Şekerli su, karanlık ve soğuk: 220 madenci, yerin 1200 metre altında açlık grevi yaptı, kazandı!

Yerin 1200 metre altında 220 madenci, ekmek tekneleri olan ocağın kapatılma kararı karşısında açlık grevine başlamıştı. Onların yerin altındaki çığlığı sermayenin geri adım atmasıyla sonuçlandı.
Haber Merkezi
Çarşamba, 13 Nisan 2016 16:18

24 Mart'tan bu yana yapılan yürüyüşler, basın açıklamaları ve en sonunda da 4 Nisan'da başlayan açlık grevi direnişi ile Yeni Çeltek maden işçileri direnişlerini dün kazanım ile sonlandırdı.

Sabah saatlerinde Çalışma bakanlığı müstaşarları ve TKİ müdürünün Yeni Çeltek'e gelerek "ocaktaki eksiklikler tamamlanacak, Soma'ya gitmeyeceksiniz" demesi üzerine süren, 10. gününe giren açlık grevi bitirildi. Yeni Çeltek direnişi bitti ancak işçiler, kazanımların takipçisi, koruyucusu olarak yola devam edecekler.

Biz de, direniş sonlanmadan önce, işçilerle yapılmış röportajlardan derlediğimiz bir yazı ile hazırladığımız videoyu, direnişte neler yaşandığını, işçilerin direnişle neyi hedeflediklerini anlatması için okurlarımızla paylaşıyoruz...


"Arkadaşlar şekerli suyla birlikte hayatta kalmaya çalışıyorlar. Onlar 2 bin metre aşağıda ve çok soğuk, 2’şer pantolon, battaniyelerle ısınma imkânı yok." Böyle diyor ocağın muhasebecisi Hüseyin.

Verdikleri hayat kavgası... Emeklerinin bir karşılığı olsun, eve ekmek götürebilsinler istiyorlar. Kavgasını verdikleri hayatı, işçi eşi Fadime şu sözlerle anlatıyor:

"Hiçbir zaman aile hayatımız olmadı. Sabah 8 de çıkıp akşam geliyorlar. Gelip uyuyor, hayatını yaşayamıyor."

Gel gör ki şimdi o kadarı bile yok. Şu anki durum çok daha beter. Madenden hastalanarak çıkan babasını gören çocukların yemek yemediğini anlatan işçi eşi Fadime şöyle diyor: Eşlerimiz yeraltında hiç görüşemiyoruz, telefon bağlantısı yapıyoruz. Biz her gün buradayız 5’e kadar, akşam mecbur gidiyoruz. Çocuklarımız aç. Çocuklar babamız aşağıda açken biz de yemeyiz diyorlar. Hastalanıp yeraltından çıktığını gördüğünden beri… 2-3 aydır maaş alamıyoruz.

Bu tablonun arkasında da tanıdık bir isim var: Soma A.Ş.

Türkiye bu ismi 301 madencinin göz göre göre ölüme gönderildiği maden faciasından hatırlıyor. Hayatı madencilere zehir etmek konusunda kararlı şirket, bu sefer de Amasya’da karşımıza çıkıyor.

Amasya’nın Suluova İlçesi'nde, Soma Holdinge ait Gürmin Enerji A.Ş.’nin aldığı Yeni Çeltek Maden İşletmesi zarar ettiği gerekçesiyle kapatılmak isteniyor ama işçiler buna inanmıyorlar: "Bunlar şirket zarar ediyor diye bir konuşma içerisindelerdi. Fakat buranın zarar etme gibi bir ihtimali yok. 1990 yılında grizu patladı burada, o zaman bile kapanmadı ve her şeye rağmen bugünlere kadar gelindi. Fakat siyasiler işin içine girdiği zaman buranın kaderi değişti. Burada bir havuz oluşturdular. Bu havuzda biriktirdiklerinden kendileri de nemalandılar. Burada işçiye üçüncü sınıf muamelesi yapıldı. Her hâlükârda birileri buradan kazanılan paraları ceplerine indirdiler. İşçiyi de göz ardı ettiler. Bizim kaderimiz buysa, bu işyerinde işimiz var, maaşımız var diyerek sineye çektik. Ama bu tür sıkıntılar olduktan sonra herkes gibi biz de hakkımızı aramak zorundayız."

