Hukuksuzluklar ülkesinde 30 yıllık bir tutsak...

İnsan ömründen çalınmış koca bir 30 yıl düşünün, üstelik demir parmaklıklar ardında. Sonra bir tutam “özgürlük” ve yeniden cezaevi, bir 7 yıl daha diyerek...
Ali Ufuk Arikan
Çarşamba, 31 Aralık 2014 12:54

12 Eylül 1980’den AKP iktidarına kadar uzanan bir hukuksuzluk hikâyesi Hasan Gülbahar’ın yaşadıkları. Darbeyle birlikte tutuklanan binlerce genç devrimciden birisiydi Hasan Gülbahar. Henüz 19 yaşındaydı tutuklandığında.

16 Ocak 1981 yılında girdiği cezaevinden ilk çıktığında 31 yaşındaydı artık. Örgüt üyeliğiyle suçlanan Gülbahar, şartlı salıverilme kapsamında kavuştuğu özgürlüğe ilk vedasını da kısa süre sonra yapacaktı. Bu kez tarih 1995’i gösteriyordu ve 4 yıllık kısa özgürlüğünün sonu, yine örgüt üyeliği suçlamasıyla gelecekti.

10 yıl ayrı kaldığı gökyüzünden şimdi 22 yıl daha uzak kalması istenmişti.

Sayıların anlamını en fazla yitirdiği yıllar başlamıştı Gülbahar için. Artık 20 yaşında genç bir devrimci değil, 35 yaşında ve gençlik yıllarının tamamını içeride geçirmek zorunda kalmış biriydi. Ailesinden, sevdiklerinden uzakta kalmış, mücadelesini ise koşullar elverdiği ölçüde, cezaevinde sürdürmüştü.

BİR TUTSAĞIN MÜCADELESİ...

Tutsaklığı 30’uncu yılına geldiğinde, Gülbahar’ın hayatını etkileyecek başka bir mücadelede de sona yaklaşılmıştı. Gülbahar’ın tutukluluk hikâyesinin bir benzerini Tahir Canan yaşıyordu. 1978 yılında tutuklanan genç devrimci Tahir Canan, 12 Eylül ile birlikte 36 yıl hapis cezasına çarptırılmış, tıpkı Hasan Gülbahar gibi 1991 yılında şartlı olarak tahliye edilmişti. Canan’ın özgürlüğü de tıpkı Gülbahar gibi kısa sürmüş, 1993 yılında yeniden tutuklanmıştı. Şimdi yıl 2013’tü ve iki genç devrimciden Tahir Canan artık 60, Hasan Gülbahar ise 52 yaşındaydı.

GECİKMELİ ÖZGÜRLÜK

Tahir Canan’ın oğlu İlhan’ın “ben 32 yaşındayım ve babam 30 yıldır cezaevinde” sözleri, soL Portal’da yayınlandığı gün başlayan özgürlük mücadelesi, 2013 yılına gelindiğinde sona yaklaşmıştı. Canan’ın yaşadığı tutsaklığı yaşayan diğer aileler de süreç içinde buluşmuş ve 4. Yargı Paketi’nde yer alan maddeyle, ikiliye özgürlüğün yolu açılmıştı.

Kampanyanın sembol ismi olan Tahir Canan, yasa onaylandıktan kısa süre sonra, 30 Nisan 2013’te özgürlüğüne kavuştu. Ancak aynı maddeden yararlanması gereken Hasan Gülbahar tahliye edilmedi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye talebini reddederken, Gülbahar yıllar sonra yaklaştığını düşündüğü özgürlükten fersah fersah uzakta bulacaktı kendisini...

Hukuksuzluk 30 yıldır alıştığı bir şeydi ama özgürlüğe çok yakın hissettiği anda gelen bu darbe, en az diğer tutuklulukları kadar sarsacaktı Gülbahar’ı. Karar sonrası hızlıca itirazda bulundu. İtirazı karara bağlayan Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Gülbahar’ı 4. Yargı Paketi kapsamında özgürlüğüne kavuşturacak karara imza atacaktı. Tarihler 11 Mayıs 2013’ü gösterdiğinde, Hasan Gülbahar genişçe bakacağı bir gökyüzüne sahip olmuştu yeniden.

17 AY SONRA KÂBUS YENİDEN BAŞLIYOR

Cezaevinden çıktıktan sonra mücadelesine kaldığı yerden devam eden Gülbahar, bir yandan da hayata tutunmak için çalışmaya başlayacaktı. Bir firmada gece bekçiliği yapmaya başlayan Gülbahar, bir yandan İHD Mersin Şubesi’nde yöneticilik görevinde bulunuyordu. Özgürlüğünün 17. ayında, yarım kalan Akşam Ticaret Lisesi eğitimine devam etmek için çabalarken, polisler tarafından gözaltına alındı. Hiçbir şeyden haberi yoktu Gülbahar’ın...

Ve artık yeniden cezaevindeydi. 30 yıl yetmemiş, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği tahliye kararını Yargıtay’a götürmüş ve Gülbahar’ın yeniden tutuklanmasını sağlamıştı.

