Bahçeli'den Kılıçdaroğlu'na: Gel tıpış tıpış ayaklarınla ver..

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Çok basit suçlamalarla devleti ve yargıyı yıpratmamak lazım. Yurtta Sulh konseyinin askeri kanadı belli, Silivri ve Sincan’da. Peki siyasi kanadı nerede? Bunları bulun diyoruz. Bulamıyorlarsa bize yetki versinler biz buluruz bunları' açıklamasında bulundu.
Cuma, 17 Ocak 2020 13:32

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün akşam kendisini takip eden MHP muhabirleriyle yemekte bir araya geldi.

Bahçeli, “Kılıçdaroğlu ‘AKP’de 120-180 arasında bylock’çu vekil var’ diyor. Şu ByLock’çuları savcılığa götür ver, eğer vermiyorsan biz sana suç duyurusunda bulunacağız, gel tıpış tıpış ayaklarınla ver diyeceğiz” dedi.

Cumhuriyet'ten Selda Güneysu'nun haberine göre; Bahçeli’nin gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

'ERDOĞAN ESAD CANİSİYLE GÖRÜŞMEZ'

CHP ve İYİ Parti’nin Esad ile doğrudan görüşme ve temas kurma gibi çağrıları vardı. Doğrudan temas olmasa da MİT Başkanı Hakan Fidan’ın istihbarat düzeyinde bir görüşmesinin olduğu bir sürecin başladığı iddia ediliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii Türkiye’nin takip etmiş olduğu politikalar, o politikaları hayata geçiren yöntemler açısından ayrıntılı bir bilgiye sahip olduğumuz söylenemez. Ama Türkiye büyük bir devlettir. Önemli kurumları vardır. Bu kurumlarda yetişmiş çok güçlü elemanları vardır, bunların Türkiye’nin geleceği açısından, bekası açısından, muhtelif temaslar içerisine girmeleri, bir başka devletle ilişkiye girmek yerine Türkiye’nin çıkarlarını planlayan bir anlayışa sahip olduklarını ifade ederek, kabul etmek lazımdır. Bu konuda hükümetin direkt temas kurmasa da birçok yerlerle temasa geçebilecek bir durumda olması lazımdır. Bu görüşmelerde mahsurlu bir taraf yoktur. Ama “İlle de siz görüşünüz” gibi bir inada bindirilerek, bir başka siyasi amaç hedefleniyorsa, benim şu an için gördüğüm, tanıdığım Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu çağrılara uyarak Esad denilen cani ile oturup görüşeceğine ihtimal vermiyorum. İdlip meselesi çözülmelidir. Rusya rejimin yanındaki gücünü çekmelidir. Türkiye ile olan diyaloglarını olumlu geliştirmeye gayret göstermelidir. Esad ile bir yere varması mümkün değil.

'FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılmasına vurgu yaptınız. CHP’den bir araştırma komisyonu kurulması önerisi geldi. Bunun yöntemi ne olmalı, nasıl ortaya çıkarılmalı?

Araştırma komisyonunda ısrar etmek ve herkesi oraya da davet etmek, eğer çok kuşku verici davranışlarının üzerini örtmek gibi bir çabaları yoksa, bir anlamı olmaz. Kalkıp 5 partiyi bir araya getirdik Meclis’te, ne yapacağız hepimiz? Savcılık mı yapacağız, hakimlik mi? Kolluk kuvvetlerinin mensupları mı olacağız? Birtakım olayları yakından izleyecek tarzda, geçmişte olduğu gibi dinleme falan, bu tür işler mi yapacağız? Böyle şey olmaz. Bir de bunu çok saptırıyorlar. İşte zaten bizi düşündüren, CHP’ye olan güvenimizi sarsan nokta burasıdır. Bu konuyu televizyonlara çıkan değerli bilim insanları ve gazeteciler, CHP lehine saptırarak değerlendirmeye çalışıyorlar.

'YÖNETİM KADROSU KİM?'

Şimdi hep birlikte düşünelim: 15 Temmuz gecesi bir grup TRT’yi ele geçirmiş, orada görevli bir spiker hanımefendiyi zorla kameranın karşısına oturtmuş, Yurtta Sulh Konseyi’nin bildirisini okutuyorlar. Böyle bir düşünceye sahipseniz, demek ki 15 Temmuz’un arkasında bir Yurtta Sulh Konseyi var. Konsey kavramını ele aldığınızda, bu bir tek kişi anlamına gelmez. Konsey kavramının içine neyi dahil etmek istiyorsanız onlar oradadır. Bunların içerisinde darbeyi yapan askerler olduğu gibi darbecilerle hareket eden siviller, bürokratlar olabilir. Darbe başarılı hale gelirse de ülkeyi yönetecek bir yönetim kadrosunun bulunması lazım. Şimdi böyle bir durumu biz araştırıyoruz.

Çok basit suçlamalarla devleti ve yargıyı yıpratmamak lazım Yurtta Sulh konseyinin askeri kanadı belli, Silivri ve Sincan’da. Peki siyasi kanadı nerede? Bunları bulun diyoruz. Bulamıyorlarsa bize yetki versinler biz buluruz bunları.

Bahçeli, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecekler mi sorusuna şu yanıtı verdi;

Her zaman görüşme ihtimalimiz söz konusu olabilir. Çünkü Cumhur İttifakının iki önemli kanadıyız. Yeri gelir görüşürüz, yeri gelir birbirimizi dinleriz, yeri gelir biraz sabırlı hareket ederiz.

Ama her zaman görüşeceğiz diye bir kural yok. Görüşmenin sınırını ve kapsamını planlayarak görüşme de olmaz. O bakımdan bu başka türlü anlayışlara da sebebiyet verebilir. Biz ittifaktayız koalisyonda değiliz.