Piyasacı dinciliğin 'faizsiz banka'dan sonraki yeni icadı: Helal sigorta!

Birbirinden ayrılamaz iki yönelim: Piyasacılık ve dincilik... Yıllar önce "faizsiz bankacılık" adı altında dolaşıma sürülen aldatmacadan sonra, son günlerde "helal sigorta" ve "helal kasko" modeli yeniden tartışılmaya başlandı... AKP'ye yakın fıkıhçılar "Malezya modeli iyidir" fetvası verirken, dinci patronlar da bu "kârlı" alanı boş bırakmıyor. Hem üye olanların mallarının zararının "helalinden" karşılandığı, hem de dinci patronların "helalinden" para kazandığı bir formül... Hem 'helal', hem kârlı!
Ahmet Çınar
Salı, 18 Ekim 2016 12:02

AKP ve onun destekçisi tarikat çevrelerinde, her ne kadar hırsızlık-yolsuzluk ayyuka çıkmış, piyasacılık tavan yapmış, kâr ve rant hırsının gözüne vurmuş olsa da; son günlerde “Trafik sigortası yaptırmak caiz mi” şeklinde bir tartışma yürütülüyor.

AKP çevrelerinde sözü geçen fıkıhçı Hayrettin Karaman’ın “İslam'a uygun bir sigorta kurumu oluşturmak mümkündür, Malezya'da böyle bir kurum vardır ve başarıyla işletilmektedir” şeklindeki çıkışı, bu konuyu daha da hararetlendirdi.

Hürriyet gazetesinin sosyal güvenlik konularındaki yazarı Noyan Doğan da, dün bu konuyu tartışan bir yazı kaleme aldı. “Trafik sigortası dinen caiz mi” başlığını taşıyan yazıda, “İslami esaslara uygun sigortacılık, bir başka adıyla ‘tekafül’, yani katılım sigortacılığı, Türkiye’de bir süredir uygulanıyor” diyen Doğan, bu konuda yasal düzenleme de olduğunu yazdı.

DİNCİLİK VE PİYASACILIK: FAİZSİZ BANKACILIKTAN SONRA HELAL SİGORTACILIK

Evet… Siyasal dincilik ile piyasacılık birbirinden asla ayrılamayacak olan iki yönelim… Dolayısıyla siyasal islamcılığın günümüzdeki resmi partisi AKP ve yandaşları, trafik sigortası denilen bu “kârlı” alanı asla bırakmazlar… Akıllarına “acaba caiz mi” kuşkusu düşen takipçi ve yandaşlarını da, kısaca ve kabaca “Bu işin caiz olanı da var” diyerek, tıpkı “faizsiz bankacılık” aldatmacasında olduğu gibi ikna ederler…

İşte şimdi tam da bu “toplumsal rıza” üretiliyor: Siyasal dinci çevreleri, dinsel duyarlılıkla kendilerine bağladıkları kitleleri, daha önce “katılım bankacılığı” ya da “faizsiz bankacılık” düzeneklerine dahil ettikleri gibi, şimdi de “helal sigorta” sektörüne bağlamaya çalışıyorlar. Bu konuda gereken PR çalışmasını da, türlü çeşitli gazetelerde, ekranlarda, dergilerde yapıyorlar.

ESKİ BİR TARTIŞMA: SİGORTA CAİZ Mİ?

“Sigorta caiz midir” tartışmasının yeni değil, daha önce de zaman zaman gündeme geldiği aşikar. Belli ki, sigortacılıktaki “tatlı kârı” gözden çıkarmak istemeyen islamcılar, bu konuda kendi kamuoylarının nabzını belli aralıklarla kontrol etmişler. Konuyu değişik zamanlarda ısıtıp gündem getirmiş, tartışılmasını sağlamışlar…

DİYANET 10 YIL ÖNCE FETVA VERMİŞ

Bundan 10 yıl kadar önce de Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, sigortaya olumlu fetva vermiş… Bu çok şaşırtıcı değil, piyasacılıkla, serbest piyasa ekonomisiyle, kârla her zaman iç içe olan, iyi geçinen ve hatta sıkı sıkıya bağlı olan din kurumu, elbette sigorta gibi “kârlı” bir potansiyele de soğuk ve mesafeli duramaz… Eğer bu konuda kesin yasaklayıcı dini hükümler varsa, tıpkı “faizsiz bankacılık” örneğinde olduğu gibi kimi “ara formüllerle”, bazı “aşırı yorumlarla”, kurnaz "kıvrak manevralarla” kendine bir yol açar…. Ne de olsa siyasal islamcılık piyasacılığa eşit, piyasacılık dinciliğe kardeştir.

