Havuzda bugün: Erdoğan'a eş zamanlı vurmayın

AKP/Yeni Parti gerilimi yükselmeye devam ederken, son gelişmelerle birlikte kulisler de hareketlendi. Ayrılanlar Erdoğan'a ayıp etmekle suçlanırken, Erdoğan'ın strateji değiştireceği iddiaları ve bir tarafta da baskın erken seçim tahminleri yapılıyor, eski defterlerin açılacağının da işaretleri var.
soL- Yavuz Karamahmutoğlu
Çarşamba, 18 Eylül 2019 09:24

AKP/Yeni Parti gerilimi yükselmeye devam ediyor. Davutoğlu ve ekibinin AKP'den istifa etmesiyle kulisler de hareketlendi. Ayrılanlar Erdoğan'a ayıp etmekle suçlanırken, Erdoğan'ın strateji değiştireceği iddiaları ve bir tarafta da baskın erken seçim tahminleri yapılıyor. İşte havuzun bugünkü AKP/'Yeni parti' tartışması...

2022'YE KADAR 40 BİN TAHLİYE

Türkiye yazarı Cem Küçük, cezaevindeki FETÖ’cülerin ortalama 6-7 yıl ceza aldığını 2022’ye kadar da 40 bin kişinin tahliye edileceğini söyledi. Küçük, tahliye olacak isimlerle ilgili olarak "Bazıları kinli çıkacaktır ve intikam isteyecektir" ifadesini kullandı.

Küçük "Devlet denilen aygıt bir tehlike vuku bulmadan onu bertaraf eden yapıdır. Vücudun bağışıklık sistemi gibidir. Bağışıklık çökerse sonradan alınan tedbirler anlamsızdır" dedi.

Küçük'ün "Yüksek Yargı, FETÖ şirketleri ve içerideki FETÖ’cüler" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;
 
Bir uyarım da cezaevindeki FETÖ’cülerle alakalı. Ortalama bir FETÖ’cü 6-7 yıl ceza aldı. 10 yıl ve üstü alanlar da var. 15 Temmuz’a katılan askerler, bazı polis şefleri, yargı mensupları ve imamlar hariç 2022’ye kadar peyderpey içerideki FETÖ’cülerin çoğu tahliye olacak. İçeride 10 bin kişi hariç 40 bin kişi dışarı çıkacak. Bazıları kinli çıkacaktır ve intikam isteyecektir.
 
Devlet denilen aygıt bir tehlike vuku bulmadan onu bertaraf eden yapıdır. Vücudun bağışıklık sistemi gibidir. Bağışıklık çökerse sonradan alınan tedbirler anlamsızdır.

ANKARA'DA BASKIN ERKEN SEÇİM KONUŞULUYOR

Korkusuz yazarı Can Ataklı, Ankara'daki kaynaklarının "Kasım'da bir baskın seçim hazırlığı" olduğundan söz etmeye başladığını aktardı. Ataklı, "Sarayın hesabı, 'sadece HDP'nin baraja takılmasının' tek başına iktidarı getireceğine dayanıyormuş" ifadesini kullandı.

Ataklı "Şimdi anladığım kadarıyla top Erdoğan'da. Partisinin yüzde 40'ın altına düşmeyeceğine, HDP'nin baraja takılacağına ve birinci turda olmasa da ikinci turda cumhurbaşkanı seçileceğine inandığı an baskın seçim için düğmeye basacağını düşünmek yanlış olmaz" dedi.

Ataklı'nın "Yine mi baskın seçim geliyor?" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

Çok güvenerek ve inanarak söyleyemiyorum ama Ankara'da bazı kaynakların, “kasımda bir baskın seçim hazırlığı” olduğundan söz etmeye başladı.

İlk anda saçma bir fikir gibi geliyor değil mi?

Ağır bir İstanbul yenilgisi, bütün önemli büyükşehirlerin kaybedilmiş olması, iki yeni partinin kurulacak olması, tabandaki kaynaşma ve istifalar varken ve en önemlisi ekonomi çökmüş, işsizlik başını almış gitmiş, her taraf kaynarken, bir seçim yapmak hiç de akıllıca değil.

Mantık böyle ama bir de siyasetin öteki yüzü var.

Yüzde 10 barajlı bir seçim sisteminde, ille çok yüksek oy almaya gerek yok.

Unutmayın ki, AKP 2002'de sadece yüzde 34 oyla, yüzde 65'lik bir güce ulaşmıştı yüzde 10 barajı sayesinde.

Şimdi o kadarına bile gerek yok.

Sarayın hesabı, “sadece HDP'nin baraja takılmasının” tek başına iktidarı getireceğine dayanıyormuş. HDP, son seçimlerde 66 milletvekili çıkarmıştı. (Sonra 4 milletvekili belediye başkanı seçilince sayı 62'ye indi.)

