Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

HSYK'nin sürdüğü Hâkim, Nâzım Hikmet'in 'Yürümek' şiiriyle yanıt verdi

"Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu tanımlayan Türk Ceza Yasası'nın 299'uncu maddesini, iptal edilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne götüren ve ardından HSYK tarafından İzmir'den Trabzon'a sürülen Hâkim Murat Aydın, bir açıklama yaptı. Nâzım Hikmet'in "Yürümek" şiirinden dizelerin de yer aldığı açıklamada, "Şimdi doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam zamanı" dedi.

Ahmet Çınar

Yayın Tarihi: 12.06.2016 , 17:06 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 05:13

"Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu tanımlayan Türk Ceza Yasası'nın 299'uncu maddesini, anaysaya aykırı olduğu gerekçesiyle ve iptal edilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne götüren ve ardından HSYK tarafından İzmir'den Trabzon'a sürülen Hâkim Murat Aydın, bir açıklama yaptı. Aydın, açıklamasında "Doğru bildiğim yolda yürümeye devam" dedi. 

"ŞİMDİ YÜRÜMEYE DEVAM ETME ZAMANI"

Nâzım Hikmet'in "Yürümek" adlı şiirinden dizeler de paylaşan Hâkim Murat Aydın, "Şimdi şairin dediği gibi 'yürümeyenleri / arkanda boş sokaklar gibi bırakarak / havaları boydan boya yarıp ikiye / bir mavzer gözü gibi / karanlığın gözüne bakarak' doğru bildiğim yolda yürümeye devam etme zamanı" dedi. 

İŞTE O AÇIKLAMA

Hâkim Murat Aydın'ın açıklaması şöyle: 

"HSYK tarafından çıkarılan yaz kararnamesi ile Trabzon Hakimliğine atandım.

Bir hakim olarak; karar verirken veya görüşlerimi açıklarken, doğru bildiğimin dışına çıkmamaya daima özen gösterdim. Görüşlerini açıklamaktan korkan bir hakimin kararlarını açıklarken de korkacağına, bu korkunun hakimin işini yapmasına engel olacağına inandım. Bu nedenle yargı mensuplarının ifade özgürlüğünün, yaptıkları işle doğrudan ilgili olduğunu savundum. Elbette bir hakim olarak görüşlerimi açıklarken, mesleğimin etik değerlerine ve mesleğimin konumuna yaraşır bir üslup kullanmam gerektiğini de gözden uzak tutmadım. Daima, hukuk biliminin zemininde kalarak ve mesleğe yaraşır bir üslupta konuşmaya özen gösterdim.

Görev yaptığım dönem boyunca binlerce karar verdim. Verdiğim her karar doğru değildi ama hepsini doğru olduğuna inanarak verdim. Bir kararı vermeden önce 'verirsem ne olur? Başıma (iyi veya kötü anlamda) ne gelir?' diye değil 'bu karar doğru mu, hukuka uygun mu?' diye düşündüm.

Mesleğime her zaman tutku ile bağlı oldum. Tüm bu yaşadıklarımdan sonra, bugün bir kez daha meslek tercih etmek zorunda kalsaydım yine hakim olmak isterdim. Çünkü işime daima inandım, gereken emeği ve önemi verdim.

Bugüne kadar 5 ayrı yerde çalıştım. Hepsinde insanlar tanıdım. Hakim, Avukat, Cumhuriyet savcısı meslektaşlarımla, iş arkadaşlarımla, iş sahibi olan vatandaşlarla mesleğe yaraşır ilişkiler kurmaya, gereken saygı ve nezaketi göstermeye çalıştım. Elbette kırdıklarım, kızdırdıklarım da oldu. Beni seven de oldu sevmeyen de oldu. Ama ben hepsini sevdim. Kızdıklarım, kırıldıklarımla bile bir selamı eksik bırakmamak için çaba sarf ettim.

Sonunda bugünlere geldim.

Verdiğim kararlar ve açıkladığım görüşler nedeniyle, isteğim olmaksızın, meslek içi teamül ve kurallara aykırı olarak Trabzon'a tayin edildim.

Bu tayinin bir 'sürgün' olduğu çok açık. Bunu söylediğimde, bazıları özellikle Trabzon ve Karadeniz'de yaşayanlar, kendi şehirlerine söz söylediğimi düşünüp alındı. Oysa benim ne Trabzon'a bir sözüm olabilir ne de başka bir yere. Söylemek istediğim; gittiğim yerin bir sürgün yeri olduğu değil, bana yapılan işlemin bir sürgün işlemi olduğuydu.

