Sayfa yolu
Akademisyenlere uygulanan disiplin soruşturmalarının yasal dayanağı yok!
Yayın Tarihi: 15.01.2016 , 13:58 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 04:59
Barış İçin Akademisyenler Platformu’nun hazırladığı “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza koydukları için başta Tayyip Erdoğan olmak üzere Sedat Peker, Ahmet Davutoğlu, Metin Feyzioğlu gibi isimlerin eleştiri, hakaret ve tehditlerine maruz kalan akademisyenler hakkında, adeta bir “cadı avı” başlatıldı.
Bazı akademisyenler hakkında disiplin işlemi yapılırken, kimisi görevden alındı, kimisi gözaltına alındı.
Peki bu akademisyenlere, hangi hukuki dayanaklarla disiplin soruşturması açılıyor? Bir akademisyene disiplin soruşturması açılmasının koşulları nelerdir? Bunlar hangi yasa, yönetmelik ya da mevzuatla düzenlenmiştir? Bir bildiriye imza koydukları için açılan disiplin soruşturmaları, hukuki sınırları aşıp "keyfilik" kategorisine girer mi?
Bu sorulara yanıt bulabilmek için mevzuatı açıp baktığımızda ilginç bir tabloyla karşılaşılıyor.
Üniversitelere ilişkin disiplin uygulamaları “Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği” ile düzenlenmekte.
Bu yönetmelik, dayanağını 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası’nın 53/b maddesinden alıyor. Ancak geçen yıl, 14 Ocak 2015’te Anayasa Mahkemesi 53/b maddesini iptal etti. Böylece disiplin işlemleri ve bunun sonucu olarak yürürlüğe konulan disiplin yönetmeliği yasal dayanağını yitirdi.
Yüksek mahkemenin iptal kararı nedeniyle, YÖK Yüksek Disiplin Kurulu 10 Ekim 2015’den bu yana, kendisine rektörlükler tarafından gönderilen disiplin dosyalarını görüşmeden ve karara dönüştürmeden geri çevirmekte.
Bu nedenle bugün Türkiye’nin dört bir yanında akademisyenler hakkında rektörlükler tarafından başlatılan disiplin işlemleri, yasal dayanaktan yoksun ve tamamen rektörlerin, üniversite yönetimlerinin keyfi uygulaması olarak karşımıza çıkıyor.
2547 sayılı YÖK Yasası’nın 53/b maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği için, bu yönetmeliğe dayanılarak açılacak soruşturmalar, “sebep unsuru” yönünden hukuka aykırı.
ANAYASA MAHKEMESİ 53/B MADDESİNİ NEDEN İPTAL ETTİ?
Anayasanın 128. maddesinin 2. fıkrası, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceğini hüküm altına almıştır. Buna göre memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görev ve yetkilerinin kanunla düzenlenmesi anayasal bir zorunluluktur.
Anayasa, yükseköğretim kurumları organlarının da görev, yetki ve sorumluluklarının kanunla düzenleneceğini hüküm altına almıştır. Anayasanın çeşitli maddelerinde yer alan “kanunla düzenleme”den neyin anlaşılması gerektiği Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında açıklanmıştır. Buna göre yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına, genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz bir düzenleme yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin devri anlamına geleceğinden anayasanın 7. maddesine aykırıdır.
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin b fıkrası "Öğretim elemanları, memur ve diğer personelin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri, devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslara göre Yükseköğretim Kurulunca düzenlenir" hükmünü içermekte olup anayasanın 7. maddesine aykırıdır.
Bu nedenle 2547 sayılı YÖK Yasası’nın 53. maddesinin b fıkrası Anayasa Mahkemesi tarafından 14 Ocak 2015’te iptal edilmiş, bu karar 7 Nisan 2015’te Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
AKADEMİSYENLER HAKKINDAKİ SORUŞTURMALAR SAVCILIKLARA KAYMAYA BAŞLADI
Anayasa Mahkemesi’nin geçen yıl gerçekleştirdiği bu değişiklik kararının farkına varılmasıyla birlikte, bildiriye imza koyan akademisyenler hakkında rektörlükler disiplin soruşturması açmak yerine, savcılıklar Türk Ceza Yasası’nın 301’inci maddesinden işlem yapmaya başladılar.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.