‘BAŞKA HESAPLAR VAR’
"Gürmin A.Ş, 2013 yılının Mayıs ayında burayı Yeni Çeltek A.Ş’ den devraldı. Ama nasıl satıldı, nasıl satın alındı hep siyasiler biliyor" diyen Ali rödovans karşılığında devredilen ocağın usulsüz bir anlaşma çerçevesinde el değiştirdiğini belirtiyor: "Burası Gürmin’e (SOMA A.Ş.) aylık sekiz bin ton kömür karşılığında verildi. Ama yirmi beş bin tonun altında rödovans vermek yasakmış. Ama işveren de hükümetle sırt sırta verdiği için burayı bir şekilde peşkeş çekmiş."

Ali, Gürmin A.Ş.’nin burayı devralırken hükümetten termik santral sözü aldığını ve ocağın kapatılmak istenmesinin arkasında bu sözün yattığını söylüyor: “Gürmin A.Ş’ ye verdiler (Hükümet) fakat burayı verirken termik santral vaat etti devlet bunlara. Tabii bu mevcut hükümet. Ama bazı şeyler gün yüzüne çıktı artık. Devlet burada bunlara destek çıkıyor. ‘Biz burayı size verdik, siz nasıl kullanırsanız kullanın!’ diyorlar.”

'İŞÇİLERİ BÖLDÜLER'
İşçiler bazı arkadaşlarının SOMA A.Ş.’ye kaydırıldığını bazılarınınsa Gürmin A.Ş.’de bırakıldığını, bu şekilde işçilerin bölünerek birbirlerine düşürülmek istendiğini belirtiyorlar. Çünkü bazılarının maaşı ödeniyordu, bazılarının ödenmiyordu:

"Buranın düzeni bozulduktan sonra önümüze bir evrak getirdiler. Dediler ki ‘Soma Holding’de çalışanlar o şirkette üretilen kömürleri TKİ’ye devrediyorlar, TKİ de doğrudan Soma A.Ş.’deki işçilerin maaşlarını ödüyor.’Gürmin A.Ş’ ye para göstermiyor bunlar. Tabii hesabını kitabını yapmışlar. Burada yemekhanenin önünde toplanıldı. Genel müdür dedi ki:‘Arkadaşlar sizin nasıl mağdur olduğunuzu görüyoruz. Maaşınızın yatması için sizi Soma A.Ş’ ye kaydıracağız.’ Biz ne için kaydıracağını sorduğumuzda Soma’daki işçiler gibi maaşımızın düzenli yatması için olduğunu söyledi. Biz de kabul ettik, sendika da ön ayak oldu. Ama bize kayıt üzerinde ali cengiz oyunu yaptılar. Bir kısmımızı Soma’ya kaydırdılar, diğerlerini ayırdılar. Bir de işçi de birbirine düştü şimdi. Kimileri hâlâ Gürmin A.Ş’ de çalışıyor. Aslında bu adamların ne yapmak istediğini Başbakan da biliyordu, Cumhurbaşkanı da…"

'BURASI BİZİM'
İşçiler ve aileleri kararlı. Geçim kapılarının kapanmasına izin vermek istemiyorlar. Ürettikleri, bugüne kadar evlerinden çok zaman geçirdikleri ocaklarda, yerin yüzlerce metre altında şimdi beraber açlık grevindeler. Oysaki bir işçinin dediği gibi “Biz ekmeğimizi paylaşırken, ben bu Yeni Çeltek şirketine girdiğimden beri yeraltı olsun yerüstü olsun lokmasını tek başına boğazından geçiren görmedim. Muhakkak ki o ekmekten üç kişi, beş kişi nasiplenmiştir. Ben bu paylaşmayı bu işyerinde gördüm. Tam doymasak bile kimse aç kalmaz.”

Bir ekmeği paylaşanlar, şimdi açlığı da beraber çekiyorlar ve kararlılar:

"Biz buradan dönmeyeceğiz. Bu işyeri ne Gürmin A.Ş’ nin malı ne Yeni Çeltek’in, ne TKİ’nin... Bu işyeri işçi istihdamı için açılmış bir işyeridir. İşçi nafakasını çoluğuna çocuğuna götürsün diye açılmış bir işyeridir burası. Bu işyeri işçinin malıdır. Gerekirse biz dişimizle tırnağımızla mücadele edeceğiz. Çünkü burası kimsenin değil, burası bizim!"