Erdoğan, Saray'a giden CHP'li tartışması ile ilgili konuştu

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin meclisteki grup toplantısında konuştu.
Salı, 26 Kasım 2019 12:44

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin meclisteki grup toplantısında Saray'a giden CHP'li tartışmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

Önce bir Grup Başkanvekili, Meclis Genel Kurulu'nda AK Parti'yi temsil eden bir Grup Başkanvekilimize "Bu hanıma haddini bildiriniz" diye imalı konuşuyor. "Haddini bildiriniz" diyor. "Şizofrenik vakalarla caddelerle dolu" dediler. Ben de kendilerine dedim ki "Şizofrenik vakalar sadece sokaklarda değil, parlamentoda da var" dedim. Önce bunları parlamentodan temizlemek lazım. Bunları parlamentodan temizleyemezsek parlamentoya yazık olur. Burada da en önemli iş basın mensuplarına düşüyor. Köşelerinizde bunları yazmanız lazım.

Güya bir CHP'li, casus filmlerine taş çıkartacak bir senaryoyla Beştepe'ye gelip bizimle görüşmüş. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi milletin evi. CHP'lilerin de buraya gelme hakkı var. Nitekim çeşitli vesilelerle CHP'lilerden de buraya gelen olmuştur. 15 Temmuz'un ardından Bay Kemal de buraya gelmişti. Sayın Bahçeli de gelmişti. Cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde Muharrem İnce bizimle görüşmek için Külliye'ye değil ama partimize gelmiş ve genel merkezimizde İnce'yle bir görüşme yaptık. İBB Başkanı Sayın İmamoğlu da geldi, onu da kabul ettik. Seçim sonrası tüm büyükşehir belediye başkanlarını Külliye'de kabul ettik. 

Londra'da tedavi gördüğü anlaşılan ve kariyeri yeni nesile örnek gösterilemeyecek bir gazeteci var. Bu gazeteciye göre 9 Kasım'da bir CHP'li, plakası değiştirilmiş bir araçla Külliye'ye gelip bizimle görüşmüş ve farklı bir plakayla da çıkıp gitmiş. Bu görüşmede biz de "Senin CHP Genel Başkanı olman gerekir" demişiz. 

Hiçbir CHP’liye genel başkan olması gerektiği yönünde telkinde bulunmadık çünkü sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha ideal bir genel başkan olmaz. CHP’nin başında kim olduğundan bize ne?

Bu gazeteci bugünkü yazısında özür dilemiş. Bizden de özür dilemiş teşekkür ediyoruz. Ancak 'Doğrudur' diyen genel başkanı ne yapacağız. Meselenin dallanıp budaklanması üzerine Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum diyerek iddiayı yalanladım. Kendisi çıkıp 'Hata ettim, özür dilerim' diyemiyor. Zaten bu zatın klasik tavrıdır. Akıl ve izan dışı her iddiayı ortaya atar, sonra 'İzah et' deyip kenara çekilir. Cevap verilir, iddialar belgeleriyle çürütülür. Bu zat konuşmaya devam eder. 

Gazeteci 'Haber kaynağım CHP'li' diyor, CHP'liler 'Bizden sızmadı' diyor. İnce 'Bu iş CHP Genel Merkezi'nden çıktı' diyor. Sonra bir yat mevzusu ortaya çıktı. Şimdi herkes diyor ki 'O yatta ben yoktum.'

Bir tekerleme vardır. Komşu oğlun geldi mi? Geldi. Ne getirdi ? İncik boncuk. Kime kime? Sana bana. Başka kime? Kara kediye. Kara kedi nerede? Ağaca çıktı. Ağaç nerede? Balta kesti. Balta nerede? Suya düştü. Su nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı. Dağ nerede? Yandı bitti kül oldu. 

3 ay gibi bir süre sonra İstanbul susuzluğa doğru yürüyor. Bu Ankara için de geçerli. Çözeceksin bu sorunu arkadaş. Madem ki bu horona girdin, işi yapacaksın. 'Bana borçlanma noktasında Meclis müsaade etmiyor?' Çözeceğinizi görürse Meclis size destek verir.

Onurlu bir siyasetçinin yapacağı iş özür dilemektir. İçi boş ithamlarla ülkemizi meşgul ettikleri için milletimizden özür dilemeliler. CHP kendi kendine bir orta oyunu oynadı ve artık bitti. Ülkemizin gerçek gündemine dönmenin zamanı geldi. CHP kendi iç hesaplaşmasını kapalı kapılar ardında gerçekleştirsin. Ne olur artık milletin yakasından düşün. Ah ah, bunca yıl başbakanlık yaptım, cumhurbaşkanlığı yaptım; en çok hayıflandığım konulardan biri, şöyle dişime göre bir ana muhalefet bulamayışımdır.

Tank Palet Fabrikası satılmamıştır. 25 yıllığına Katar ve Türk sermayesince çalıştırılan BMC'ye tahsis edilmiştir.