Sayfa yolu
‘AKP adaleti’nden yüzsen de kaçamazsın
Yayın Tarihi: 04.02.2015 , 11:07 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
Barış Bal, 16 yaşında bir lise öğrencisiyken katıldığı eylemler gerekçe gösterilerek “örgüt üyeliği” iddiasıyla 34 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Çocuk yaşta olduğu için ceza 17 yıla indirilirken, dava sonuçlanmadan filmlere konu olacak şekilde Yunanistan’a kaçtı. Aradan geçen 22 yılda yeni bir hayat kurdu. Artık Türkiye’de yaşadıklarını geride bırakmış, yıllar sonra Yunanistan’da Anadolu müziğinin önemli isimlerinden biri haline gelmişti.
AKP “adaleti” onu Yunanistan’da bulduğu ve hayatını altüst etme girişiminde bulunduğunda, her şey yoluna girmek üzereydi...
BEKÂRET TESTİ VE HAPİS
Barış solcu bir lise öğrencisiydi. Gericilik bugünkü kadar ülkeyi sarmamıştı belki ama 12 Eylül darbesiyle atılan tohumlar ilk meyvelerini vermeye başlamış, yıllar sonra AKP iktidarında yeniden gündeme gelecek “liselerde bekâret kontrolü” daha o günlerde (1995) konuşulmaya başlanmıştı.
Bu duruma tepkisiz kalmayan Barış ve arkadaşları, eylemler düzenlemişti. İlk darbeyi de bu eylemler nedeniyle yiyecekti. Önce okuldan atıldı, ardından da “örgüt üyeliği” iddiasıyla hakkında tam 34 yıl hapis cezası talebiyle dava açıldı.
Yıl 1995’ti ve henüz 16 yaşındaki Barış’ın 34 yıl cezaevinde kalması isteniyordu. Karar kesinleşmeden Türkiye’den kaçmayı kafasına koydu. Henüz hayatının başında demir parmaklıklarla tanışmak istemiyordu.
Yunanistan’a bir gemiyle gidecekti, olmadı. Gidiş planını kendi hazırladı. Bodrum’dan yüzerek Kos Adası’na ulaştı.
Hayatının geri kalanında bir daha denize girememesine neden olan saatler başlamıştı Barış için. Çok iyi yüzme bilmiyordu. Ne kadar sürede adaya ulaştığını hiç bilemeyecekti. Kaçış hikâyesi karaya ulaştığı ana kadar büyük bir kâbusa döndü.
Sonunda Kos’a ulaşmıştı... Ve artık deniz onun için sadece unutmak istediği bir hatıra olarak kalacaktı.
YUNANİSTAN’DA ZOR YILLAR
16 yaşındaydı, hakkında 34 yıl hapis isteniyordu, ülkesinden Yunanistan’a kaçmıştı Barış. İlk durağı 1980’li yıllardan bu yana Türkiye’den kaçan sığınmacıların “mekânı” haline gelen Lavrion Kampı oldu.
Uzun süre burada kaldı. Siyasi iltica talebinde bulundu, kabul edildi. Buradan ayrıldıktan sonra bir süre sokaklarda yaşadı, harabe evlerde kaldı, işportacılık yaptı.
Yunanistan’da hayata yeniden tutunma aşamasında en büyük yardımcısı müzik oldu. Selanik’e yerleşti ve burada uzun süre müzikle uğraştı. Müzik tutkusu yıllar içinde gelişirken tek geçim kaynağı haline geldi.
KRİZ ONU DA VURDU
Artık yeni bir hayat başlamıştı onun için. Bu süreçte en önemli gelişmelerden biri de evliliği oldu. 16 yaşında geldiği ülkede bir düzen kurmuş, hayatını Anastasia Goutianou birleştirmişti. Bu evliliğin bir yıl sonrasında bir de oğlu oldu.
Daha sonra Arta Meslek Yüksekokulu’nda Anadolu müziği dersleri vermeye başladı. Müzik tutkusu önce onu hayata tutundurmuş şimdi de eğitmen haline getirmişti.
Ancak Yunanistan’da yaşanan kriz sonrası işten çıkarılmış, uzun süre de iş bulamamıştı. Ailesinin geçimini devam ettirememe noktasına gelen Barış, eşinden ve oğlundan ayrı yaşamak zorunda kalmıştı.
Evi kapatmak zorunda kaldıklarından Anastasia oğluyla birlikte annesinin evine dönmüş, Barış ise büro olarak kullandıkları küçük bir alanda yaşamıştı bir süre. Krizin etkilerini o kadar derin hissediyordu ki, çıkış bulamayınca geçimini sağlamak için başka bir ülkeye gitmeyi planladı.
