Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

ANALİZ | Avukatlık ve 'günü'

5 Nisan Avukatlar Günü'nde avukatlar, adalet sağlama amaçlı savunma işlevlerini yerine getirirken aynı zamanda, çağdaş, laik ve evrensel ilkelerden türetilen bir hukuku kurumsallaştırma mücadelesi de veriyorlar.

Neval Oğan Balkız

Yayın Tarihi: 05.04.2019 , 17:49 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

Bugün "Avukatlar Günü!" Hani, her meslek grubunun bir "Gün'ü" olduğunun sürekli anımsandığı; aynı zamanda her meslek grubunun günleri, yılları ve süreçleri içkin ve aşkın sorunları olduğu gerçeğinin de sürekli görmezden gelindiği o günlerden biri!...

Ankara Barosu'na kayıtlı bir avukat olarak, bu "Gün'ü" yorumlamak, başta Halit Çelenk olmak üzere, bu mesleğe değer, anlam ve saygı katanlara ve mesleklerini yapmaya çalışırken hukuka aykırı şekilde, savunma hakları da çiğnenerek tutuklanan, yargılanan ve cezalandırılan meslektaşlarımıza karşı bir saygı görevidir benim için!.. 

AVUKAT OLMAK! 

Anayasa'dan arındırılmış, adeta anayasa dışına çıkarılmış bir devlet yapısı; anayasal parlamenter demokrasi niteliğinden arındırılmaya çalışılan bir yönetim sistemi, etkisiz ve geçersiz kılınmış kuvvetler ayrılığı ilkesi; insan hak ve özgürlüklerini oluşturan öncül ve ilkelerinden, bunların güvencesini oluşturan kural ve mekanizmalardan arındırılmış bir hukuk; adaletten arındırılmaya çalışılan bir yargı işlevinin olduğu koşullarda "avukat" olmak; Sokrates'in Savunması'nın gerçekleştiği dönemlerden günümüze geçen süreçte, ancak bir değer olarak "adalet" sağlama bilinci, erdemi ve cesareti taşımak anlamına gelir!

Çünkü: "Hukuk, en geniş anlamda toplumsal ve siyasal ilişkilerin düzenlenmesini, kurulmasını ve yürütülmesini, başka belirleyicilere göre değil, adalet fikrine göre düzenlemeyi istemenin ifadesidir".

"Hukukla ahlak bağlantısını kuran değer" olarak adalet; "hakkın ve hukukun gerçekleşmesi, yerini bulması" bağlamında ele alınır.

Ve ister bireysel bir erdem ilkesi olarak, ya da eşit olanaklara erişim ilkesi olarak kabul edilsin, Vecdi Aral hocamızın dediği gibi; "hukukun gerçekleştirmeyi amaçladığı temel değer olarak, çatışan çıkarlar arasında bir değerlendirme yaparken, bunlardan bazılarını diğerlerine üstün tutarken temel aldığı ölçüdür. Toplumsal yaşamın çerçevesini oluşturmaya yönelik, ahlaki bir ölçü."

Bu ölçüyü kuran ve oluşturan hukuktur. Çağdaş, evrensel değerlere dayalı, insan hak ve hürriyetlerinden türetilen laik hukuk!

Bu ilkelerden oluşan bir hukuku kurumsallaştırmadan, bunun mücadelesini vermeden adalet arayışına girmek,"adaleti" birilerinin kişisel ahlak anlayışlarına, ahlak diye anladıkları yargılara bırakmak anlamına gelir! Bu anlamda Avukatlar bugün, adalet sağlama amaçlı savunma işlevlerini yerine getirirken aynı zamanda, çağdaş laik ve evrensel ilkelerden türetilen bir hukuku kurumsallaştırma mücadelesi de veriyorlar!

Yargı işlevi, bireysel-toplumsal olan ile siyasal olan arasındaki alanların tanımlayıcısı, belirleyicisi ve bu iki alan ilişkisinin kurucusu ve düzenleyicisidir. Diğer işlevleri yanında özellikle bu nedenle oldukça önemli ve hassastır. Yargı, "bireysel" denilen alanda korumayı amaçladığı değer çerçevesinde belli bir yerde durabilir, ancak işlevi gereği "toplumsal" denilen alanda belli bir yerde duramaz, toplumsal olan her şey onun konusu olmak zorundadır.

Avukatlar, yargının düzenleme işlevinin -uygulama sonuçları kapsamında- sınır ve kapsamını belirleyen uygulamacılardır!

AKP iktidarının yargıyı kendine bağımlı hale getirmek üzere sürekli yeniden düzenlemesinin ortaya koyduğu soru; "devlet ağırlıklı siyaset" ile "vatandaşların farklı söylemlerden ve ihtiyaçlardan türetilen, onların haklarına odaklanmış, vatandaş ağırlıklı siyaset" çelişmesinin yaşandığı siyasi alanda, yaşanan gelişmelerin doğurduğu ve doğuracağı sonuçlar karşısında Avukatlar, yargının ne zaman, nerede, nasıl duracağını "birilerinin belirleme" yetkisine karşı çıkanlardır!

