'Küfürbaz avukat' davasında avukat hakaretini böyle savundu: Kuran ayeti bu

soL’da hakkında kullanılan ‘Küfürbaz’ kelimesinin inanan bir müslüman için ağır hakaret olduğunu iddia eden Mustafa Doğan İnal, kaba sözlerle dolu twitleri kendisine gösterildiğinde hepsini kabul etti ve 'beyinsiz' sözünün geçtiği bir twitini ‘bu Kuran’dan bir ayettir’ diyerek savundu. Öte yandan hakareti ‘kitaba uydurmaya’ çalışan avukatın twiti Kuran'daki ayetin aktarımı değil. Durum, Egemen Bağış’ın ‘Bakara Makara’ istismarını hatırlatıyor.
soL - Haber Merkezi
Salı, 11 Şubat 2020 15:13

soL Haber’in Işıl Özgentürk’le ilgili mahkeme kararını haberleştirdiği “Mahkeme küfürbaz avukatın istediğini yaptı: Işıl Özgentürk'e hapis cezası” başlıklı haberi nedeniyle açılan hakaret davasında ilk duruşma bugün görüldü.

Öncesinde adliye içinde yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı duruşma, haberde adı geçen avukat Mustafa Doğan İnal’ın gecikmesi nedeniyle geç başladı. Kalabalık bir yurttaş topluluğunun ilgi gösterdiği mahkemeye sınırlı sayıda izleyici alınırken, “küfürbaz avukat” ifadesiyle hakarete maruz kaldığı iddia edilen İnal’ın beraberinde bulunan kalabalık bir avukat grubu mahkeme salonunun katılanlar bölümüne alındı.

soL’un sorumlu yazı işleri müdürü Uğur Güç Mustafa Doğan İnal’ın yazar Işıl Özgentürk’ün yazısı hakkında sarfettiği “Bu yazı iğrenç bir paçavradır, faşist, kindar ve iğrenç iftiraların mahkeme nezdinden cezalandırılmasını talep ediyoruz” sözlerinin haberleştirildiğini, küfür olduğunu düşündükleri bu sözler nedeniyle bu haberde “küfürbaz avukat” ifadesinin kullanıldığını söyledi. İnal’ın başka zamanlarda başka küfür içeren ifadeler kullandığının da görüldüğünü söyleyen Uğur Güç, hakaret etmek kastını taşımadıklarını ve “küfürbaz” kelimesinin bir hakaret ifadesi olduğunu da düşünmediğini belirtti.

Güç’ün ardından konuşan vekili Özge Demir, İnal’ın haber yapılan sözlerini sarfettiği ve katılan olarak bulunduğu davanın dosyaya getirilmesini talep ettiklerini belirtti. “Müvekkilimizin eylemi, kaba olan bu sözlerin haberleştirilmesidir” diyen Demir, İnal’ın hem bu sözleri, hem de başka sebeplerle sarf ettiği kaba sözleri nedeni ile haberin soL’da yer aldığını söyledi ve haberin eleştiri niteliği taşıdığını bildirdi.

Demir’den sonra söz alan Mustafa Doğan İnal, o sözleri sarfettiği davayı anlatarak, Işıl Özgentürk’ün başörtülülere “fahişe” dediği iddiasını tekrarladı. Mahkemede kullandığı ifadeleri savunan İnal, “kullandığımız paçavra sözü bu yazıya yöneltilen sözdür. Küfürbaz kelimesi ise ‘ağzı bozuk, terbiyesiz’ anlamına gelmektedir” diye konuştu. “Kamuoyuna karşı tarafın yaptığı çağrılarda küfürbaz sözünün basın özgürlüğü niteliğinde olduğu ve benim basın özgürlünü bastırma niyetinde olduğum yönünde beyanlarda bulunulmaktadır” diyen İnal mahkemeye katılan taraf olarak dahil edilmesini istedi.

İnal’ın avukatı ise onun “küfürbaz” tanımının aksine, bu kelimenin inanan bir müslüman için büyük bir hakaret olduğunu, islamın “küfrü” yasakladığını söyledi.

Bu aşamada soL Yazı İşleri Müdürü Uğur Güç’ün avukatı Özge Demir, İnal’a kendisine ait bir twitter hesabı olduğunu belirterek, hesabı kendisinin kullanıp kullanmadığını sordu ve İnal’ın kendisinin kullandığı hesaptaki bazı mesajları tek tek okuyarak İnal’a onaylattı.

Berna Laçin’e yönelttiği

şeklindeki twitter mesajı sorulduğunda, twiti kendisinin attığını, ifadelerin Kuran ayeti olduğunu ve yazdıkları nedeniyle gurur duyduğunu söyledi.

Avukat Özge Demir’in okuduğu twitter mesajlarını tek tek onaylayan İnal, bu mesajları savundu.

