Gezi direnişçisi Aydın Aydoğan: Savaş yıkımdır

Gezi Direnişi döneminde polisin attığı gaz fişeğiyle yaralanan Aydın Aydoğan, ‘Suriye'den elinizi çekin, askerler evlerine dönsün’ çağrısına katılanlar arasında yer aldı. Aydoğan ile imza kampanyası başlatılan çağrıyı konuştuk.
soL - Haber Merkezi
Salı, 03 Mart 2020 13:10

Gezi Direnişi'nde polisin attığı gaz fişeğiyle yaralanan ve soruşturmasında 7 yıldır ilerleme kaydedilemeyen Aydın Aydoğan, "Suriye'den elinizi çekin, askerler evlerine dönsün" çağrısına katılanlar arasında yer aldı. Aydoğan'la kampanyayı ve Suriye savaşını konuştuk.

Sizin de imzacısı olduğunuz 'Askerler evlerine dönsün' çağrısı ne ifade ediyor?

Bu ülkede malesef en ucuz şeyin insan hayatı olduğunu Suriye'de yaşanan son gelişmelerden de görmüş bulunmaktayız. Yoksul ailelerin evlatlarının yaşam mücadelesi ve çaresizlikleri yüzünden tercih ettiği bir meslek haline getirilen askerlik artık iktidarın ve Erdoğan'ın şahsi hırslarının bir kurumu olmuş durumdadır.

Bizim bunları kabul etmemiz asla beklenilemez, dünyanın her neresinde olursa olsun..

2011'den beri Suriye politikamız inanın hiç birşey üretmeyen, sadece iç siyasete dönük politikalarla binlerce masum insanın can kaybı ile bugünlere geldi. Bu son asker kayıpları da bunlara örnektir. Erdoğan'ın sadece iç siyesete dönük yaptığı politika dışarda kabul görmüyor artık. 

'SAVAŞ YIKIMI,YOKSULLUĞU MEŞRULAŞTIRIR'

Çağrı kısa zamanda önemli bir desteğe ulaştı. Sizce toplumda savaşa bakış nasıl, insanlar savaş istiyor mu?

Savaş inanın hiçbir toplumda kabul görecek bir şey değildir. Çünkü savaş yıkım, yoksulluk, can kaybı, tecavüz gibi bir sürü şeyi de meşrulaştırarak gelir. Bunu hiçbir modern toplumun destekleyeceğine inanmam lakin bu coğrafyada mezhepçilik, ırkçılık sürekli pompalandığı için toplum hızla ayrıştırılıyor. Ama hâlâ bizler gibi barışın ne kadar önemli olduğunu dile getiren, 'Askerler evine dönsün' diyebilen milyonlarca insan olduğunu görmek, ümitvar olmamız gerektiğini bir kez daha hatırlattı bizlere.

Bu çağrının toplumun çeşitli katmanlarında destek bulduğuna bizatihi şahidim çünkü artık insanlar ölümlerden ve savaştan yoruldu. İnsanlar savaş istemiyor, huzur istiyor. İnsanların bulundukları zaman dilimi aciliyetlerini belirler. Şimdi insanlar ile konuşuyorum, şu anda insanların sadece ama sadece can güvenliği konusunda aciliyetleri var. 5 ay önce durum daha farklıydı. Savaş insanların hayatında belirleyici bir noktadır ve bu ülkemde kimsenin savaş istediğine inanmak istemiyorum.

'HİÇBİR ŞEY İNSAN HAYATINDAN DAHA ÖNEMLİ DEĞİL'

Erdoğan Suriye'deki gelişmelerin ardından yaptığı ilk konuşmada Gezi Direnişi'ni hedef aldı. Buna ilişkin ne söylemek istersiniz?  

Erdoğan'ın Gezi cıkışlarına artık alıştık. Gezi ile toplumu kamplaştırıp, bir halk isyanını kriminalize edip, toplumu iyice ayrıştırma derdinde. Hâlâ 'Kabataş'ta başörtülü kadını darp ettiler', 'Camide içki içtiler' diyebiliyor çünkü Erdoğan ayrışmadan besleniyor. Gezi davasında ikinci defa beraat edenler hakkında hâlen konuşabiliyor. Adalete müdahale ederek ve sürekli mağdurları oynayarak toplumun esas mağdurları iken kandırılmış insanların duyguları üzerinden siyaset yapıyor ve bu politika ülkeye hep zarar veriyor. Göçmen politikası da aynen böyle. Alırken 'başımızın üstünde yeriniz var' deyip samimiyetsiz davranıyorlar. Bu toplum Ensar'ı kabullendi. Aynı Erdoğan daha dün 'Bakmak zorunda değiliz' diyor.

Burada tek sermayesi siyaset değil. Bu milletin masum duygularından faydalanıyor. Bugün de çıkmış '1 milyar euro verecektiniz, sözünüzü tutun' diyebiliyor. 'Şimdi 5 milyar euro verseler ses çıkarmayacak mısınız?' diye sormak lazım. Hiçbir şey insan hayatından daha önemli değildir. Asker kayıplarından 48 saat sonra cıkıp ekonomiden paradan bahsedip sözü tekrar Gezi'ye getirmesinin temeli de Erdoğan'ın Gezi'yi hafızasından hâlâ silemedi. Geziciler'in hayal ettiği ülkenin çok faklı ülkeler olduğunu iyi biliyor ve bunu düşündükçe de tahammül edemiyor.

Gezi barış istiyordu, kucaklayıcıydı. Erdoğan'ın dünyasında böyle şeyler yok. Onun Gezi kabusu devam ediyor. Anlamadı ve anlamak da istemiyor. Üstelik bedelini de topluma ödetiyor. 

Bu çağrının toplumun çeşitli kesimlerinden yoğun kabul görmesinin sebebi şu: Erdoğan'ın 18 yıllık iktidarında insanlar yoruldu. Şiddet, savaş.. Toplum artık bunları duymak istemiyor. Herkes çocuklarını özgür, bağımsız, sorunları olamayan bir ülkede büyütmek istiyor. Bugün sınırlarda seyrettiğimiz o göçmenler yerinde yarın birgün bizler de olabiliriz. Bunları yarın yaşamamak için bugünden bizler 'barış' diyoruz, 'Askerler evine dönsün' diyoruz.

Savaş yıkımdır. Eğer savaşı sonlandırmazsak, o bizi sonlandırır.