Virüsle böyle mücadele edilmez

‘Evde kal’ yaklaşımı devam ederken bir yandan da ‘Gönüllü karantina’ ‘Kendi OHAL’inizi ilan edin’ söylemlerine hem tepkiler artıyor hem de bu sözde önlemlerin yarattığı belirsizlik genel kaygı halini arttırıyor. İlker Belek, eşitlikçi, kamucu, kaynakların halkın yararına kullanılmadığı bir düzende alınmaya çalışılan önlemlerin de bir anlamı kalmadığını yazdı.
İlker Belek
Cumartesi, 28 Mart 2020 19:03

İşler iyice sarpa sardı. Artan vaka sayıları sorunun boyutunu kapitalist sağlık sistemlerinin altından kalkamayacağı bir noktaya taşıdı.

Sonuçta önlemlerin anlamının kalmadığı bir aşamaya sürükleniyoruz.

“Evde kal” yaklaşımı bunun en somut yansıması:

Üretim devam ederken evde nasıl kalınacak?

Kapitalist hükümetler vatandaşın evde kalması için üretimi nasıl durduracak?

Hastalıklar sosyal, ekonomik, politik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkar.

İnsanlar genleri bozuk olduğu ya da keyif almak için sigaraya başlamazlar. Sigara zor yaşam koşullarıyla baş etme stratejisidir, bir anlam arayışıdır.

Hayatımıza değişiklik katsın diye erken yaşta hipertansiyon hastası olmayız, stresli koşullar damarlarımızı gerer.

Bulaşıcı hastalıklar yoksulluğun, kalabalık ev ortamının, sağlıksız içme suyunun, atıkların yiyeceklere bulaşmasının sonucunda patlar.

Eşitsizlikler, yoksunluklar, eğitimsizlik, işsizlik hastalıkların temel nedenleridir.

********

Halk sağlığı bilimi bu gerçeği fark ederek ortaya çıktı. 19. yüzyılda, mevcut tıp paradigmasına, kapitalist düzene bir itirazdı. Gelişimi çok sancılı oldu, halen de öyledir.

Kapitalizmde tedavi hekimliği, hastaneler, tomografiler gözdedir; koruyucu hekimliğe itibar edilmez.

19. yüzyılın ilk yarısında Peter Frank hastalıkların nedeni yoksulluktur dediği için saraydan kovuldu.

Edwin Chadwick ömrünü halk için parasız sağlık hizmetine adadı, 1848 devrimlerinde onunla birlikte barikatlardaydı.

Grothjan hastalıklar sosyoekonomik bir temel üzerinde gelişir diye ilkeleri belirledi.

Wirchow patoloji bilimini bırakıp Hekimlikte Reform diye dergi çıkardı.

*******

“Bu salgınla nasıl mücadele edilmeli?” sorusundan önce “bu salgın nasıl önlenebilirdi?” sorusunu sormak zorundayız.

Sonrası için. Çünkü dünyanın koşulları böyle olduğu sürece benzer pek çok durumla karşılaşacağız.

Salgın karşısında çaresiz kalınmasının nedeni budur: Koşullar bu salgını yarattı zaten, o koşulları değiştirmeden yenilerini nasıl önleyip, mücadele edeceksiniz?

*******

Bir kez daha:

Çin kapitalizmi şehirleri dünyanın fabrikası haline getirmek üzere sınırsız bir hızla kalabalıklaştırmasaydı, mevsimlik olarak köy ile kent arasında mekik dokuyan Çinli yoksul emekçiler denetimsiz canlı hayvan pazarlarından karınlarını doyurmak zorunda kalmasaydı,  korona virüsü insan ACE2 reseptörlerine tutunarak akciğerleri istila etme yeteneğini muhtemelen kazanamayacak (virüsler yakın temas halindeki konakçılar arasında gezerken mutasyon geçirirler), kazansa da bu denli ağır bir tabloya yol açamayacaktı.

Zamanında SARS için çalışılsa ve aşısı geliştirilmiş olsaydı şu anda silahımız hazır olacaktı.

Kapitalist hükümetler sağlık kaynaklarını kısıtlamasaydı, sağlık sistemleri virüs karşısında dağılmayacaktı.

********

Salgını yaratan da, ağırlaştıran da, karşısında çaresiz kalan da kapitalist düzendir.

Bütün yaşadıklarımız, virüsün yaptıkları sosyalizme mecbur olduğumuzu bir kez daha kanıtlıyor.

İşsizliğin, yoksulluğun olmadığı; eşit, kamucu, kaynakların halk, sağlık, eğitim için kullanıldığı bir düzene.