Kadın tutuklulara saldırı hazırlığı: Bakırköy Cezaevi Silivri'ye taşınacak, araziye Ağaoğlu konacak

Bakırköy Kadın Cezaevi'nin taşınmasına yönelik iddialar artıyor. Cezaevi'nin Silivri'ye taşınması gündeme gelirken, cezaevi arazisinin ise Ağaoğlu'na verileceği ileri sürülüyor. Kadın tutuklular duruma tepkili.
Haber Merkezi
Pazartesi, 06 Temmuz 2015 12:54

AKP rant için şimdi de cezaevlerine göz dikerken kadın tutukuları ise F tipi cezaevine göndermeye hazırlanıyor. Bir süredir gündemde olan Bakırköy Kadın Cezaevi'nin taşınması iddiaları artarken kadın tutuklular duruma tepkili.

Hukukçular ve kadın örgütleri bir süredir olası bir saldırıya karşı bir araya gelirken Adam-Der, ANADAVA, ÇHD İstanbul Şubesi, Devrimci 78'liler, Emekliler Meclisi, HDP, Hukukta Sol Tavır Derneği, İHD İstanbul Şubesi, KJA İstanbul, Komünist Kadınlar, ÖDAV, ÖHD İstanbul Şubesi, Tutuklu Aileleri ile Dayanışma Derneği ve TOHAV 8 Temmuz'da cezaevi önünde bir basın açıklaması yapacak.

Yeni bir "hayata dönüş katliamına izin vermeyelim" denilirken, çağrı açıklamasında taşınmaya karşı 3 madde sıralandı:

Birincisi; diğer F tipi hapishaneler gibi 1 ve 3 kişilik hücrelerden oluşan ancak daha küçük havalandırma alanı bulunan ve bazı mimari özellikleri farklı olan Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesi de diğerleri gibi tutsakların hem kendi aralarında hem dış dünyadan siyasal/sosyal/kültürel anlamda tecrit edilmesi esasına dayalı olup bir işkence biçimidir.

İkincisi; Silivri 9 No’lu F Tipi Hapishanesi kreş, gündüz bakım evi, hapishanelerde anneleri ile birlikte kalmakta olan çocukların eğitimi için özel olarak tasarlanmış eğitim-öğretim ve yine rehabilitasyon merkezlerinden yoksundur. Ayrıca Silivri 9 nolu kapalı hapishanesi 1500 kişi kapasiteye sahip olup 1500 kişilik tutuklu ve hükümlüye hizmet verebilecek hastane imkanlarından da yoksundur. 

Zira Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi'nde çok sayıda hasta tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu, hapishanenin merkezi konumu ve sağladığı çeşitli imkânlar sebebiyle ülkenin pek çok yerinden tedavisinin yapılabilmesi için özellikle bu hapishaneye sevkle gönderilen pek çok şizofreniye yakalanmış, beyin kanaması geçirip hayati tehlikesi devam etmekte olan hasta tutuklu ve hükümlü olduğu bilinmektedir. 

Son olarak; bir kısım kadın siyasi tutsakların, ne gerekçeyle olursa olsun tecrit hücrelerine kendi istekleriyle girmeyeceklerini, olası bir sevk saldırısı halinde direneceklerini ifade etmeleri karşısında 19-22 Aralık 2000 tarihlerinde gerçekleşen ve onlarca tutsağın katledildiği, yüzlercesinin yaralandığı “Hayata Dönüş” katliamı benzeri bir sonuç doğması muhtemeldir.