Komünist Parti'den 'Merkel'e mektup' açıklaması: Emperyalist yıkım projelerinden bıkmadınız mı?

'Ne ülkemizde, ne bölgemizde, ne de dünyamızda işçi ve emekçilerin Merkellerle, Obamalarla, Putinlerle yürüyeceği bir kurtuluş yolu yoktur.'
Pazar, 18 Ekim 2015 19:37

Komünist Parti, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ziyareti öncesinde 100 akademisyenin Merkel'e mektup yazmasıyla ilgili açıklama yaptı.

Komünist Parti'den yapılan açıklamada, "AKP'nin Avrupa ve Amerikan emperyalizminin destek ve iteklemesi ile ülkemizin başına dert edildiği açıkken, şimdi emperyalist merkezlerin bir yenilenme arayışında oldukları ortadayken, Merkel'e yazılan mektup bir utanç vesikasıdır" ifadeleri kullanıldı.

KP'den yapılan açıklama şöyle:

Komünist Parti, halklarımızdan, Merkel'e yazılan ve AB'ci AKP'yi, AB standartlarına şikayet eden mektubu yok saymalarını istiyor.

13 yıllık gerileme ve yıkımın Avrupa Birliği projeleriyle geri sarılacağını kimse düşünmesin. Kanlı oyun Avrupa Birliği masallarıyla başlamıştı, şimdi aynı yere dönmeye hiç kimse niyetlenmesin.

Neredeyse tek bir aksi görüşün çıkmasına izin verilmeyen, Avrupa Birliği fikrine biraz yan bakmanın entelektüel linç sebebi sayıldığı bir dönemde AKP, bu gerici ve piyasacı parti, varlığının ve iktidarının en önemli dayanaklarından birisi olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği konusunu ileri sürmüştü.

Avrupa Birliği'nin bir emperyalist yapılanma olduğunu, özellikle Doğu Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde bu birliğe üye olmanın sadece emperyalistlerin komutu altına girmek ve daha fazla sömürülmek anlamına geldiğini söyledik.

Gerici ve piyasacı partinin kendisine meşruiyet sağlamak için bu emperyalist projeyi değerlendirmesinin de onun karakterine uygun olduğunu belirttik.

Sonra olanlar ortadadır. Avrupa Birliği projesinin kendisi, daha merkezinde, çöktü. “Avrupa değerleri” gibi kavramlar bir anda toz haline gelirken, gerici piyasacı parti kendisine yeni bir çıkış buldu: Yeni Osmanlı.

Avrupa Birliği tartışmaları sırasında AKP'yi doğrudan ya da dolaylı olarak desteklemiş olan siyasetçi ve aydınlarımız, ülkenin üzerine bir karabasan gibi çökmekte olan Osmanlıcı hayalleri uzun süre görmezden geldiler.

AKP'nin Yeni Osmanlıcılığının en önemli tatbikat sahası Suriye oldu. Sağdan ve soldan liberallerimiz, insan hakları diyerek, “diktatör Esed” edebiyatı ile bu ülkede kışkırtılan iç savaşta uzun bir süre açıkça AKP politikalarına payanda oldu.

Proje çöktükten, AKP'nin “Osmanlı” projesi uluslararası basında “hasta adam” parodileri ile alaya alınmaya başladıktan sonra Erdoğan'ın saltanat özentiliği keşfedildi!

Avrupa değerleri, özgürlükler ve insan hakları, hatta demokrasi ve ilerleme gibi kavramlar üzerinden AKP'ye destek olanlar bugün “AKP'yi geriletme” edebiyatı ile karşımızdadır.

Ülkemizin geride bıraktığı 13 yıllık dönemin sonunda, yaşanan büyük gerilemede bu dönem boyunca AKP'yi desteklemiş, onun özürcülüğünü yapmış ya da AKP karşıtlığını küçümseyerek bu partinin hedef haline getirilmesine karşı çıkmış olanların payı vardır.

Bunlar yakın tarihimizin gerçekleridir.

Biz “100 akademisyen”in Alman emperyalizminin son kalebendi Merkel'e yazdıkları mektubu bu gerçekler ışığında okuyoruz.

AKP'nin Avrupa ve Amerikan emperyalizminin destek ve iteklemesi ile ülkemizin başına dert edildiği açıkken, şimdi emperyalist merkezlerin bir yenilenme arayışında oldukları ortadayken, Merkel'e yazılan mektup bir utanç vesikasıdır.

AKP, içinde anti-komünizmin amentüsü haline gelmiş “girişim ve mülkiyet hakkı”nı da barındıran bir “Avrupa Değerleri” çerçevesi içinde emperyalizmin bu has siyasetçisine şikayet edilmiştir.

Bu yetmemiş, “100 akademisyen” Merkel'den sıraladıkları sorunları Erdoğan'la görüşmesinde gündeme getirmesini rica etmiştir.

Emperyalizmin projelerine payanda olmak, ona politika ve proje önermek, emperyalist kodamanlara ricacılık bu ülkede 200 yıllık geçmişi olan bir hastalıktır.

Bu hastalığın ülkemiz aydınlarını, düşünce ve eylem dünyamızı temsil etmesi ise sözkonusu bile değildir.

Komünist Parti olarak, “100 akademisyen” girişimini protesto ediyoruz.

Ülkemiz sol düşüncesini uluslararası gericiliğin kırık bir aynası haline getirme çabaları her zaman bizi karşısında bulacak.

Akdeniz'den Orta Doğu'ya, Kafkasya'ya ve Balkanlar'a uzanan geniş coğrafyada halklar emperyalist kodamanlardan medet ummayacak kadar köklü ve güçlü bir toplumsal mücadele birikimine sahiptir. Merkellerin, Obamaların, Putinlerin borusunu öttürmek bu mücadele birikimini hiçe saymaktır.

Türkiye işçi sınıfı önce kendi gücüne, sonra da tüm ülkelerden emekçilerin, işçi sınıfının devrimci birikim ve mücadele mirasına güvenecektir.

Komünist Parti olarak halkımıza ve bölge halklarına bildiririz.

Komünist Parti Genel Merkez