Sayfa yolu
Balıkta av sezonu açılırken: Popülasyon nasıl korunabilir?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
soL - Cenk Öner
Yayın Tarihi: 04.09.2019 , 13:38 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
1 Eylül tarihinde denizlerimizde av yasağının kalkmasıyla birlikte “Sağlıklı balık tüketebiliyor muyuz?” sorusu tekrar gündeme geldi. Öte yandan, su ürünleri içerisinde başta gelen balık tüketimi konusunda, üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemiz, pek çok ülkeye göre geriden geliyor.
Dünyada balık tüketimi ortalaması yıllık kişi başı 16 kilo iken, Türkiye ortalaması yıllık 8 kilo düzeylerinde. Bunun nedenleri arasında balığa ulaşma problemi, fiyatların yüksek ve dengesiz olması, balık ve deniz kültürünün oluşmamış olması gibi faktörler yer alıyor.
STOK AZALDIKÇA ÇİFTLİK BALIKÇILIĞI YAYGINLAŞIYOR
Piyasa koşullarında arz-talep ilişkisi, balığın fiyatını da doğrudan belirliyor. Arzın azalması fiyatları doğrudan arttırıyor. Bu da yoğun avcılık baskısı ve balık stoğunun azalması ile ilişkili. Doğal kaynakların ve denizlerdeki stoğun azalması, çiftlik balıkçılığının yaygınlaşmasına yol açıyor. Çiftlik balıkçılığının deniz ekolojisine ve çevreye olumsuz etkileri de gündemde olan bir konu. Hatta bir mücadele konusu. Kıyılarımız, koylarımız balık çiftliklerinin işgali altında günden güne kirleniyor, yok oluyor.
Bütün bu konuları yerli yerine oturtmak için “Amaç üzüm yemek mi, yoksa bağcıyı dövmek mi?” buna bakmak gerekiyor.
AV YASAKLARI BALIK POPÜLASYONUNU KORUYOR
Av yasaklarına uyulmaması ve aşırı avcılık da, olumsuz etmenler arasında. Av yasaklarının konulması, balık popülasyonunu koruma amaçlı yapılıyor. Balıkların üreme ve büyüme döneminde zarar görmemesi, erişkin boya ulaşması için bu yasaklar konuluyor. Yasak döneminde avcılık yapılması nedeniyle hem türler sağlıklı üreyemedikleri için devamlılıklarını sağlayamıyor ve bir süre sonra o denizden veya bölgeden siliniyor hem de toplam balık hasadı azalıyor. Yavru balıkların avlanması, henüz yumurtlama yapamamış havyarlı (balık yumurtalı) balıkların avlanması gibi popülasyonu olumsuz etkileyen durumlar da söz konusu.
BALIK HASADI DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR
TÜİK verilerine göre, 2007 yılında denizlerimizden 587 bin ton balık hasadı elde edilebilmişken, 2017 yılında bu hasat 322 bin tona düştü. Veriler, 10 yılda neredeyse yarı yarıya bir düşüş olduğu görülüyor. 20 yıl önce 50’nin üzerinde balık türü bulunan Marmara’da bugün sayı birkaç türe kadar düştü. Marmara Denizi aynı zamanda birçok balık türünün üreme yeri ve Akdeniz ile Karadeniz arasında geçiş bölgesi. Burada yapılan aşırı avlanmanın çok sayıda olumsuz sonucu olduğuna dair araştırmalar mevcut.
Olumsuz sonuçlara neden olan faktörlerin başında, aşırı avcılık ve trolle yapılan avcılığın etkisi ile deniz kirliliğinin artması geliyor. Tabi diğer çevresel faktörlerin etkisi de var. Trol avcılığı, dip balıklarının avı için deniz tabanını süpürerek yapılıyor ve balık üreme alanlarını yok ediyor. Geçtiğimiz yıllar içinde trol avcılığının özellikle Marmara’ya ciddi olumsuz sonuçları oldu.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BALIK ÜREMESİNİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR
İklim değişikliği de balıkların üremesini ve büyümesini doğrudan etkiliyor. Çünkü küresel ısınma, su sıcaklıklarının artmasına yol açıyor ve bu durum balık yumurtalarının açılma süresini etkiliyor. Havyarlı yani henüz yumurtalarını bırakamamış, üreme sürecinde olan balıkların durumunu etkileyen pek çok parametre var. İklimlerin değişimi, su sıcaklığı ve buna bağlı olarak farklı denizler ve türler bazında üreme süreçlerinin değişimi araştırılması gereken konuların başında geliyor. Bu yönde yapılan ya da yapılacak araştırmalardan çıkan sonuçlara dayanarak, av sezonlarında değişiklik yapma ihtiyacı doğması da mümkün.
TEKELLER VARKEN AŞIRI AVCILIK ENGELLENEMİYOR
“Sürdürülebilirlik” pek çok alanda olduğu gibi balıkçılık alanında da kullanılan bir terim ancak bu serbest piyasaya ve kâr maksimizasyonuna dayalı düzende, aslında süslü bir söz olmanın ötesine geçemiyor. Uluslararası tekellerin, yerli şirketlerin ve daha çok para kazanma hırsının birinci belirleyen olduğu bir ortamda, sanayi üretiminin çevreyi ve doğal dengeyi gözetmesi nasıl mümkün değilse, balık popülasyonun korunması, devamının sağlanması, aşırı avcılığın önüne geçilmesi de mümkün olamıyor.
Aşırı ve yasak avcılığın önüne geçilmesi için kampanyalar yapmak, denizlere ve ekosisteme duyarlı olmaya çalışmak bir ölçüde olumlu sonuç veriyor gibi görünse de, sorunun kaynağını kurutamıyor ve sorunlar artmaya devam ediyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.