KP milletvekili adayı Koçaslan: Bizimkisi boyun eğmeme inadı

550 kadın milletvekili adayıyla seçime katılan Komünist Parti'nin adayları ve parti üyeleri İstiklal Caddesi üzerinde bildiri dağıtarak seçim çalışmalarını gerçekleştirdi.
Çarşamba, 06 Mayıs 2015 20:10

Komünist Parti'nin adayları ve üyeleri, bugün Taksim Tünel'de buluşarak İstiklal caddesinde üzerinde seçim bildirilerini dağıttı ardından Galatasaray Lisesi önünde bir açıklama gerçekleştirdi.

Açıklamayı 1 Mayıs'ta Taksim'de gözaltına alınan Komünist Parti Kilis Milletvekili adayı Neslihan Koçaslan yaptı.

Koçaslan, Türkiye'de ve dünyada siyasi ve ekonomik krizin derinleştiği ve düzenin ülkeleri yönetmekte zorlandığını ifade ederek; "Tıkanan düzen kendini yenilemek için tarihte örnekleri olduğu gibi bir kez daha barbarlığa, faşizme başvuruyor. Açlık, sefalet ve savaşlar artarken, kapitalizm gericileşmeden yapamıyor. 12 yıllık iktidarının çöküş döneminde olan AKP, diktatörün kafasına buyruk saldırıları ile iyice yok oluyor. Halkın gözünde hiç bir meşruluğu olmayan hırsız, katil, yobaz AKP iktidarının, diktatörün başka çaresi yok. Saldırmaya, kolluk güçleriyle faşizme başvurmaya devam edecek" dedi.

'FİKİRLER, KİŞİLER ÖLÜNCE ÖLMEZ'
Sömürü düzeninin 6 Mayıs 1972 yılında eşitlik, özgürlük ve bağımsız Türkiye fikriyatını ezmek için yine faşizme başvurduğunu; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın emperyalizme karşı mücadele ettikleri, 6. Filo'yu kovdukları, halkların kardeş olduğu eşit ve özgür bir Türkiye istedikleri için idam edildildiğini hatırlatan Koçaslan "Haklılıkları ve meşruiyetleri karşısında korkan kokuşmuş kapitalist düzen bunlarla mücadele edemeyeceğini anlayınca onları yok etmeyi tercih etti. Ancak fikirler, kişiler ölünce ölmez. Faşizm onu ezmeye çalıştıkça yok olmaz. Kişiler değildir bugüne 40 yıl sonra bile bu anmaları bizlere yaptıran, onların mücadelesi, örgütlülüğü ve fikirleridir" dedi.

'İNSANLIK BU DÜZENE BOYUN EĞMİYOR'
Tüm eğitim-öğretim kurumlarında bilimselliğe sırt çevrildiğini, gericiliğin yükseltildiğini belirten Koçaslan; "Çünkü iktidar bu fikirlerin filizlerinin büyüyeceği hiç bir alan bırakmak istemiyor. Gerici baskıya daha küçücük yaşta maruz kalan çocuklar, henüz büyümeden ucuz iş gücü olmak durumunda kalıyor. Üstüne üstlük kendisine hiç bir yaşam alanı bırakılmıyor. AKP 12 yıldır tüm çabalarına rağmen kendi dindar neslini yaratamayınca, YGS skandallarıyla, üniversiteleri karakolhanelere çevirmeleriyle, Reyhanlı, ODTÜ, Haziran Direnişi'nde yaptığı saldırılarla düşünen, sorgulayan ve mücadele eden insan kalmamasını istedi ama olmadı. İnsanlık bu düzene boyun eğmiyor" ifadelerini kullandı.

'BİZİMKİSİ TAKSİM İNADI DEĞİL BOYUN EĞMEME İNADI'
Erdoğan'ın gittiği her yerde üniversiteleri, şehirleri cezaevine çevirdiğini, insanların sokağa çıkamadığını söyleyen Koçaslan; "Yine 1 Mayıs'ta İstanbul polis ablukasına alındı, işçi sınıfının mücadele gününün kutlanmasına izin verilmedi. 1 Mayıs’ta partimizin kolektif aklı ve örgütlü gücünün yaptığı plan doğrultusunda Taksim’e çıktık. Bizim ki inat meselesydi ama Taksim inadı değil. Bizim inadımız yobazlara, zorbalara Boyun Eğmeme inadıydı. Bu inat Taksim’e çıktığı gibi diktatörü sıfırlayacak, bu sömürü düzeninin yıkacak. Eşit, özgür sosyalist cumhuriyet i kuracak bir inattı" dedi.