Bu milletvekillerinin birkaçı hariç hepsi Güneydoğu illerinden seçildiler. Bu bölgede milletvekili çıkaracak sayıya ulaşan HDP ve AKP dışında parti yok.

Eğer HDP barajı aşamazsa AKP en az 59 milletvekilini havadan kazanıyor.

ERDOĞAN 'KUCAKLAYICI' OLACAK

Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi, kabinede beklenen değişikliklere değindiği bugünkü yazısında Türkiye siyasetinin içerisinde bulunduğu ittifak ortamı gereği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'siyaset tarzında değişiklikler meydana geleceğini' öne sürdü.

Selvi'nin "Kabineden önce Erdoğan’ın siyaset tarzı değişiyor" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

"CHP’li belediye başkanlarıyla yapılan toplantı bunun başlangıcıydı. CHP’li bir belediye başkanı, “Bakanlar Kurulu üyelerini karşımıza dizdi. Başkanların ne sorunu varsa not alacaksınız, çözeceksiniz dedi. Başka ne bekleriz” demişti. Erdoğan’ın iktidar, muhalefet ayrımı yapmadan tüm belediye başkanlarını davet etmesi kamuoyu tarafından da olumlu karşılandı. Erdoğan bir adım daha attı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile bir araya geldi. Karamollaoğlu “Ucu açık bir görüşmeydi. İki saat konuştuk. Üç saat de sürebilirdi” dedi. Erdoğan’ın daha önceki görüşmelerinden farklı bulduğunu söyledi. 30 Ağustos resepsiyonunda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile sohbeti de bu zincire eklemek gerekiyor.

Bu adımların siyasi sonuçları ileride görülecek."

'EŞ ZAMANLI VURMAYIN AYIPTIR'

Sabah gazetesi yazarı Salih Tuna AKP muhaliflerini hedef aldığı bugünkü köşe yazısında "sizi o makamlara getiren lidere ABD taşeronu FETÖ ve PKK’yla eşzamanlı vurmayın. Ayıptır" dedi.

Tuna'nın "Ayıptır ayıp" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

Sadra şifa bir cümleniz yok. Sakın ola imkandan, fırsattan bahsetmeyin. Fikrin varsa çimento kağıdı da yeter.

Zaten imkan verilenlerin de dakka geçmiyor her tarafı ayrı oynuyor. Takva sandığımız hallerinizin de yoksulluğunuzdan kaynaklandığını mal mülk makam sahibi olduğunuzda anladık.

Makamlarınızı kaybedince de “muhalif” kesildiniz başımıza.

Yine “muhalif” olun, hatta beter olun; fakat hiç değilse sizi o makamlara getiren lidere ABD taşeronu FETÖ ve PKK’yla eşzamanlı vurmayın. Ayıptır.

ESKİ DEFTERLER AÇILIYOR

Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç eski defterleri açtığı bugünkü köşe yazısında Davutoğlu'na "Batı’ya jurnalleyip duran Davutoğlu cevap vermelidir!" dedi.

Kekeç'in "Bu soruya Davutoğlu cevap vermelidir!" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

Hani Ahmet Davutoğlu, dört bakan için “Yüce Divan’a gidip aklanıp gelsinler” diyordu ya. Yargılamalar, işbu şerefsizin hazırladığı fezleke üzerinden yürütülecekti. (“Davutoğlu niçin AK Partiden koptu?” diye merak ediyor musunuz hâlâ?)

Cumhurbaşkanı Erdoğan duruma müdahale etmeseydi, bakanlar o fezlekeye göre yargılanacak, kuvvetle muhtemel ceza alacaklardı. “Kuvvetle muhtemel” değil, mutlaka ceza alacaklardı. 

Bunu fezlekelerin yazıcısı şerefsiz Hüseyin Korkmaz da biliyordu, dönemin siyasileri de biliyordu, bugün “Biricik yargılama yeri Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleridir” diyen dönemin devlet adamları da biliyordu. 

Hüseyin Korkmaz Anayasa Mahkemesi’ne satamadığı (çünkü Davutoğlu’nun hesabı tutmadı) fezlekeleri Amerika’ya kaçırdı ve Zarrab davası savcısına teslim etti. 

Soru şu: 

Israrla “Yüce Divan” diyen siyasiler (Davutoğlu ve Ahmet Taşgetiren gibi Davutoğlu’cular), işbu fezlekenin Hüseyin Korkmaz tarafından kaleme alındığı, “bir numaralı sanık” olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret edildiği bilgisine sahip miydiler? 

Bu soruya, ülkesini ve “dava arkadaşlarını” Batı’ya jurnalleyip duran Davutoğlu cevap vermelidir!