Boyun eğmeyen iki komünistin ardından: Mustafa Hayrullahoğlu ve Talip Öztürk

16 Kasım hem TKP Merkez Komite Üyesi Mustafa Hayrullahoğlu'nun hem de TKP üyesi ve İstanbul TÖB-DER başkanı Talip Öztürk'ün ölüm yıldönümü. Yaşamlarını işçi sınıfının mücadelesine adayan, bu mücadelede uğradıkları saldırlar sonrası yaşamını yitiren Hayrullahoğlu ve Öztürk, saygıyla anılmaya ve mücadelede yol göstermeye devam ediyor.
soL - Haber Merkezi
Cumartesi, 16 Kasım 2019 17:52

TKP İstanbul İl Sekreteri ve Merkez Komite üyesi Mustafa Hayrullahoğlu (Deniz Yoldaş), bundan tam 39 yıl önce gözaltında katledildi.

İşçi sınıfının iktidar mücadelesinde yılmadan emek veren inatçı bir komünistti Hayrullahoğlu.

12 Eylül faşist darbesinin ardından gözaltına alındığında polisin işkencesine boyun eğmemiş, işkencecilere adını bile söylememişti.

Gözaltında polis tarafından katledilen ve sonrasında yine polisler tarafından gizlice Kulaksız Kimsesizler Mezarlığı'na gömülen Hayrullahoğlu'nun mezarı ailesi ve yoldaşlarının mücadelesi sonucunda bulundu.

Hayrullahoğlu'nun katilleri ise devlet tarafından ödüllendirildi. 1984 yılında dönemin sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davada, 3 polise 10'ar yıl hapis cezası verilirken, bu karara imza atan hakimler görevden alındı. Hakimlerin görevden alınmasının ardından ise işkenceci polisler beraat etti.


BOYUN EĞMEYEN BİR EĞİTİM EMEKÇİSİ: TALİP ÖZTÜRK

Talip Öztürk, 16 Kasım 1979 tarihinde öğretmenlik yaptığı okulun çıkışında faşistler tarafından katledildi.

İstanbul TÖB-DER Başkanı olan TKP üyesi Öztürk, Birlik ve Dayanışma'nın ve Barış Derneği'nin de kurucuları arasında yer aldı.

Hem örnek bir eğitim emekçisi hem de inatçı ve kararlı bir devrimciydi Öztürk.

Onun katilleri de yine devlet tarafından korundu, serbest bırakıldı.

Yeğeni Akın Öztürk, Talip Öztürk'ü ve sonsuzluğa uğurlandığı töreni şöyle anlatıyor:

Cenazesi muazzam kalabalıktı. Kütahya’dan köylüler de geldi. İskenderun’dan İsdemir İşçileri, Karabük’ten Karabük demir-çelik işçileri, Zonguldak’tan maden işçileri, Türkiye’nin dört bir noktasından insanlar, tüm engellemelere rağmen İstanbul’a geldi. Hepsinin gönlünü fethetmişti. Aksaray’da Valide Sultan Camiden, Topkapı Kozlu Mezarlığı’na kadar Talip sevenleri sel olup aktı. Sıkıyönetim dönemiydi. İnsanlar slogan atarak yürüdüler o yolu. İnsanların gözünde müthiş bir öfke vardı. Talip böyle uğurlandı.

Amcam çok kısa hayatında öyle bir kişilik yapısına sahipti ki, bugün o kişilik yapısına her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Kendini davaya, yüce idelere sınırsız şekilde adamış olmak. Her şeyiyle, bütün varlığını, bütün yeteneklerini, bütün birikimini, bütün hayatını bu yüce idelere, yaşanılası bir dünya mücadelesine adamak, sınırsız cesaret, sınırsız özveri.