Açıklamayı 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkan Komünist Partilileri hatırlatarak sürdüren Koçaslan; "O gün gösterdiğimiz gibi bu yağma düzeninin sıfırlamak için, yobazın hırsızın kökünü kazımak için. Tam da bugün faşizmin bir kere daha 40 yıl önce sahneye çıktığı bugünde, örgütlü bir halkı hiç bir kuvvetin yenemeyeceğini bir kez daha vurguluyoruz. İnsana ve aklına olan umudun arttığı bu günlerde herkesi sosyalizmi sesine kulak vermeye, ve gücünü arttırmaya, örgütlenmeye çağırıyoruz. Bizler biliyoruz ki korkuyorlar, korktukça saldırıyorlar. Örgütlü gücün yapabileceklerinin sınırı yok. Eşit, özgür, aydınlık bir gelecek için sosyalizmin bayrağını yükseltmeye, bu düzeni sıfırlamaya çağırıyoruz" dedi.

'SOSYALİZMDEN AŞAĞISI KURTARMAZ'

Yapılan açıklamanın ardından konuşan Komünist Parti İstanbul Milletvekili adayı Hande Gündoğdu ise; "Bugün 6 Mayıs Deniz Yusuf ve Hüseyin'in idama götürülüşünün 43. yıldönümü düzen her dara düştüğünde her sıkıştığında dipsiz bir zorbalık dipsiz bir şiddet üretiyor. Bunu biliyoruz. Türkiye'nin büyük bir toplumsal dönüşüme açık hale geldiği yıllarda, devrimci iddiaları toplumsallık kazanmış üç fidan idam sehpasına gönderilirken amaçlanan onların bedenlerini öldürmek değil, onların yeni bir ülke iddialarını bunun kavgasını soluksuz bırakmaktı. Bugünden baktığımızda bunun başarısız olduğunu gün gibi ortada görüyoruz" dedi.

Denizlerin 'İstiklal yoksa istikbal de yok' derken bu sömürü düzeni içinde bireysel kurtuluşun mümkün olmadığını, cilalı seçim vaatlerini, tadımlık iyileştirmelerinin emekçi halka herhangi bir gelecek sunmadığını ifade ettiklerini belirten Gündoğdu "Komünist Parti'nin kimi düzen içi iyileştirmelerinin birer lütuf gibi seçim vaadi olarak sunulduğu seçim pazarlıklarının karşısına 550 emekçi kadınla çıkıyor ve diyor ki sosyalizmden aşağısı kurtarmaz" dedi.

'KADIN CİNAYETLERİNİ SIFIRLAYACAĞIZ'
Komünist Parti'nin kadın cinayetlerinin azalması hedefiyle yetinmediğini ifade eden Gündoğdu, "KP; katili bu sömürü düzeni bu gerici düzen olan kadın cinayetlerini sıfırlayacağız diyor. Kadına pranga vuran dinci gericiliği diline programına aday listelerine yaklaştırmıyor. İkirciksiz ve kararlı bir biçimde dini sembolleriyle birlikte referanslarıyla birlikte kamusal ve siyasal alandan çıkararak ait olduğu yere bireysel inanç alanına taşıyacağız diyor. Kadının özgürleşmesi kadın emeğinin özgürleşmesi öyle ücret iyileştirmeleriyle falan olmaz. Topyekun bir özelleştirme karşıtlığıyla olur. Komünist Parti bunu biliyor ve diyor ki özelleştirdiğiniz ne varsa kamulaştıracağız" şeklinde konuştu.

Komünistler için mücadelenin dünü ve bugünüyle bir bütün olduğunu söyleyen Gündoğdu "1 Mayıs'ta Taksim Meydanı'na işçi sınıfının bayrağını dikmemiz bu yüzdendir. 6 Mayıs'ta bugün burada Denizler için ağıt değil mücadele ateşi yakmamızın anlamı budur. 7 Haziran'da fiyakalı seçim vaatleriyle değil sosyalizm programıyla yer almamızın anlamını merak edenler bu mücadele bütünlüğüne bakmalıdır. İşte tamda bu yüzden Deniz'e Hüseyin'e ve Yusuf'a bir borcumuz varsa eşit ve özgür bir ülke kurmaktır. Tarih tanıklık etmiştir ki bu topraklarda komünistler sözlerinde dururlar. Bu topraklarda eşit ve özgür bir ülke; sosyalist Türkiye kurulacaktır" ifadelerine yer verdi.