Ebru Kondakçı yazdı: Erdoğan’ın Kuzey Afrika çıkmazı

Erdoğan’ın Libya’ya askeri müdahale projesi bölgesel destekten mahrum kaldı. El Sarrac’la mutabakat muhtırası tepki çeken, Hafter’le müzakere girişimlerinden sonuç alamayan AKP dış politikası, Kuzey Afrika ülkeleriyle ekonomik bağlarına yaslanarak da siyasi nüfuz elde edemiyor.
Ebru Kondakçı
Perşembe, 13 Şubat 2020 11:15

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan 27 Kasım’da Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti ile “Güvenlik ve İşbirliği Mutabakat Muhtırası” ile “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” imzalamıştı. Anlaşmanın imzalanmasından hemen sonra Libya tezkeresi çıkartıldı. Erdoğan tezkere sonrası yaptığı açıklamada Libya’ya dış müdahalenin meşruluğunu sorgulamaksızın Libya Ulusal Ordu Komutanı Halife Hafter’in "meşru olmadığını" söylemiş, devam etmekte olan savaşı tırmandırmıştı.

Türkiye’nin Libya tezkeresi uluslararası alanda hızla tepki çekti. 9 Ocak’ta Kahire’de Mısır, İtalya, Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin katılımıyla yapılan beşli zirvede Türkiye’nin Fayiz El Serrac’ın Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile yaptığı muhtıra için “Üçüncü ülkelerin egemenliğini ihlal eden bir nitelik taşıyan bu anlaşma, deniz yasalarına aykırıdır ve herhangi bir hukuki sonuç içermemektedir” açıklaması yapılmıştı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’dan da kınama açıklaması gelmişti. Öte yandan bölgede dış müdahaleye genel olarak itiraz eden ancak farklı taraflarla siyasi bağları olan ülkeler var.

Erdoğan, UMH ile yaptığı anlaşma sonrası hızlı bir çıkış yaparak Libya tezkeresini çıkartmış olsa da, kısa sürede bölge ülkeleriyle müzakere arayışına girdi. Dış müdahaleye karşı olduğunu söyleyen bölge ülkeleri iç savaşın tarafları arasında görüşmeleri savunuyorlar. Almanya’nın girişimiyle düzenlenen Berlin Konferansı’nda Angela Merkel “Konferans sonrası Libya için kapsamlı bir yerleşim planı konusunda anlaşmaya varıldı” demişti. Hemen sonra El Sarraç hükümeti Hafter ile bir daha masaya oturmayacağını ilan etti. Rusya ve Türkiye’nin çağrısı ile gerçekleşen ateşkes anlaşmasından bir gün sonra ise Hafter ve müttefiki Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ateşkesin sona erdiğini, savaşın devam edeceğini açıkladılar.  Müzakereler sonuç vermezken Türkiye’nin Tunus ve Cezayir üzerinden elini güçlendirecek temaslar yürütmesi dikkat çekiyor.

TUNUS’TA İTTİFAK DİKİŞİ TUTMADI

Erdoğan, UMH ile anlaşma imzaladıktan sonra Aralık ayında Tunus’a sürpriz bir ziyarette bulunmuştu. Ocak başında Tunus Dışişleri Bakanlığı Türkiye’den Libya’ya Tunus üzerinden gönderilen silahlara el koyulduğunu duyurdu. Erdoğan ile görüşme sonrasında Tunus Cumhurbaşkanı Libya’ya Türkiye müdahalesi dahil olmak üzere herhangi bir yabancı müdahalenin karşısında olacaklarını açıkladı.

Ertesi hafta El Nahda Hareketi Başkanı ve Tunus Meclis Başkanı Raşid Gannuşi Türkiye’ye gelerek Erdoğan ile bir görüşme yaptı. Gannuşi’nin Erdoğan’la yaptığı kapalı toplantı Tunus’ta tepkiye sebep oldu. Türkiye’nin Libya iç savaşına müdahalesi sokaklarda protesto edilirken Gannuşi parlamentoda "ulusal güvenliği tehlikeye atmakla" suçlandı. Özgür Anayasa Partisi, Gannuşi’nin güvenoyunun çekilmesi çağrısı yaptı. Bu süreçte 2004’te Tunus ile Türkiye arasında imzalanan ancak İslamcı El Nahda hareketinin iktidara geldiği 2011’den itibaren yürürlüğe konulan serbest ticaret anlaşması Arap medyasında yeniden gündem oldu. 

Arap Baharı sonrası Türkiye’nin Tunus’a askeri konularda mali yardım, eğitim ve donatım desteğini de artırdığına dayanan analizler, Türkiye’nin Afrika kıtasına geçişini sağlama hedefinde Tunus’un en elverişli ülke olduğuna işaret ediyor. Fakat Türkiye’nin Libya’ya askeri sevkiyat için Tunus topraklarını kullanma talebinin reddedilmesi, Erdoğan’ın Tunus’a yaptığı yatırımların meyvesini alamadığını gösteriyor. 

