Bir pandemi masalı: Kredi ertelemesi

Koronavirüsün ekonomiye olumsuz etkilerinin hafifletilmesi adına tüm bankalar teker teker destek paketleri açıklamaya başladı. Bu destek paketleri ne anlama geliyor? Borç erteleme kolaylığından yararlanmak isteyen çoğu vatandaş erteleme süresi boyunca oluşacak yüksek tutarlı ilave faiz yükümlülüğüyle karşı karşıya kalacak. Bir pandemi masalı olan kredi ertelemesini Cengiz Ateş soL için yazdı.
soL - Cengiz Ateş
Cuma, 03 Nisan 2020 13:59

Finansal sermaye 21. Yüzyılda kendisine yeni finansal araçlar yaratmış görünebilir. Ancak hemen her zaman kazanç hesabı dönüp dolaşıp mevcut sermayenin ne kadar sürede ne kadar katlandığı hesabına, bu açıdan paranın zaman değerine, yani faize gelmeye devam ediyor.

Sunulan birçok türev ürün, bono ve tahviler, sendikasyonlar, seküritizasyonlar elbette komisyon gelirleri ve benzeri birçok farklı yan gelir yaratabilir, ancak bu ürünlerin çoğunda günün sonunda geri dönen finansal sermayenin zamansal değerine, yani faiz gelirine odaklanılır. Bankalar ve diğer finansal kuruluşlar, bugün de birçok farklı yoldan faiz elde etmenin bileşkeleri olarak adlandırılabilecek finansal araçlar kullanıyor. Ancak Türkiye gibi nispeten azgelişmiş finansal piyasalarda finans kurumları için özellikle bazı bankacılık segmentlerinde doğrudan kredi faiz geliri, kâr üretminde en önemli enstrüman olmayı sürdürüyor. Bugün yaşanan gibi krizlerse, bu ülkedeki finansal sermayeye, özellikle hanehalkı için kredilerin gelirlerini arttırma konusunda büyük fırsatlar sunuyor.

Türkiye’de hanehalkı için mevcut borç stoğuna bakıldığında, krizin derinleşmesi ile borç stoğundaki artış arasında açık bağlantı görülebiliyor. Buna göre Hanehalkı borçlanma gelişimini miktar olarak sergileyen aşağıdaki tablo, 2019 yılında nispeten düşen faiz oranları, kur ve diğer beklentiler nedeniyle düşme eğiliminde olan bireysel borçlanma oranının yıl sonuna doğru hızla artmaya başladığını gösteriyor;

Bu artışta özellikle kamu bankaları tarafından düşürülen faiz oranlarının, tüketimi arttırmak amacıyla kullanımı kolaylaştırılan, vadesi uzatılan bireysel ihtiyaç kredilerinin etkisiyle ihtiyaç kredisi ve kısmen konut ile taşıt kredisi kullanımı ve hızla düşen reel ücretlerin etkisiyle kredi kartı borçlarını da bu kredilerle kapatma eğiliminin olduğu anlaşılmaktadır.

Şubat ayında etkisini iyice arttırmaya başlayan ekonomik daralma ile birlikte ise bir yandan kredi kartı harcamaları dahil bireysel borçlanma artarken diğer yandan bir “borç erteleme” rüzgarı esiyor.

Yalnızca bireysel kredilere değil, küçük esnaftan büyük sermayeye uzanan geniş bir yelpezade kredi borçlarına yönelik erteleme düzenlemeleri hayata geçirilmeye başladı.

3 aylık öteleme için kredinin vadesine 3 aylık ekleme, vadesi aynı kalan ancak ötelenen faizin diğer ödemelere yayılması şeklinde ödeme planını değiştirme, 3 ay sonraki ilk taksite 3 aylık faizi ekleme, ödeme planındaki son taksite ertelenen anapara ve faizi ekleme gibi varyasyonlar tam bir kaos içerisinde uygulanmaya başladı.

Ve seçenekler de bitmiyor; bir borç ödeme krizi öngörüsü nedeniyle bir yandan borçlar erteleniyor, diğer yandan Bankalar fırsattan istifade yeni kredi paketleri açıklıyor, devletse tüm borçlara vergilerle kefilim dediği Kredi Garanti Fonu’nu bu defa daha büyük taahhütlerle kullanıma sunuyor.

Ürün çeşitliliği de had safhada, ticari segmentte Çek Ödeme Destek Kredisi, Ekonomik İstikrar Kalkanı Kredisi, İşe Devam Kredisi seçenekleri zaman kaybetmeden yaratılmış durumda ancak bireysel krediler ve kredi kartları ve diğer yüksek faizli araçlardan kredili mevduat hesaplarının anapara ve faizlerini de ertele çalışmaları başlamış durumda. Bu desteklerin çoğu çıkış itibarıyla büyük sermayeye ve onların ucuz tedarik zincirini oluşturan nispeten daha küçük işletmelere yönelikti ancak borç stoğunun önemli ve belki de en karlı kısmını oluşturan hanehalkı borçlarını da hızla kapsadı.