İnal’dan sonra söz alan beraberindeki avukatlar da twitin “kuran ayeti” olduğunu iddia ederek İnal’ı savundu.

SÖZ SAVUNMANIN!

Davanın bu aşamada soL’un değil, “küfürbaz avukat” olarak nitelenmiş olan Mustafa Doğan İnal ve arkadaşlarının savunma yaptıkları bir hale geldiği görüldü.

İnal ile birlikte mahkemeye katılan avukatlar arasında İstanbul Barosu’nun bir önceki seçimlerine hükümete yakın başkan adayı olarak katılan Avukat Mehmet Sarı da vardı.

Mehmet Sarı, söz alarak, sanık Uğur Güç’e “toplumu kutuplaştırıcı bu haberi sebebiyle pişman mıdır” sorusunun sorulmasını talep etti.

Mahkeme başkanı, sorulan soruların sanığa yöneltilmesine yer olmadığını belirterek Mehmet Sarı’nın talebini reddetti.

İnal’ın bir başka avukatıysa, savunan Uğur Güç’ün vekillerinin CMK’yı çalışmadan geldiklerini söyleyerek sözüne başladı. Uzun cümlelerle yaptığı konuşma sonrasında Mahkeme başkanı söylenenlerden hiçbir şey anlamadığını söyledi ve isterse doğrudan zapta kendisinin yazdırabileceğini söyledi. İnal’ın bu genç avukatının da vazgeçmesiyle iddialı bir girişle başladığı beyanları zapta geçmemiş oldu.

Mahkeme Başkanı ifadeleri dinledikten sonra kararın ilk duruşmada verilebileceği görüşünde olduğunu söylerken İnal ve beraberindekiler, dava için süre istediler.

İkinci duruşma için Mayıs ayına tarih verildi.

Mahkeme çıkışında bir basın açıklaması yapan soL heyeti ve avukatları ilk duruşmanın seyri hakkında bilgi verirken, “garip” buldukları bu davanın ilk duruşmasında “komik” bir tabloyla karşılaştıklarını belirttiler.

Uğur Güç, basının karşı karşıya olduğu engelleme ve baskıların yeni bir örneği olduğunu söylediği davada hedefin haber verme, yazma ve alma özgürlüğü olduğunu söyledi. “Biz yazmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Özge Demir, yargılanan haberin açıkça eleştiri kapsamında olduğunu, davaya katılan avukat İnal’ın hakaretamiz ifadelerini ısrarla savunurken, kendisi için sarfedilen “küfürbaz” ifadesini hakaret olarak nitelemesinin çelişki olduğunu söyledi.

Daha sonra söz alan soL Genel Koordinatörü Mehmet Kuzulugil, davanın garip bir dava olarak açıldığını, hukuki garipliklerin çokça yaşandığı ülkemizde bu sefer orjinal bir gariplikle karşılaştıklarını, duruşmada hakaret sözlerinin “kuranda var” denilerek savunulduğunu belirtti. Kuzulugil, Avukat İnal’ın “beyinsiz” kelimesini Kuran’da geçtiği için rahatlıkla kullanabileceğini düşündüğünü söyledi.

Son olarak soL yazarı tiyatrocu Orhan Aydın söz aldı ve “Burada faşizmin gülünç yüzünü gördük. Sevgili Levent Kırca bugün hayatta olsaydı buradan birden çok skeç çıkarırdı” diye konuştu.

‘BAKARA – MAKARA’YI HATIRLATTI

Avukat İnal’ın, “o attığım twit Kuran’dan bir ayettir” sözleriyle savunduğu ve Berna Laçin’e yöneltmiş olduğu hakaret ifadesi şöyle:

Yarabbi içimizdeki bu beyinsizler yüzünden bizi de helak etme.

Öte yandan Kuran’dan bir ayet olduğu iddia edilen bu ifadenin aslı da böyle değil.

Mahkemede Araf Suresi 155. ayet olarak tanımlanan bu ayeti olduğu gibi kullanmanın, bu ayetteki ifadeler aracılığıyla hakaret etmenin “kitaba uydurulmuş bir yolu” olarak tanınması yolunu deneyen İnal’ın iddiasının aksine islamın kutsal kitabı olarak benimsenmiş ve bu dinin takipçilerinin Allah tarafından gönderildiği ve hiç bozulmadan bugüne geldiği inancı taşıdığı Kuran’daki ifade (Türkçe çevirisiyle) tam olarak şöyle:

Mûsâ tayin ettiğimiz vakit ve yerde bulunmak üzere kavminden yetmiş adam seçti. Onları o müthiş deprem yakalayınca Mûsâ dedi ki: "Ey rabbim! Dileseydin onları ve beni daha önce helâk ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir; onunla dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velîmizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin.