Sayfa yolu
İdam cezası yeniden tartışılırken: Çağ ve akıl dışı bir davranış!
Yayın Tarihi: 02.11.2016 , 09:26 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
15 Temmuz'un hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından defalarca dile getirilen idam talebine ilişkin yeni gelişmeler yaşanıyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP'ye idam teklifini Meclis'e getirme çağrısı yaparken, Binali Yıldırım da konuyla ilgili çalışmalar yaptıklarını açıkladı.
AKP ve MHP tarafından yeniden gündeme getirilen idam tartışmalarını Hukukta soL Tavır Derneği üyesi, emekli yargıç Vedat Eslek'le konuştuk. Eslek, "Her şeyden önce ve özellikle siyasi idam karar ve infazlarından canı çok yanmış bir ülkede bu konunun yeniden ısıtılması hem insanlık tarihinin kazanımlarından bir geri dönüş, hem geri, çağ dışı ceza yöntemlerinin su yüzüne çıkarılmasıdır. Üstelik her yönü ile kaotik bir ortamda bu cezanın hangi ellerde, nasıl uygulanacağı hususu insanı ürpertmeye yetiyor" diyor.
64 YILDA İKİ BİNDEN FAZLA İDAM
İdam tartışmaları son süreçte yeniden gündeme geldi. Cezanın tarihsel seyrine ilişkin kısaca neler söylersiniz?
Ölüm cezası bir devletin suçun karşılığı olarak bir mahkûmun hayatına son vermesidir. Ölüm cezası suçu cezalandırmak ve siyasi ve dinî ihtilafları bastırmak amacıyla geçmişte çoğu toplum tarafından kullanıldı. Tarihsel olarak, ölüm cezaları sıklıkla işkence eşliğinde infaz edilmiş ve halka açık olarak yapılmıştır. Ülkemizde de, 1920'de Meclisin kuruluşundan, 1984'de ölüm cezalarının fiilen kaldırılmasına kadar geçen 64 yıllık dönemde, TBMM tarafından onaylanan ve infazı gerçekleştirilen ölüm cezası kararı sayısı 712'dir. Bunlardan 15'i kadın hükümlüdür. Ancak bu rakama İstiklal Mahkemeleri'nin aldığı idam kararları dahil değildir. Meclise gelmeden İstiklal Mahkemeleri tarafından verilen 1500 - 2000 civarında idam kararı bulunduğu tahmin ediliyor.
Yüzyıllar boyu süren insan hakları mücadelesinin bir yansıması olarak ceza yargılamasının infaz aşamasında da giderek iyileştirmeler görülmüş, infaz koşulları hafifletilmiş, bununla bağlantılı olarak da birçok ülkede idam cezası kaldırılmıştır. Türkiye'de idam cezası en son 1984 yılında uygulandı ve 9 Ağustos 2002'de (Avrupa Birliği 3. Uyum Paketi) kaldırıldı. Türkiye’de, cezası infaz edilen son idam mahkumu, 25 Ekim 1984’te infaz edilen Hıdır Arslan'dır. Hemen arkasından Türkiye Kasım 2003'te 6 No'lu protokolü onayladı. Sonuçta da 14 Temmuz 2004 tarihli 5218 sayılı kanunla Türkiye idam cezasını her koşulda mutlak olarak kaldırdı.
Bugüne kadar arada geçen sürede ise, bu konu önce Abdullah Öcalan dolayısıyla miting meydanlarına malzeme yapıldı. Şimdi ise 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle Anayasa'nın 38/9 maddesi ile getirilen "ölüm cezası verilemez" hükmü tartışma konusu haline geldi.
'İNSANI ÜRPERTMEYE YETİYOR'
Bu cezanın yeniden gündeme gelmesini ve tartışılmasını bir hukukçu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her şeyden önce ve özellikle siyasi idam karar ve infazlarından canı çok yanmış bir ülkede bu konunun yeniden ısıtılması hem insanlık tarihinin kazanımlarından bir geri dönüş, hem geri, çağ dışı ceza yöntemlerinin su yüzüne çıkarılmasıdır. Üstelik her yönü ile kaotik bir ortamda bu cezanın hangi ellerde, nasıl uygulanacağı hususu insanı ürpertmeye yetiyor.
Unutulmamalı ki, "ceza sapsız kılıca benzer". Onu tutanın elini de keser. Ceza yargısı tarihi bugün hala haksız ve yanlış verilen ve infaz edilen idam cezalarının acısını taşıyor.
Diğer yandan, bir takım konjonktürel ve politik hesaplarla getirilmek istenen idam cezası belki bir takım siyasi yakınlaşmalara, ittifaklara aracı olsa da, oluşturulmak istenen sistemin değirmenine su taşısa da, yaşanacak olumsuzlukların faturasını ödemeye kimsenin gücü yetmez.
'DEVLETİN TASARLAYARAK İNSAN ÖLDÜRMESİDİR'
İdam cezasına sizce neden karşı çıkılmalı?
Ölüm cezası devletin taammüden (tasarlayarak) insan öldürmesidir. Bir insanlık suçudur.Törensel bir yanı vardır. Bu törenin icrası sırasında devlet güç ve otorite sergiler. Oysa gerçek güç, adil ve makul bir sürede yapılacak yargılama sonucu insanlık onurunu rencide etmeyecek bir karara ulaşmak ve onu insani koşullarda yerine getirmektir.