Ocak ayında Tunus parlamentosu, Başbakan adayı Habip El Gamli tarafından önerilen hükümete güvenoyu vermedi. Bu durum Türkiye’nin 2011’de serbest ticaret anlaşmasını yürürlüğe koyan El Nahda hareketi için ağır bir darbe oldu. El Nahda Hareketi Başkanı’nın aldığı tepkiler, el koyulan silahlar ve silah sevkiyatı anlaşmasının reddi göz önüne alınınca Erdoğan’ın Tunus’la ittifak dikişi tutturamadığı çok açık. 

CEZAYİR’DE EKONOMİK YATIRIMLAR SİYASİ SONUÇ VERMİYOR

Bölgedeki diğer ittifak seçeneği Cezayir de henüz Erdoğan’a yeşil ışık yakmış değil. Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile görüşmesinden sonra Libya gündeminde Cezayir ile ortak hareket edileceği yönünde bir açıklama yaptı. Fakat Cezayir Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Syed Ali Azzoni Cezayir’in Libya sürecinde arabuluculuk yapmaya hazırlandığını ama Libya’ya dış müdahaleyi de reddettiklerini ifade etti. Cezayir’de 1999’dan beri iktidarda olan Buteflika rejimine ve siyasi artıklarına karşı geçen yıl büyük halk gösterileri olmuş, Aralık ayında halk boykotu sonucu yüzde 40 gibi düşük bir katılımla Cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşmiş ve Tebbun, başka ülkelerin iç işlerine karışmamayı da vaat ederek ilk turda seçilmişti.

9 Şubat günü Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da yapılan Afrika Birliği Zirvesi’nde Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, Libya’da dış müdahaleye son verme çağrısı yaptı. Zirvedeki konuşmasında Tebbun’un Mısır Cumhurbaşkanı El Sisi’ye kıtanın kurumsal ve finansal reformuna katkılarından dolayı ayrıca teşekkür etmesi Cezayir’in kararında Mısır etkisinin olma ihtimalini arttırıyor. Fransız gazetesi Le Monde’un yeni süreçte Cezayir’in rolü ile ilgili yayınladığı bir rapor, BAE’nin Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne karşı savaşa Aralık ayında katılması sonrası Cezayir’in tutumunun Türkiye’yi desteklemek yönünde olabileceğini, ancak Mısır’ın engelleyici etkisini de göz önüne almak gerektiğini belirtiyor.

Cezayir’de akademisyen ve gazetecilerin bazıları UMH’ye Türkiye ve Cezayir’in ortak desteğini savunurken diğerleri Cezayir’in Libya’da Türk varlığını asla onaylamayacağına, bunun Türkiye ve Cezayir arasında bir krize dönüşeyeceğine işaret ediyorlar. Cezayir’in Türkiye’ye destek vermesinin ülkedeki Fransa nüfuzu nedeni ile mümkün olamayacağı yorumunu yapan gazeteciler, Erdoğan’ın bölgede Fransa nüfuzuyla ilgili eleştirisine karşı eski başbakan Ahmed Uyahya’nın “Erdoğan’ın bizi savunmasına izin vermiyoruz” şeklinde tepki verdiğini hatırlatıyorlar.

Cezayir, Arap Baharı’nın İslamcı hareketleri canlandıran ve ülkeleri NATO müdahalesine açık hale getiren etkisinden en az etkilenmiş ülke olarak biliniyor. Türkiye’nin gıda, tekstil ve eczacılık alanında bir numaralı yatırımcı olduğu Cezayir’i siyasi olarak etkileyememesi de dikkat çekiyor. Ekonomik yatırımların büyüklüğüne rağmen Cezayir’in Türkiye’nin kültürel ve siyasi nüfuzuna kapalı olması, Türkiye’nin Libya planlarını bozuyor. Çeşitli yorumculara göre NATO dahi Cezayir olmadan Libya’ya etkili müdahale edilemeyeceğini öngörüyor ve Türkiye’nin Cezayir üzerinde söz sahibi olmasını tercih ediyor.

Son haftalarda Türkiye’nin Suriye-İdlib’den Libya’ya sevk ettiği cihatçı grupların İtalya üzerinden Avrupa’ya kaçmaya çalıştığı ve Cezayir’i rota olarak kullandığı bilgisi basına yansımıştı. Bölge ülkelerinden gelen bu haberler, Türkiye’nin İdlib politikasındaki başarısızlığını görünmez kılacak bir Libya başarısının ortaya çıkmadığını gösteriyor.


https://haber.sol.org.tr/dunya/libyaya-gonderilen-parali-askerlerin-nihai-rotasi-avrupa-279943

https://haber.sol.org.tr/turkiye/erdogandan-cezayire-vize-aciklamasi-279184

https://haber.sol.org.tr/dunya/tunusta-ihvanci-meclis-baskaninin-erdoganla-gorusmesi-tartismalara-yol-acti-278425

https://haber.sol.org.tr/yazarlar/aydemir-guler/libya-operasyonunun-ciddiyetini-nasil-olcecegiz-277888

https://haber.sol.org.tr/dunya/analiz-yok-mu-cezayiri-kurtaracak-bir-kahraman-258727