Havuz medyasında Başkanlık tartışması: Napıcaz be Kamil!

23 Haziran seçimlerinde sonra muhalefetin "parlamenter sisteme geri dönülmelidir" çıkışının etkileri AKP'de ve havuz medyasında sürüyor. Erdoğan'ın "milletvekilleri panik halinde görünmesin" uyarısıyla, biraz rötuş ihtiyacı var, abartmayın uyarısı birlikte sunuluyor. Bu tartışmadan nasibini havuz da aldı. Ne olduğu belli olmayan sistem yorumlarından, bu kadar yaptık…

soL - Yavuz Karamahmutoğlu

23 Haziran seçimlerinde sonra muhalefetin "parlamenter sisteme geri dönülmelidir" çıkışının etkileri AKP'de ve havuz medyasında sürüyor. Erdoğan'ın milletvekilleri panik halinde görünmesin uyarısıyla, biraz rötuş ihtiyacı var, abartmayın uyarısı birlikte sunuluyor. Bu tartışmadan nasibini havuzda aldı. Ne olduğu belli olmayan sistem yorumlarından, bu kadar yaptık en az bir-iki seçim dönemi denenmeli yorumlarına kadar her şey var... İşte günün havuz medyası özeti...

NE OLDUĞU BELLİ OLMAYAN SİSTEM

Eski AKP Bursa Milletvekili ve Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan Başkanlık sistemini değerlendirdiği yazısında "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"ne sert eleştirilerde bulundu. Ocaktan sistem için "Nevi şahsına münhasır, ama ne olduğu belli olmayan bir sistemdir" dedi.

Ocaktan'ın "yeni sistem tartışması erken başladı" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçimiyle ortaya çıkan tablo, bir yıl önce hayata geçen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini tartışılır hale getirdi. Seçmen kitlelerinin bir yıl gibi kısa bir sürede derin bir kırılma yaşayarak arayış içine girmesi, toplumun AK Parti’ye olan rağbetin azalmasından çok yeni sistemden yorulduğunun bir göstergesidir.

Her ne kadar 31 Mart seçimlerinde neredeyse bütün büyükşehirleri kaybeden Cumhur İttifakı, seçmenin mesajını aldıkları yönünde şu ana kadar açıktan bir beyanda bulunmasalar da yeni sistemden onların da çok mutlu olmadıkları anlaşılıyor. Nitekim iktidar cenahından gelen “revize edilebilir” yönündeki açıklamalar, memnuniyetsizliğin ipuçlarını vermektedir.

Kabul etmek gerekiyor ki Türkiye’nin, demokratik normlar açısından fevkalade sıkıntılı olan bu sistemle yürümesi mümkün değildir. Çünkü bu sistem özü itibariyle “kuvvetler ayrılığı”na dayanmamaktadır, Meclis işlevsizleştirilmiştir, yargının bağımsız ve tarafsızlığına olan güven azalmıştır.

***

Evet, başkanlık sistemi de tıpkı parlamenter sistem gibi demokrasinin bir kurumudur. Ancak Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ne başkanlık, ne de parlamenter sistemle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Nevi şahsına münhasır, ama ne olduğu belli olmayan bir sistemdir. Kısacası, bu sistemin evrensel hukuk normları içinde bir tarifini yapmak ne yazık ki mümkün değildir.

***

Ne yazık ki Türkiye bu uyarıların hiçbirisini dikkate almadı ve bugün içinden çıkılması neredeyse imkansız hale gelen bir sistem kaosuyla karşı karşıyayız.

VEKİLLER OLARAK PANİK HALİNDE GÖZÜKMEYİN

AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Japonya ve Çin'i kapsayan yurt dışı gezisinin ardından AKP içinde milletvekilleri kapsayan bir değerlendirme toplantısı yaptı. HaberTürk yazarı Muharrem Sarıkaya'nın aktardığına göre Erdoğan toplantıda AKP'li milletvekillerini  “Abartmayın, vekiller olarak panik halinde gözükmeyin; 31 Mart’ı 23 Haziran’a kurban etmeyin…” sözleriyle uyardı.

Sarıkaya'nın "Erdoğan: Abartmayın; 31 Mart’ı 23 Haziran’a kurban etmeyin..." başlığıyla yayımlanan yazısının bir bölümü şöyle:

AK Parti Genel Başkanı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk seçim değerlendirmesini parti yönetiminde yapmıştı…

Araya yurt dışı geziler girdi, dönüşüyle birlikte kulislerde bir süredir yakınmaları devam eden milletvekilleriyle de dün ilk buluşmasını gerçekleştirdi.

