Sayfa yolu
'Poyraz Ali'yi otizmden de faşizmden de koruduk'
Yayın Tarihi: 27.01.2018 , 09:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
Gazeteye yazı yazmanın, 1 Mayıs'a katılmanın ve basın açıklaması yapmanın suç olduğu bir ülkede, oğlu Poyraz Ali ile birlikte uzun yıllar cezaevinde tutuldu Zeynep Bakır.
Tutuklandığında Cemaat-AKP ortaklığının son günleriydi... Sonrasında Cemaat davaları birer birer çökerken, bir Cemaat savcısının tutuklattığı Bakır, yapılan tüm itirazlara rağmen AKP tarafından cezaevinde tutuldu. Yine AKP'lilerin damatları bir çırpıda özgürlüklerine kavuşurken, Zeynep Bakır atipik otizm teşhisi konulan ve iyi bir bakıma ihtiyacı olan oğlu Poyraz Ali ile birlikte uzun süre demir parmaklıkların ardından tutuldu.
Tam 4 yıl 8 ay boyunca cezaevinde tutulan Zeynep Bakır, geçtiğimiz haftalarda cezaevinden çıktı.
Bakır ile cezaevi günlerini, Poyraz Ali'yi ve cezaevindeki çocukları konuştuk...
Gazete yazılarınız, 1 Mayıs'a katılmanız, basın açıklaması yapmanız tutuklama nedeni olarak gösterildi. Tam 4 yıl 8 aydır hapishanede tutuldunuz. Neler söylemek istersiniz tutuklulukla geçen bu yıllar için?
Aylan bebeklerin kıyılarına vurduğu, Berkinlerin sokaklarında vurulduğu bir coğrafyada muhalif fikirler de azgınca cezalandırılıyor elbette. Payıma bu düştü. Bir de hayıflanmaya utanmak...
Cemaat ya da AKP hukuku, sizce arada bir fark var mıydı? Sizi cezaevine gönderen Cemaat savcısı Osman Şanal'dı, hukuksuz tutuklulukta ısrar eden AKP...
Cemaat hukuku ya da AKP hukuku arasında söz konusu olan solcularsa hiçbir fark yok. AKP Cemaatin sol kesime ödettiği bedelin hepsine sahip çıktı. Aralarındaki çelişkiler sanıldığı kadar uzlaşmaz da değil. Pastada pay kavgası. Yarın gerekirse tükürdüklerini de yalarlar. Ama söz konusu olan sol kesimse, o pastanın bir gün kafalarına çalınacağından hepsi korkar.
Poyraz Ali sizin yaşadığınız hukuksuzluğun sembollerinden oldu. Cezaevinde birlikte çok fazla zorluk yaşadınız. Bu hukuksuzluğun Poyraz üzerinde nasıl etkileri oldu sizce?
Poyraz Ali'nin okul öncesi dönemi güvenli bir aile ortamında, huzur veren bir rutinde geçemedi. Ya babadan ayrıydı ya anneden. Rehabilitasyon için uygun koşulların sağlanmasında yaşadığımız sıkıntılar, sürgünler falan, hepsini biliyorsunuz... Poyraz Ali'yi elimizden gelenin fazlasını yaparak otizmden de faşizmden de koruduk içerdeki ve dışardaki dostların sayesinde. Ama panik atak gibi bazı etkileri var yaşadıkları sonrası üzerinde kalan. En ufak bir aksilikte, misal yere çay döküldüğünde falan, başımıza kötü bir şey gelmiş, gelecekmiş gibi panikliyor. Sürekli beni koruma halinde, biri bana şaka yaparken bana kızıldığını ve saldırılacağını falan sanabiliyor. Abartılı bir duygu durumu var. Bir yere gideceğim zaman geri dönmeyeceğimi düşünebiliyor. Ve korkmuş... Haksız mı?
"Bizim çocuklarımız da çocuk, biz de anneyiz! Çocuklara ayrım, haksızlık yapılan bir ülkede kimse adaletten bahsedemez" demiştiniz. Türkiye'de hâlâ birçok çocuk cezaevinde. Neler söylemek istersiniz bu konuda?
Hâlâ adaletten bahsediyor değiliz zaten. Ben de siyasi hükümlü olduğum için hiçbir yasadan faydalanamadan yıllarca çocuğumla kalıp cezamı fazla fazla yattım da çıktım. İçerideki çocuk sayısı bizim girdiğimiz dönemden fazla. Daha da artacak gibi duruyor. Kaldı ki ülkemiz kocaman bir hapishaneye dönmek üzereyken dışardaki çocuklarımızın da özgürlüğü tartışılır. Sokağa çocuğunuzu bırakabiliyor musunuz? Çocukluktan azgın bir yarışa hazırlamaya başlamak zorundayken özgürce yaşanan çocukluklardan bahsedebilir miyiz? Çocuklar çocukluğa yabancılaşmış günümüzde. Hapishanedeki çocuklar ise hepten itilmiş, her şeye yabancılaşmış. Hayatın kırıntıları bile çıkmıyor dört duvar arasında karşılarına. Poyraz Ali'nin siyasi tutsak çocuğu olması daha uzun süre içerde kalmasına sebep olduysa da şansıdır da bir yandan. Koğuş arkadaşlarım onun için elinden geleni yaptı. Onlarca kadının gözdesi olarak, alakasıyla büyüdü. Ama adli çocukları böyle bir dayanışmadan da yoksun. Koğuşlarda rahatsızlık sebebi varlıkları çok kere. Adlilerin kendi koşulları da çok kötü. Zaten içerde olan adliler toplumun yoksulları, misal zengin hırsızlar itibar görüyor ülkemizde, yoksulların hırsızlığı suç sadece. Toplumun dışlanmış kesimlerinin bahtsız çocuklarını içeri çorap, ayakkabı göndererek falan kurtarabileceğinizi sanmayın. Keşke bu yetseydi ama onlara doğru düzgün yönetilen bir ülke lazım. Yoksa bu zulmün sonu asla gelmeyecek.
