasına birkaç yıl kala kurtarma kazıları başlıyor. ‘Bir an önce nasıl barajı yaparız’ bakışı söz konusu. Olan kültür varlıklarına oluyor” dedi.

Cumhuriyet'ten Mehmet Kızmaz'ın haberine göre, Konyar "Eski çağ insanı, nehir vadilerinde ya da nehirlere açılan alçak düzlüklere yerleşiyorlardı. Bu alanlarda yeterince kazı, yüzey araştırması ve belgeleme çalışmaları yapılmadan baraj yapıldığında bir anda bütün geçmiş yok edilmiş olunuyor” diye konuştu. Konyar, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) baraj projesi hazırladıktan sonra projeyi Kültür Bakanlığı’na bildirdiğini belirterek, daha önce Keban, Karakaya, Atatürk Baraj projelerinde kısmen de olsa yeterince zaman tanındığını, yüzey araştırması yapıldığını ve birçok kültür varlığının kurtarılabildiğini veya belgelenebildiğini söyledi.

Konyar, “Özellikle Ilısu Baraj projesi ile başlayan dönemde, kültür varlıklarını kurtarma ve belgeleme boyutu geri plana itildi. Aynı süreç Murat Nehri üzerindeki projelerde de işletiliyor. Neredeyse baraj su tutmaya birkaç yıl kala kurtarma kazıları başlıyor” dedi.

‘DSİ SIKIŞTIRIYOR’

Tüm Murat Havzası’nı kapsayan bir yüzey çalışmasının da yapılmadığını vurgulayan Konyar şunları söyledi: 

"Su altında kalacak alanlardaki kültürel varlıkların kazı, belgeleme ve koruma süreçleri  1-2 yıl önceden planlanacak çalışmalar değil. Bu projeler, hassasiyetle yürütülmesi, daha programlı, kalifiye ve üniversiteler başta olmak üzere alanında yetkili ekiplerle yürütülmesi gereken çalışmalar olmalı. Ne yazık ki çok aceleye getiriliyor. DSİ sıkıştırıyor, bakanlık da kısa sürede çok şey yapılmasını istiyor. Zaman yetmiyor ve daima geç kalınıyor. Kurumlar arası iletişimde de kimi sorunlar oluşuyor, planlı yürümeyince bir bakıyorsunuz ki binlerce yıllık tarih su altında kalmaya başlamış."

'HÖYÜKLERE 'HAFRİYAT' GÖZÜYLE BAKILIYOR'

"Bir höyüğe, ağırlıklı işçiler olmak üzere 250-300 kişiyi sıkıştırılıyor. Bu da tahribat yaratıyor. Alanı analiz edebilecek çeşitli bilim dallarından yeterince uzman bulundurulmuyor. Bunlar sadece işçi ile olacak işler değil. O zaman bir höyüğe sadece, içinde var olan eski eserler toplanan, ‘ortadan kaldırılması gereken bir hafriyat’ gözüyle bakılıyor.” 

‘ŞU AN BU TARİH YOK’  

Murat Nehir Havzası’nın Urartuların ana yerleşim birimlerini barındırdığını ve bu tarihi yerlerin, yapılan barajlarla yok edildiğini söyleyen Konyar, Bingöl Solhan ilçesinin Murat köyündeki en az 5 bin yıllık yerleşime sahip Norik höyüğünün de, Aşağı Kaleköy Barajı nedeniyle 2019’da sular altında kaldığını kaydederek, “En son kazıların yapıldığı yer bu höyük. Kazılar da ancak Elazığ Müze Müdürlüğü’nün baskısıyla yapılabildi. Höyük, Tunç Çağı’ndan  Demir Çağı’na, Erken Transkafkasya kültüründen Urartulara kadar uzanan zengin bir yerleşme sahipti. Ginç ve Kığı Kaleleri, Selenk Köprüsü... Şu an bu tarih yok” diye konuştu.

'TAHRİBATIN ORANI BİLİNMİYOR'

Nehir boyunca kazılan tarihi yerlerin çoğunun su altında kaldığını ama tam olarak kaç alanın etkilendiğini bilmediklerini vurgulayan Konyar, “Muş Varto’da da çok zengin bir tarihi değere sahip Tepeköyü Höyüğü ve Kızkalesi'de çok yakın bir zaman dilimi içerisinde Alparslan Barajı'nın suları altında kaldı. Aynı alanda, Urartuların  8 odalı en büyük kaya mezarının, tapınak, saray ve depo yapılarının kazılarla ortaya çıkarıldığı, önemli bir krali merkezi olan Kayalıdere de var. Kayalıdere’de, diğer yerlere göre, 2 yıl önce, daha erken kurtarma kazıları başlamış olsa da ne yazık ki sadece tepe kısmının açıkta kaldığı bir adaya dönüşecek. Su seviyesine göre belki 1 yıl daha kazılar devam eder ama büyük bölümü su altında kalacak. Palu’ya kadar geniş bir alanı kapsayan, zengin tarihi değere sahip geniş bir bölge barajlardan etkilenecek. Birçok yerde ciddi bir kültürel varlık kaybı yaşıyoruz” dedi.