KISA ÖZGÜRLÜĞÜ KARDEŞİ ANLATIYOR...

Ağabeyi Hasan Gülbahar’ı ilk kez 12 yaşında cezaevinde tanımıştı Sema Gülbahar. Aradan yıllar geçmesine rağmen bu durumun hiç değişmemişine katlanmak durumunda kalıyordu. Sema Gülbahar ağabeyini, kısa özgürlüğünü anlattı. Aktaralım:

Canımız, 10 Mayıs 2013 tarihinde tahliye oldu. Bir yandan tedavi olurken bir yandan da iş arayışlarına girdi. Çalışmak istiyor ve okulunu bitirmek istiyordu. Mersin çıkısında taşeron bir firmada gece bekçiliği yapmaya başladı canım... Hasan çok çalışkan bir adamdır. Gündüzleri bir nakliye şirketinde çalışırken, akşamları da 4 yıllık Mersin Ticaret Lisesi’nde okuyordu. Cumartesi günleri yarım gün çalışır, öğleden sonra da eve gelir, annem rahatsız olduğu için evin genel temizliğini yapardı. Çok titiz biridir ve bir de çok güzel yürekli... Onu tanıyan her insanın yüreğine dokunan abime çok da yakışırdı psikoloji okumak.

Ne abim, ne biz yeniden alınacağı, tekrar hapis yatacağı konusunda bilgi sahibi değildik. “Oradan” aradı beni, teselli etti. Benden kıyafetlerini istedi ama ben o gün ve akşamında, ertesi gün de dokunamadım kıyafetlerine.

Kabullenemedim, kabullenemedik bu adaletsizliği...

Yıllar sonra ailesine, mücadelesine ve özgürlüğüne kavuşan Gülbahar, adaletsizliğini adından daha iyi bildiği ülkede, yeniden demir parmaklıklar arkasındaydı artık. Gülbahar’ın yeniden cezaevine girmesine canı en çok yanan kişi, hiç kuşkusuz 85 yaşındaki annesi Dursun Gülbahar olmuştu. 30 yıldır ayrı kaldığı oğlu yeniden cezaevine girerken Dursun Gülbahar “oğlum halkların savunucusu, bunun inancıyla dimdik ayakta” diyecekti.

GÜLBAHAR’DAN MEKTUP VAR

30 yıldır türlü hukuksuzluklarla cezaevinde tutulan ve son olarak yasa maddelerini bile hiçe sayarak yeniden cezaevine konan Hasan Gülbahar’ın yaşadıkları ülkenin “hukuk destanları” arasında yerini çoktan alırken, ailesi de onu tekrar özgürlüğüne kavuşturmak için elinden geleni yapıyor.

Gülbahar’ın özgürlüğü için çalışmalar yürüten kardeşi Sema Gülbahar, bir imza kampanyası başlattı. Kampanyayı anlatan sözleri ise ağabeyine bıraktı. Hasan Gülbahar, bu sözleri 30 yıldır “meskeni” haline gelen cezaevinden, yeniden özgürlüğe bir yol açılsın diye yazacaktı:

Özgürlüğümü geri istiyorum!

Ben Hasan Gülbahar,

12 Eylül mahkûmu iken 30 yıllık mahpusluk hayatım geçen sene çıkartılan bir yasa ile sona ermişti. Şimdi yeniden dört duvar arasındayım. Adalet Bakanlığının tahliyeme itirazı ile 7 yıl daha yatmama karar vermiş Yargıtay. Hem de tahliye yasası 12 Eylül döneminden kalan cezamı ortadan kaldırdığı halde!

19 yaşında askeri darbe döneminde başlayan siyasi mahpusluğumun -birkaç yıllık soluklanma dışında- 60 yaşında sona ermesine karar verilmiş...

Bu karar, düzene muhalifsen cezalardan ceza beğen resmi anlayışının ürünüdür.

Ve yeniden tutuklanma kararının tarihi ile de özel bir mesaja sahiptir: 12 EYLÜL 2014!

TAHİR CANAN’DAN GÜLBAHAR’A...

Hasan Gülbahar’ın yeniden cezaevine girmesine ilişkin, ilk olarak Tahir Canan’la konuştuk. Canan bu skandal kararlara kendisinin de, Hasan Gülbahar’ın da alışık olduğunu söyleyerek söze başladı. Hukuksuzluklara alışmışlardı, ama “artık yeter” de diyordu Tahir Canan. Bunca hukuk skandalı, bunca rezaletten sonra Hasan Gülbahar’ın yeniden cezaevine konmasını “hukukun tersten okunması” olarak tanımlayan Tahir Canan, bu duruma da bu ülkenin cezaevlerini en iyi bilen devrimcilerin alışık olduğunu söylüyor. Gülbahar’ın yeniden özgür kalması için mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini belirten Canan, hukuksuzluklar karşısında hiçbir zaman pes etmeyeceklerini de sözlerine ekliyor.