Siz cezaevindeyken ülke bir de darbe girişimine sahne oldu. Bu günler nasıl geçti cezaevinde?
Darbe girişiminde oğlumla içerdeydik. Oğlumla uyuyorduk. Arkadaşlar haber verdi. Kalktım. Şaka yapıyorlar sandım hatta. Maalesef değildi. İşin faturasının her halükarda halka, bizlere patlayacağını biliyorduk. Kötü bir durumdu. F-16'lar alçak uçuş yapmaya başladı. Bomba sandık. Poyraz Ali altına kaçırdı... Çok üzüldüm. Yarın sabah bizi nasıl bir günün beklediği meçhuldü. Adli kadınların olduğu koğuşlardan imdat çığlıkları geliyordu: "Bizi burada öldürecekleeeer!" Çok korkmuşlardı. Bakırköy Hapishanesi havaalanına yakın olduğu için biz çok hissettik olanları. Gardiyanlar telaşlı telaşlı koşturuyorlardı. Benim olduğum koğuştaki kadınlar o gece uyumadılar, güvenlik nöbeti tuttular. Bu onların taraf olacakları bir durum değildi. O aralar da hâlâ süren Genel Direnişe başlamışlardı. Hapishanedeki kitap yasağı, sohbet hakkının gaspı gibi sebeplerle slogan atıyor, oturma eylemleri yapıyor, kapıları dövüyorlardı belli bir periyotla. Ertesi gün programlarını hiç değiştirmeden, bizim gündemimizi bu durum değiştirmez diyerek eylemlerine devam ettiler. Poyraz Ali 9-4 kreş ve rehabilitasyon nedeniyle dışarıdaydı. Genelde o saatlerde eylem yapıyorlardı ama bir süre sonra geri döndüğümüzde çocukla koğuşa giremez olmuştuk. İdare koğuştaki kütüphaneyi almak için geliyordu, kadınlar içeri almıyordu. OHAL'le birlikte hapishanelerin daha da kötü olacağı açıktı. Acilen Poyraz Ali'yi babasına verdim. İki gün sonra da Silivri'ye sürüldük, aylarca oğlumu göremeyeceğim, diğer tutsak kadınlarla birlikte pek çok saldırıya maruz kalacağım bir döneme girmiştim. Bundan sonrası çıkana kadar zor geçti ama tutsakların dayanışması ve direnişi baskının kontrolünü sağladı. Babalarının çiftliği gibi değil çünkü hapishaneler. Herkes her şeyi kabul etmiyor.
Poyraz Ali ile ayrı düştüğünüz dönemde sizden ayrı okula başladı... Tahliye talepleriniz bu süreçte de sürekli reddedildi. Neler söylemek istersiniz buna ilişkin?
Poyraz Ali karnımda oluşmaya başladığı zamandan beri hep beraberdik. Pek çok zorluğu beraber yaşamış, çok kere atlatmıştık. Sevinçlerimiz, oyunlarımız... O benim yoldaşımdı. Ayrılığımız zaten canımızı yakmıştı. Dışarda hayata başlamasını ben istedim. Belki çıkamazdım da içerden, beni beklememeliydi... Bağrımıza taş bastık. Hayat böyle bir şey, mutlu değilsen umutlu ve güçlü olmalısın. Ne dört dörtlük ki?
Tahliyenin üzerinden henüz çok kısa bir süre geçti... Uzun zaman sonra demir parmaklık dışında Poyraz Ali ile bir arada olmak nasıl?
Poyraz Ali ile içerde de dışarda da olmak güzeldi. İnsanın yavrusuyla bir başka bağı oluyor. Şimdi anne ve babası ile ilk defa bir arada Poyraz Ali ve "üçlüyü nihayet bir araya getirdi". Çok mutlu, çok temiz bir mutluluk bu, biz de onun mutluluğuyla mutluyuz ama yavrumuzu, yavrularımızı neler bekliyor daha diye kaygılıyız da...
Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?
İçerde, dışarda yanımızda olan tüm o güzel insanlara, hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Dünya hakikaten iyi insanların hatırına dönüyor. Hepimiz için daha güzel bir dünya diliyorum, dayanışmaya devam. Selamlar...
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.