Artık her şey düğüm haline gelmişken, müzik dersi vereceği yeni bir iş buldu. Bu nedenle bir başka ülkeye gitme planlarını hızlıca iptal etti, ailesinin yanında kalması ve hayatını yeniden düzenlemesi mümkün hale gelmişti.
Ta ki AKP peşine düşene, İnterpol’den yazı gelene kadar.
EMNİYET’TEN TELEFON...
Daha önce bir başka ülkeye gitmek için halletmeye çalıştığı pasaport işlemleriyle ilgili Emniyet’ten çağrıldı. Telefondan şüphelenen Barış, avukat arkadaşını aradı ama yanıt alamadı. Daha sonra “rutin” bir işlemdir diyerek karakolun yolunu tuttu.
Burada birçok kâğıt imzalatıldı kendisine. Uzun süre oyaladılar. Daha sonra bir ekip geldi ve gözaltı serüveni daha neyin ne olduğunu anlayamadan başladı. Üç ayrı karakol gezdirdiler. Sorguya alındı.
Gözaltına alınışı bazı Yunan haber kanallarında ve gazetelerinde “azılı Türk terörist yakalandı” ifadesiyle sunuldu. 16 yaşından bu yana hayata tutunmaya çalıştığı, evlendiği, ders verdiği ülkede 22 yıl sonra “azılı terörist” olarak haber oldu.
12 yıllık AKP iktidarında hukuk alanında yazılan türlü “destan”lara, tozlu raflardan bir ek için hamle yapılmıştı. İnterpol üzerinden Barış’ın tutuklama kararı gönderildi ve iadesi istendi. Yunanistan polisi de şaşkındı. 16 yaşında ülkelerine gelen Barış’ı tabii ki tanıyorlardı ve “azılı terörist” ifadeleriyle Türkiye tarafından 22 yıl aradan sonra iadesinin istenmesini onlar da anlayamamıştı.
Barış, hiçbir bilgi verilmeden beş gün gözaltında tutuldu. Bu beş günün sonunda, 27 Ocak’ta serbest bırakıldı. Karakolun önünde “azılı terörist”in çıkışını bekleyen tam beş çevik kuvvet aracı vardı ve Barış yaşananlara bir türlü anlam veremiyordu...
‘TÜRKİYE SİYASİ MÜLTECİLERİ İSTİYOR’
Beş günlük gözaltının ardından serbest bırakılan Barış Bal’ın duruşması iki ay sonra. Ailenin avukatları oldukça umutlu, Türkiye’nin bu hamlesinin sonuç vermeyeceğini ve suçlamaların çoktan düştüğünü belirtiyorlar.
Konuya ilişkin Barış Bal’ın arkadaşları tarafından yapılan açıklamada, son dönemde Türkiyeli politik mültecilere yönelik kovuşturmaların sürekli artış gösterdiği ve Barış’ın dosyasının da benzer bir döneme denk gelmesinin tesadüf olmadığı yolunda.
Barış’ın yaşadıklarına ilişkin eşi Anastasia Goutianou da benzer şeyler söylüyor. Barış’ın gözaltına alınması sonrası açıklama yapan ve durumu kamuoyuna duyuran Goutianou şu ifadeleri kullanmıştı: “Gösterilen gerekçe, Türk devletinin İnterpol’e yaptığı bir başvuru. Hukuk çevrelerine göre Barış Bal’ın iade edilmesi talebi Türk devletinin Yunanistan’daki Türkiyeli siyasi mültecilerle ilgili olarak atağa geçtiği bir döneme denk geliyor.”
Barış Bal şimdi iki ay sonra verilecek kararı bekliyor, 22 yıl önce yaşadığı travmanın bir daha tekrarlanma olasılığının gerilimiyle. Karar ne olacak şimdiden kestirmek güç ama Barış’ın yaşadıkları AKP adaletsizliğinin ülke sınırlarını aşmasının bir örneği olarak şimdiden kayıtlara girmiş durumda...
Barış Bal kimdir?
21 Mayıs 1978’de İstanbul’da doğdu. Müziğe merakı çocuk yaşlarda çaldığı bağlamayla başladı. Kariyerinin başında geleneksel müzik çalıştı. Ünsal Doğan ve Okan Murat Öztürk’ten müzik eğitimi aldı. Daha sonra hocaları Ömer Erdoğdular ve Panagiotis Neohoritis ile klasik Osmanlı müziği ve Bizans kilise müziği üzerine çalıştı. Selanik’te birçok müzik grubu oluşturdu ve yönetti. Yıllarca geleneksel müzik okulu “En Chordais”’da ders verdi. Teknoloji Eğitim Enstitüsü Epirus’ta 5 yıl ders verdi ve geleneksel müzik departmanının başına geçti. Barış Bal tanbur, yaylı tanbur, lavta ve rebap çalıyor.
*soL dergisinin 26. sayısında yayımlanmıştır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.