Bu sorumluluk, kişi ve kurum tartışmalarının ötesinde, bir erk olarak yargının yapısal ve işlevsel açıdan hangi temelde nasıl örgütlendiği ve hukukça nasıl düzenlendiği sorunu ile ilgilidir. Dolayısıyla kişiler ve kurumlar olarak, her avukatı ve onların her örgütlenmesini doğrudan ilgilendirir.

Modern anayasal devlette, devlet organlarını ve erklerini belirleyen, onların birbirinden farklılaşmasını sağlayan hukuktur. Avukatlar, insan haklarından türetilen bu hukukun; iktidarı kurumlaştıran, örgütleyen ve yönetenlerin yaşamlarını aşan bir süreklilik, meşruiyet sağlayan temel unsur olduğunu bilenlerdir! Bu anlamda Friedrich Pollock'un deyimiyle "vücut için kemikler neyse, siyasal kurumlar için de hukukun önemi odur".

Dolayısıyla avukatlar, modern anayasal devlette iktidarın, hukuku ve uygulamasından doğan yargı işlevini belirleme ve denetleme girişimlerine karşı çıkan, iktidarın hukuk tarafından kurumsallaştırılmasını ve denetlenmesini savunanlardır!

"Hukuk; kimse onu bulandırmadığı ve çiğnemediği sürece, teneffüs ettiğimiz hava gibi görünmez ve tutulmaz bir biçimde etrafımızı kaplar. Hukuk, ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız, sağlık gibi sezilmez bir şeydir" der Pierre Calamanderi.

Avukatlar, "etrafımızı kaplayan havanın bulandırılmasına ve çiğnenmesine" karşı duranlardır!

GÜN'ÜN ANLAMI!

Avukatlar; savunmanın işlevsel bütünlüğünün, "etkin ve çabuk şekilde sonuca varma" gerekçesiyle, piyasa mantığıyla parçalandığı, arabuluculuk, uzlaştırma vb. kurumlarla daraltıldığı ülke koşullarında; çoğunlukla yetersiz fiziki koşullara sahip mahkeme salonlarının olduğu ve şehrin her tarafına dağıtılmış mahkeme binaları, icra daireleri arasında koşturarak, görev yapıyorlar!

Savunma yapma görev ve yetkileri, delillere ulaşma olanakları sıklıkla engelleniyor, savunma yaparken hakimler tarafından mahkeme salonunun dışına çıkarılanların sayısı her gün artıyor.

Çoğu ekonomik sorunlar içinde boğuşuyor, sigorta primlerini ödemekte, büro giderlerini karşılamakta zorlanıyor! Kamusal nitelikte bir görev görmelerine karşın, diğer kamu görevlilerinin sahip olduğu haklara ve emeklilik olanaklarına sahip değiller. (Örneğin, halen yeşil pasaport edinme hakkını kazanamadılar, halen emeklilik katsayıları çok düşük.)

Savunma mesleğinin gerektirdiği güncel araştırmaları, hukuk dogmatiği ve hukuk sosyolojisi alanındaki gelişmeleri düzenli şekilde izleme ve okuma olanaklarından, çoğunlukla yoksunlar. Eğitim, staj ve mesleğe başlama aşamalarındaki sorunlar ve eksiklikler, halen çözüm bulmuş değil! Ve onlar, siyasal baskı ve engellemelerden en çok pay alan meslek grubunu oluşturuyorlar.

Adamson Hoebel "insanların uygarlık düzeyi yükseldikçe, hukuka olan gereksinmesi artar ve bu nedenle hukukunu daha çok geliştirir" der.

Hukukun gelişmesi, savunma görev ve yetkisini geliştirir; savunma görev ve yetkisinin gelişmesi de hukuku geliştirir!

Bu bağlantıyı görmediğimiz sürece, hukuk ve gerçekleştirmeyi amaç edindiği adalet, kapatıldığı Saray'dan çıkıp, asla ait olduğu yere dönmeyecek!

Türkiye'de hukuk, hak, adalet, nesafet ve hukuki güvenlik / hukukun üstünlüğü, yargının etkinliği ve bağımsızlığı, tarafsızlığı ilkelerinin sürekli çiğnendiği, bunların kavram olarak dahi dillendirilmesinden kaçınıldığı, Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği’nin (ELDH) konuyla ilgili raporunda da belirtildiği üzere; Türkiye'nin tutuklu ve hükümlü avukat sayısı bakımından dünyada birinci sırada olduğu bu koşullarda "Avukatlar Günü" bir kutlama günü değil, bu ilkeleri ve mesleğin gereğini kazanma ve mücadele günü olarak kabul edilmeli.


* (Yard.Doç.) Dr. Av. Hukukçu / Akademisyen

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.