Şimdi de başka bir şehre gidiyorum. Beni üzen başka bir yere gitmek değil, hak etmediğim bir işleme tabi tutulmak, her gün adalet dağıtmak için çaba sarf eden bir yargı mensubu olarak adaletsiz ve haksız bir tasarrufla karşılaşmaktır. Üstelik, biz hakimler ve Cumhuriyet savcıları bir haksız işleme muhatap olduğumuzda gidebileceğimiz bir mahkeme de yok. Zira HSYK'nın kararları yargı denetimine tabi değil ve derdimi anlatıp adalet talep edebileceğim bir mahkemeye başvuru hakkım yok.

2007 yılından bu yana yargının içinde bulunduğu krizlerde görüş bildirdim. Yargı sisteminin iyileşmesi için kendi çabalarımı ortaya koydum. Bundan önceki HSYK'ların yaptığı haksız ve hukuksuz tasarruflara gerek kişisel olarak gerekse önce İzmir Temsilcisi şimdi de Başkan Yardımcısı olduğum YARSAV vasıtası ile karşı çıktım. 2010 ve 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde daha iyi bir HSYK oluşumu için çalıştım, aday oldum.

İşin üzücü yanı, şimdi geldiğimiz noktada, 2010-2014 arası görev yapan HSYK'yı oluşturan, destekleyen, O dönemdeki HSYK'nın verdiği kararlar ile üst görevlere getirilenler, bugün 2010-14 döneminin kötü olaylarını anarken, bizleri, o döneme karşı çıkmamakla suçluyor. Oysa biz o dönemde de yapılanlara karşı çıkışımızı açık bir biçimde ortaya koyduk. O dönemde de arkadaşlarım sürgünlere, soruşturmalara tabi tutuldular, meslekten koptular, bedel ödediler. Neyse ki internet çağındayız. O dönemde yaptıklarımızı görmek isteyenler YARSAV'ın internet sitesine bakınca söylediğimiz ve yaptığımız her şeyi görebilir.

Yine de yaşadığım bu olay bana çok önemli şeyler öğretti.

Her şeyden önce yalnız olmadığımı gördüm. Avukat, hakim, Cumhuriyet savcısı meslektaşlarım, adliyede birlikte çalıştığım iş arkadaşlarım, vatandaşlar o kadar büyük bir sahip çıkma ve dayanışma gösterdikler ki ömrün boyunca unutmayacağım. 21 yıl boyunca çalıştığım bütün adliyelerden, şehirlerden arayanlar oldu. Gitmeye hazırlandığım Trabzon'dan arayıp kendi adlarına sevinçlerini benim adıma üzüntülerini dile getirenler oldu. Yolda görüp konuşanlar, üzüntülerini ve desteklerini dile getirenler oldu. Arayan veya benimle konuşan çoğu kişiyi hiç tanımıyordum. Beni daha önce hiç görmeyen, tanımayan kişiler bile yapılan haksızlık nedeniyle duydukları üzüntüyü, sevgilerini, desteklerini ilettiler. Herkese içten teşekkürlerimi sunarım.

Elbette ben başka bir yere gönderilince başka birisi olmayacağım.

Yine mesleğime aşkla, tutkuyla bağlı olacağım.

Yine hukuk için, adalet için, çocuk ve kadın hakları için çalışacağım.

Yine akademik ve mesleki çalışmalarımı sürdüreceğim.

Yine bütün emeğimi ve zamanımı; daha iyi bir yargı, daha iyi bir Ülke için harcayacağım.

Yine bugün mağdur, yarın mağrur olmamak için; her zaman hukuk, herkese hukuk diyeceğim.

Dayanabildiğim ölçüde mesleğimi yapmaya devam edeceğim.

Etkim ne olur bilmem. Ama, ateşe su taşıyan karıncanın dediği gibi 'taşıdığım su ateşi söndürmeye yetmez ama hiç değilse tarafım belli olur.'

Benim tarafım daima; hukuk ve adalet olacak.

Şimdi yeni bir yolculuk zamanı.

Şimdi hayata yeni bir pencere açma zamanı.

Şimdi, şairin dediği gibi

'yürümeyenleri 

arkanda boş sokaklar gibi bırakarak, 

havaları boydan boya yarıp ikiye 

bir mavzer gözü gibi 

karanlığın gözüne bakarak" doğru bildiğim yolda yürümeye devam etme zamanı.

Çünkü biliyorum ki;

'bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler'

Herkese selam, sevgi ve saygılarımı sunarım."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.