SİYASAL DİNCİ ÇEVRELERDE NELER KONUŞULUYOR?

Gelelim dinci çevrelerde, “helal sigortacılık” başlığında hangi yönelim ve yorumların konuşulduğuna…

İnternette “İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman’ın web sitesi” adıyla yayın yapan sitede, şu fetva veriliyor:

“İslam'a uygun olan bir sigorta kurumu oluşturmak mümkündür. Malezya'da böyle bir kurum vardır ve başarı ile işletilmektedir. Bu sigortanın esası şudur: Malını sigorta ettirmek isteyenler sigorta kurumuna gelip üye olurlar ve belli bir -yıllık, aylık- bedel öderler, bu para onların namına kaydedilir, toplanan paraların belli bir miktarı hasarları ödemek için ayrılır, geri kalan ile yatırım ve ticaret yapılır, buna da bütün üyeler ortaktır, bu ticaretin geliri bazen o kadar olur ki, hem bütün üyelerin bu şekilde sigortalı hasarları ödenir, hem de üstüne para kazanırlar. Gelir fazla olmazsa hasarlar fondan (toplanan paradan) ödenir. Kurumun giderleri de yine fondan ve ticari, gelirden karşılanır. Türkiye'de böyle bir sigorta kurumuna izin verilmedi. Bu sebeple -yani İslam'a uygun olan sigorta kurumu bulunmadığı için- ve müslümanların da araba, ev, dükkan, mal, sağlık gibi değerlerini hasar ve zarara karşı yardımlaşarak korumaya (zarar gördüğünde yerine koymaya, yaptırmaya, tedavi, ettirmeye...) ihtiyaçları olduğu için, mevcut sigorta şirketlerine bunları sigorta ettirmeleri -fıkıhta zaruret sayılan bu ihtiyaç sebebiyle- caizdir. Kasko da böyledir. Hayat sigortasının hasar, zarar ve ortaklaşa telafi ile bir ilgisi yoktur; hayat sigortası para verip karşılığında para alma esasına göre işler; bu sebeple faizciliğe girer ve caiz değildir.”

BİR TAŞLA İKİ KUŞ: HEM 'HELAL', HEM KÂRLI! 

İşte Malezya formülü… Görüldüğü gibi, hem üye olanların mallarının zararının "helalinden" karşılandığı, hem de dinci patronların "helalinden" para kazandığı bir formül… 

“Eğer böyle bir sisteme izin verilmezse” de, dincilikte özel mülkiyet kutsal olduğu için, mevcut sigorta şirketlerine “kerhen” cevaz veriliyor…

Ama istenen, arzu edilen, hayal edilen, Malezya örneğindeki gibi “İslami sigortacılık…”

Sorularla İslamiyet adlı internet sitesinde de benzer bir formül üretiliyor…  

Deniyor ki:

“İslami ölçülere uygun bir sigorta nizamı kurmak mümkündür. Bu hususta çalışma yapılmalı, dindarlar bir araya gelerek fon meydana getirmelidir. Cevabın sonunda bahsedilen durum şu anda ülkemizde de uygulanmaktadır. Bize verilen bilgiler, bazı sigorta şirketlerinin yardımlaşma amacına yönelik kurulduğudur. Hangi sisteme göre çalıştıklarını sormak lazım. Bu durumda böyle bir sigorta acenteliği açmak ve işletmek veya sigortalı olmak caizdir ve helaldir.”

SÖZ KONUSU KÂRSA, HER TÜRLÜ FETVA İTİNAYLA VERİLİR!

Görülen o ki… Hayli “kârlı” bir alan sigorta ve kaskoculuk… Kâr varsa, orada dincilik de vardır… O halde hemen en münasibinden, en kıvrağından, en kılıfına uygunundan bir “helal” fetvası bulup, o alanda “ticari”, “kârlı”, “rantlı” faaliyete başlanmalıdır… Başlanmıştır.

“Helal turizm”, “helal gıda”, “helal banka”, “helal expo” atraksiyonlarından sonra, hoş geldin “helal sigorta” ve “helal kasko…”

Siyasal dinciliğin piyasacı ve ticari kıvraklığı, önümüzdeki günlerde de “sigortacılık” kisvesiyle hayatlarımıza sızacak gibi görünüyor!