Kaldı ki, cezai yaptırımlar süreç içinde değişikliklere de uğrar. Bugün suç olan bir fiil yarın suç olmaktan çıkabilir, cezası hafifleyebilir, ya da affa uğrayabilir. Ama tüm bunlar cezası infaz edilmiş bir idam mahkumu için hiçbir şey ifade etmez.
Yanı sıra, ne kadar özenli olunursa olunsun, yaşanan adli hatalar hiç de azımsanamayacak düzeyde. Yargılama sonrasında ortaya çıkan, elde edilen bir kanıtın işin seyrini değiştirme olasılığı her zaman var. Özellikle ceza yargılamasında bir hatanın giderilebilme şansının olması zorunludur. Teknik anlamda "olağanüstü yasa yolları" bunun için var. Her ne kadar haksız her ceza onulmaz yaralar açsa da, idam cezasının geri dönüşü olmayacaktır.
İlkel bir cezalandırma yöntemi olan "kısas"a devletin alet olması da cabası.
Bir diğer önemli husus, cezaların caydırıcı olması ve suçluyu yeniden topluma kazandırabilmesidir. Ölüm cezası ise bu amaca hizmet etmiyor. İstatistikler ölüm cezasının olduğu yerlerde daha az suç işlendiğini göstermiyor.
Özetlenen ve daha pek çok sakıncası bulunan bir cezayı bugün için savunmak ve istemek çağ ve akıl dışı bir davranıştır. Anlaşılması ve kabul edilmesi mümkün değildir.
ABD'DE 50 EYALETTEN 31'İNDE İDAM VAR
Erdoğan sürekli ABD'yi örnek göstererek "orada da idam var" diyor. İdam tartışması dünyada nasıl ilerliyor?
AB ve ABD Türkiye yönetimini, darbecileri infaz etmek üzere idam cezası geri getirildiği takdirde, AB üyeliğini unutması gerektiği konusunda uyardı. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, ortak basın toplantısında Ankara yönetiminden demokrasi ve kanun hakimiyetine saygı göstermesini istedi. Almanya ve Avusturya yönetimleri de Türkiye’de idam cezasının yeniden uygulanması asla kabul edilemez olduğu uyarısında bulundu.
Ancak ABD’de 50 eyaletten 31’inde idam cezaları halen uygulanıyor. ABD Death Penalty İnformation Center verilerine göre 1977-2015 yılları arasında 7.870 kişi idam edildi. 2016 yılı sonuna kadar 15 idamın; 2017’de 14, 2018’de 8, 2019’da ise 7 idamın infazı için karar alındı. Suçlanan kişilerin hangi tarihte idam edilecekleri dahi mahkeme tarafından belirlenmiş durumda...
Avrupa’da tek idam cezası uygulayan ülke ise Belarus. Belarus, AB’nin idam cezasının kaldırılması taleplerine karşın geri adım atmıyor.
Şu anda, 58 ülkede halen ölüm cezası uygulanıyor. 98 ülke ölüm cezasını hukuken tamamen kaldırmış, 7'si savaş suçları ve istisnai durumlar dışında kaldırmış, 35'i ise fiilen ölüm cezasını uygulamadan kaldırmış durumda. Uluslararası Af Örgütü 140 ülkeyi hukuken ya da fiilen idam karşıtı, 58 ülkeyi idam taraftarı olarak sınıflandırıyor.
Ölüm cezası en yaygın olarak Asya'da kullanılırken, infazların yüzde 90'ı Asya kıtasında gerçekleştiriliyor. En çok idam cezasının verildiği ülkelerden biri olarak bilinen Çin, idam kararları ile ilgili bilgileri kamuoyu ile paylaşmıyor. Ancak Uluslararası Af Örgütü’nün tahminlerine göre Çin'de 2015 yılında binin üzerinde kişi idam edildi. Af Örgütü’nün elindeki resmi bilgilere göre 2015 yılında dünya genelinde idam edilen kişilerin toplam sayısı 1.934. Bu idamların 977’si İran’da, 320’si Pakistan’da, 158’i de Suudi Arabistan’da gerçekleşti. ABD’de 2015 yılında 28 kişi idam edildi.
GERİYE DÖNÜK İDAM UYGULANAMAZ
Bu yönde bir yasal düzenleme yapılması durumunda cezanın geriye dönük olarak uygulanması mümkün mü? Bu konuya ilişkin hükümetten ve MHP'den gelen açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gerek evrensel bir hukuk ilkesi olarak, gerek Anayasa'nın 38/1 maddesi hükmü gereği kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Bu düzenleme, eğer hedef 15 Temmuz darbe girişimi ise bu cezaların bu eyleme uygulanamayacağını gösteriyor. Nitekim Başbakan Binali Yıldırım da 1 Kasım 2016 tarihli parti grup toplantısında idam cezasının geriye yürütülemeyeceğini beyan etmek durumunda kaldı.
İdam konusunu ortaya çıkaran AKP ve destekleyen MHP de elbette bunun böyle olacağını biliyor. Ne var ki, her iki parti de bu yolla kendi tabanlarına kendi "düşmanlarını" işaret edip, hem politik motivasyon sağlama, hem gündemde olan Anayasa değişikliği konusunda ortak platform yaratma, böylelikle de asıl önemli ve yaşamsal değişikliklerin idam tartışmalarının ardına gizlenmesi peşinde.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
