İstanbul Tabip Odası'ndan özel hastaneler raporu

İstanbul Tabip Odası, özel hastanelerde salgının durumuna ilişkin bir rapor yayımladı. Buna göre özel hastanelerde binin üzerinde kesin ya da şüpheli/olası koronavirüs tanısı konulmuş hasta bulunuyor. 100'ün üzerinde kişinin yoğun bakım ünitelerinde, 200'ün üzerinde sağlık çalışanı ise enfekte olmuş durumda.
soL - Haber Merkezi
Perşembe, 02 Nisan 2020 22:33

İstanbul Tabip Odası (İTO), kamu hastanelerindeki koronavirüs raporunun ardından özel hastanelere ilişkin durumu içeren verileri de yayımladı.

"Korona Günlerinde İstanbul’da Sağlık-2 Özel Hastaneler Raporu"nda İTO, özel hastanelerdeki kesin ya da şüpheli/olası COVID-19 tanısıyla yatırılarak izlenen/tedavi edilen hasta sayısı binin üzerinde olduğunu, yoğun bakım ünitelerinde de 100'ün üzerinde kişi bulunduğunu açıkladı. İTO, salgın önlemlerinin özel hastanelerde de yeterli olmadığını vurguladı.

Raporda yayımlanan veriler şöyle:

  • 02 Nisan 2020 günü itibarı ile İstanbul’daki özel hastanelerde kesin ya da şüpheli/olası COVID-19 tanısıyla yatırılarak izlenen/tedavi edilen hasta sayısı binin üzerindedir.
  • 02 Nisan 2020 günü itibarı ile İstanbul’daki özel hastanelerde kesin ya da şüpheli/olası COVID-19 tanısıyla yoğun bakım ünitelerine yatırılan vaka sayısı yüz civarındadır.
  • İstanbul’daki özel hastanelerde bugüne kadar enfekte olan hekim sayısı yüzü, toplam sağlık çalışanı sayısı ise iki yüzü geçmiştir. 
  • COVID-19 pandemisi sürecinde kadrosunda göğüs hastalıkları, iç hastalıkları ve enfeksiyon hastalıkları uzmanlarından ikisini bulunduran hastaneler pandemi hastanesi ilan edilmiştir. Ancak kamu hastanelerine benzer şekilde İstanbul’daki özel hastaneler de çoğunlukla pandemiye hazırlıksız yakalanmıştır.
  • Tıpkı kamu hastanelerinde olduğu gibi özel hastanelerde de görülen ve halen devam etmekte olan maske, önlük, eldiven, gözlük, vb. kişisel koruyucu malzeme eksikliği bu hazırlıksızlık durumunu ve organizasyon eksikliğini, bozukluğunu açık olarak göstermektedir.
  • İstanbul’daki pandemi hastanesi olarak ilan edilen özel hastanelerde COVID-19 hastaları için ayrı katlar/servisler ayrılmıştır. COVID-19 hastalarıyla ilgili testler, normalde, Bakanlığın belirlediği merkezlere gönderilmektedir. Ancak test sonuçları geç gelmekte; hastalar daha çok klinik ve radyolojik olarak tanı almaktadır. Tanı konulan hastalar için ilaçlar Sağlık Müdürlüğü aracılığı ile temin edilmektedir.
  • Özel hastanelerde sadece Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği merkezlere gönderilen testlerden ve yoğun bakım yatışlarından ücret alınmamaktadır. Bunun dışındaki tüm işlemlerden pandemi öncesindeki gibi ücret alınmaya devam edilmektedir. (Bazı özel sigortalar kesin tanı almayan vakaların ücretini karşılamaktadır.)
  • Bazı hastanelerde kaynağı bilinmeyen testler parası olan hastalara uygulanmaktadır
  • Yurtdışı hasta işlemlerinin durdurulması, müracaat eden hasta sayıları ve elektif işlemlerin büyük ölçüde azalması özel hastane gelirlerinin önemli ölçüde düşmesine yol açmıştır.  
  • Yıllardır bütün itirazlarımıza karşın özel hastanelerde uzunca bir süredir doktorlara şirket kurdurularak hizmet satın alma şeklinde iş gördürülmekte, doktorlar bu şekilde 4857 sayılı İş Kanununa tabi olmadan çalışmaya zorlanmaktadır. Bu nedenle sabit bir maaş alamayan, ancak baktığı hasta, yaptığı işlem sayısına göre özel hastaneye fatura veya serbest meslek makbuzu keserek “hak ediş” üzerinden gelir elde eden hekimlerin gelirleri bugünlerde hızla azalmakta, neredeyse ücretsiz olarak çalışmaya zorlanmaktadırlar.
  • Bu şekilde çalıştırılan hekimler hastalanmaları durumunda ise bütün gelirlerini kaybetmektedir.
  • 4857 sayılı İş Kanununa bağlı çalışan statüsü dışında şirket kurdurularak hizmet sözleşmesi ile çalışan hekimlerin bu durumda uğradığı hak kayıplarından birisi de Kovid-19 hastası olmaları durumunda iş kazası/meslek hastalığı olarak tanımlanmasının zorluğudur.
  • Sabit ücretle çalışan hekimlerin (ve diğer sağlık çalışanlarının) ise ücretsiz izne çıkarılması veya yarı zamanlı çalıştırılması söz konusudur.
  • Yıllardır hekimlerin, sağlık çalışanlarının emekleri üzerinden servetlerine servet, kârlarına kâr katan özel hastane patronları bu süreçte elini taşın altına sokmaktan kaçınmakta, “kriz”in bedelini gene emekçilere ödetmeye çalışmaktadır. Özel hastane patronlarından gelen “Devlet üç, beş ay özel hastanelere el koysun, sonra gene bize devretsin.” sözleri esasında “Bu sürecin mali yükü özel hastane bütçelerinden, öz sermayelerinden değil, büyük oranda emekçilerin ödediği vergilerden oluşan devlet bütçesinden karşılansın.” anlamına gelmektedir.
  • Bazı özel hastaneler ise salgını fırsata dönüştürmeye çalışmakta, COVID-19’lu hasta bakmayıp, temiz hastane olduklarını belirten reklamlar yaparak diğer hastanelerin “müşteri”lerini kapmaya çalışmaktadır.
  • COVID-19 pandemisinin daha başlangıcında özel hastanelerin içine düştüğü bu yetmezlik ve acizlik durumu yıllardır kamu kaynaklarıyla beslenerek büyütülen özel hastanecilik sisteminin Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermekten ne kadar uzak olduğunu;  bütün itirazlarımıza rağmen uygulanan sağlıkta özelleştirme politikalarının toplum sağlığı için ne kadar zararlı olduğunu açık olarak göstermektedir.

"COVID-19 pandemisiyle mücadele için bütün özel sağlık kuruluşları hızla kamu kontrolüne geçirilmeli, yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimi istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız olmalıdır" diyen İTO, Aile Sağlığı Merkezleri, İlçe Sağlık Müdürlükleri ve işyeri hekimlikleriyle ilgili raporları da önümüzdeki günlerde yayımlayacağını duyurdu.

Ayrıca bu süreçte özel hastane hekimlerinden isteyenlerin kamu sağlık kurumlarına geçişine izin verilmesi gerektiği, COVID-19’lu hastalardan özel hastaneler tarafından ilave ücret alınmasının da engellenmesi gerektiği söylendi.