Kapalı her iki toplantıda olup biteni milletvekillerinden dinledim.

Şunu söylemeliyim ki yönetim kadrolarının seçime yönelik eleştirisi çok daha sertti.

Milletvekillerinin ilk grubu ile dün gerçekleşen toplantıdaki değerlendirmeler ise daha çok kendilerini önemsiz hissettiren sistemin işleyişine yönelikti.

Aktarıldığına göre Cumhurbaşkanı bu konuda taviz vermedi, sistemin aksayan yönleri dışında ana aksında bir değişim olmayacağını belirtti.

“Biz iyiyiz… Eski geride kaldı, geriye dönüş yok, sorun yok” dedi.

Son dönem gerçekleşen 9 sandık sonucunu sayıp hepsinde birinci parti çıktıklarının altını özenle çizdi.

Panik halinde gözükmeyin

İstanbul seçimindeki kaybın nedenlerine girmedi ama milletvekillerini uyarmaktan da geri durmadı:

“Abartmayın, vekiller olarak panik halinde gözükmeyin; 31 Mart’ı 23 Haziran’a kurban etmeyin…”

BİR-İKİ SEÇİM DÖNEMİ DENENMELİ

Sabah gazetesi yazarı Burhanettin Duran bugünkü köşe yazısında Başkanlık sistemini değerlendirdi. Sistemin rötuşlarının yapılmasını en az bir-iki seçim daha denenmesini önerdi.

Duran'ın "Sistem değerlendirmesi nasıl olmalı" başlığıyla yayımlanan yazının ilgili bölümü şu şekilde;

Siyasal sistem değişikliği bir ülkenin uzun dönemli yönetim tecrübesinin sonucunda gerçekleştirilir. Krizleri çözmek, ihtiyaçları gidermek için yapılır.
Kurulma ve yerleşme sürecinde güncellemeler yapılabilir. Koordinasyon sorunları çıkarsa giderilir. Nitekim bir yıla yaklaşan cumhurbaşkanlığı sistemini değerlendirme AK Parti'nin de gündeminde. "Kurullar nasıl çalışıyor?" "Parti-bakanlık ilişkileri ne durumda?" "Yasama ve yürütme dengesi ne durumda?" gibi önemli soruların "performans" cevabı aranır. Eksikler giderilir, gerekli görülen düzenlemeler yapılır. Ancak bu değerlendirme radikal değişiklikleri içermemeli.

Yeni sistemde ısrar gerekli. Zira yeterince tecrübe etmeden ciddi değişikliğe gitmek kurumsallaşmayı engeller. Bu sebeple geçilen sistem majör değişiklikler yapılmadan önce en az bir ya da iki seçim dönemi denenmeli.

USTA'LARIN ÇÖZMEKTE ZORLANACAĞI AKSAKLIKLAR ÇIKIYOR

Karar gazetesi yazarı Yusuf Ziya Cömert Başkanlık rejimini değerlendirdiği yazısında AKP'nin bu modelden vazgeçemeyeceğini belirtti. Cömert, şikayet edilen koalisyonlar yerine ittifaklar zuhur ediyor değerlendirmesinde bulundu.

Cömert'in "Sistem bir senede eski di mi?" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

Mekanik, kağıt üzerinde güzel, en azından iktidar için.

Ancak, makine çalışmaya başlayınca, ‘usta’larının da çözmekte zorlanacağı aksaklıklar çıkıyor.

Sistem, yan etkiler, gitgide müesseseleşen yan sonuçlar doğuruyor.

Bunlardan biri idari.

Bürokrasi, siyaset, fikir beyan etmek için, icraat yapmak için, evvela Külliye’nin tutumunu keşfetmeye çalışıyor.

Külliye’nin eğilimini keşfedemediği durumlarda, yanlış bir şey yapmaktansa hiçbir şey yapmamayı daha güvenli buluyor.

Bu durum kronikleşme alameti gösteriyor.

Siyasi yan etkiler daha dikkat çekici.

Mesela, koalisyonların yerine ittifaklar zuhur ediyor.

***

Muhalefet hafta başında parlamenter sisteme dönüş çağrısı yaptı.

Bu çağrı, siyasi bir argüman olarak iş yapabilir.

Ama bugün için gerçekleşme kabiliyeti yok.

AK Parti’de ise yüksek olmayan bir ses tonuyla sistemde revizyon ihtiyacı dillendirildi.

Revizyon’dan kasıt vaktiyle Burhan Kuzu’nun anlattığı ‘çekli-balanslı’ sistemlere meyletmek olabilir mi?

AK Parti’de bugünkü şartlarda öyle bir gündem oluşmaz.