Sağlıkta bilim dışı yöntemler artık 'kurumsal': Kurumsal sülük ve maceraları!

Sağlıkta bilim dışı yöntemler, AKP döneminde "kurumsallığa" kavuştu. Kupa, sülük, hacamat, larva, fitoterapi, mezoterapi, hipnoz gibi yöntemler Sağlık Bakanlığı eliyle özendirildi ve bilimsel kanıta dayalı olmayan yöntemler, modern tıbbın alternatifi gibi sunulmaya başlandı. Üstelik de "kurumsal" kimliğiyle!
Ebru Basa
Salı, 03 Ocak 2017 16:03

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği 2014 yılında Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik yayınlanmadan önce Türk Tabipleri Birliği, ilgili uzmanlık derneklerinden temsilcilerin de yer aldığı Bilimsel Kurul aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerini Bakanlıkla ve kamuoyuyla paylaşmıştı. Yönetmelik TTB’nin görüşü dikkate alınmaksızın yayınlandı, uzmanlık derneklerini de boşa düşürecek biçimde TÜSEB’e bağlı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Enstitüsü’nün bu uygulamaların sertifikalandırılmasından ve denetiminden sorumlu olacağı açıklandı.

Modern tıbbın karşısında bilimsel kanıta dayalı olmayan yöntemlerin, yine modern tıbbın alternatifi gibi sunulabilmesinde ve eğitimli orta sınıflarda dahi alıcı bulabilmesinde en genel anlamda aklın egemenliğini zayıflatan yeni tarihsel gericilik döneminin payı var.

Piyasa egemenliğine girdikçe çürüyen, çürüdükçe çürüten sağlık ortamında tarihsel gericilik “yerli ve milli Osmanlı tıbbına dönüş” biçiminde zuhur ediyor diyebiliriz. Yoksa başka türlü kupa terapisi, hacamat, karyopraktik, maggot, müzikoterapi gibi etkinliği, kanıta dayalı bilimsel araştırmalarla ortaya konulamayan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına aklı başında bir insanın bel bağlamasına olanak yok.

Sağlık Bakanlığı’nın da iddia edildiği gibi denetim yetki ve sorumluluğunu yerine getirmesi için enstitü kurmasına gerek yoktu. Sorun modern tıp orta yerde dururken, sahte bilime neden gereksinim duyulduğunda... Üstelik bir enstitü aracılığıyla “kurumsal meşruiyet” kazanmasına da izin verilmiş oluyor. Kurumsallık lafzı zaten harcıalem; yakınlarda kapatılan Cin Hastanesinin kurucusu da "Olayı merdivenaltından çıkarıp kurumsallığa kavuşturduk" diyordu. Öte yandan bahis konusu kurumsallık Ankara, Kayseri ve İstanbul’da eğitim ve araştırma Hastaneleri çatısı altında faaliyete geçmiş durumda. Habertürk sitesindeki habere göre İstanbul’daki ilk ve tek merkez olan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi 4 ay önce tamamlanmış ve 1 aydır da hizmet veriyor.

Merkezde akunpunktur, kupa, sülük, larva (kurtçuk larvalarıyla tedavi), fitoterapi, mezoterapi ve hipnoz yöntemleri uygulanıyor. Kliniğe 1 ay içinde 200’ü aşkın hasta başvurmuş. Başvurular genellikle migren, depresyon ve bel fıtığı yakınmaları olanlardan... SGK, geleneksel ve alternatif tedavi için hastanelere ödeme yapmamakla birlikte uygulama devlet güvencesinde yapıldığı için özel hastanelere göre tedavi ücretleri daha düşük tutulmuş. Seansı 40-75 TL arasında. Bu ücret özel hastanelerde 150 TL’den başlıyor.

Merkezde müzikle tedavi de yapılıyor. Müzik, polikliniğe giden hastanın hastalığına ve burcuna göre değiştiriliyor. Depresyon ve migren hastaları için Uşşak makamı tercih sebebi, bu makam hastalarda sakinlik ve gevşeme sağlıyormuş.

Ankaralılar hatırlayacaktır; yakın zamana kadar kentin giriş ve çıkışlarında ve yine kent merkezindeki kimi duvarlarda meşum ve fakat Ankara’nın değeri haline gelmiş şöyle bir yazı ve iliştirilmiş yerli ve milli bir telefon numarası karşımıza çıkardı: BEL FITIĞI 3251420.

İşte o hat "kurumsal" oldu diyebiliriz şimdi.