TİCARİ KREDİLERDE SORUNLAR ARTINCA BİREYSEL BANKACILIK YİNE BANKALARIN GÖZDESİ OLDU

Çünkü Bireysel Bankacılık, karşılıklar kararnamesi içeğinde yapılan değişiklik ile kredi büyümesine göre TCMB’da tutulan zorunlu karşılık oranının azalmasına dayanan yeni hesaplama yöntemi sonrasında bankaların geçici büyüme alanı olmuştu.

Bireysel Bankacılığı bir anda cazip kılan bir başka neden de ticari kredilerde yaşanan tahsilat sorunları nedeniyle artan karşılıkların, hiçbir düzelme emaresi göstermeyen ulusal ve uluslararası koşullara bakılarak yeni kredi vererek arttırılamayacağının, bunun toplam karşılıkları arttıracağının, dahası kamu bankalarından büyük kamu zararına rağmen sunulan düşük faizli kredilerle rekabetin mümkün olmadığının anlaşılmasıydı.

Oysa bireysel bankacılık kredileri ile hem kredi riski onbinlerce ayrı odağa dağıtılmış oluyor, hem de geliri enflasyon ve dramatik şekilde düşen reel ücretler karşısında gasp edilmiş halkın pazarlık gücü olmadığından yüksek faizle kredi kullandırma imkanı bulunuyordu. Üstelik ticari krediler doğrudan hükümet tarafından yönlendirilip dağıtımına müdahale edilirken bireysel kredilerde istenildiğinde fren yapılabiliyordu. Yani kullandırılan bu yüksek faizli kredilerin ertelemesi banka patronları için aslında oldukça “müjdeli” bir haber.

'BORCUNU ŞİMDİ ÖDEME' YARIN KATLANMIŞ OLARAK ÖDERSİN!

Bu nedenle farklı yöntemler kullanılsa da sonuçta ticari kredilere kıyasla çok daha yüksek faizlerle, hiçbir pazarlık gücü olmayan ve şimdi de işsizlik tehdidiyle boğuşan halka “borcunu şimdi ödeme” demek, eğer gücü varsa ödemesinden çok daha karlı oluyor.

Öte yandan hanehalkı borçları istatistiklerine bakıldığında ödenmeyen krediler hem kişi sayısı hem de tutar olarak artıyor;

Bankacılık sistemi, resmi olarak halkın en az 2,5 Milyonluk kısmına ait ödeme vadesi geçmiş olan bu varlıkları her ne kadar sorunlu hale geldiğinde maaş haczi, varlığa dayalı kredilerde varlık haczi, varsa kefiller üzerinden tahsilat ve varlık yönetim şirketlerine satış gibi yöntemlerle sermayesini faiz yanı sıra gecikmenin faizi olarak temerrüt geliri de dahil olmaz üzere geri alabiliyor olsa da bugün zaten yükselmiş tahsili sorunlu alacak rasyosunu daha da yükseltmeden, erteleme yöntemiyle faiz gelirini arttırmayı tercih ediyor.

Günün sonunda zorunlu karşılıklardaki kredi büyümesi şartı da böylece sağlanıyor ve atıl duran sermayenin yeniden kullanımı imkanı yaratılıyor.

Bu tabloya, yine TBB Risk Merkezi Ocak 2020 verilerine göre ise 127 Milyar TL tutarlı Bireysel Kredi Kartı Borcu da eklendiğinde toplamda bireysel nitelikli borçlanmanın 632 Milyar ile toplam kredi büyüklüğünün içerisinde 21.9%’luk bir oran ile kredi yönetiminde önemli bir kalem olarak yer aldığı görülmektedir.

BORÇ ERTELEME: HALKA HİZMET DEĞİL YENİ KÂR KAPISI

Sonuç olarak, aslında bugünkü gibi blok halde yeni kredi verme kanalları daralmış ve büyük montanlı kredilerde de tahsilat sorunlarının yaygınlaştığı bir dönemde, özellikle pazarlık gücü bulunmayan ve kredi portföyünün önemli bir kısmını oluşturan hanehalkı kredilerinin kapsamlı şekilde ve kısa dönemli olarak ertelenmesi, finansal sermaye açısından ötelenen dönem faizi gelirini de bilançosuna aynı dönem içinde kâr olarak yazıldığı da düşünülerek bulunmaz bir fırsattır.

Normal koşullarda faiz yükü artan ve her bir yapılandırmada ücretini ödeyen halk, gelecekte daha fazla ödemeye de mahkum edilmiş olacaktır.

Kapitalizmde pandemi dahi bir kuralı değiştirmez : Borç ertelenir ancak kâr ertelenmez!