Gezi gazilerinden Erdal Sarıkaya: Suriye konusunda hedef saptırıyorlar

Gezi Direnişi döneminde polisin hedef gözeterek attığı gaz kapsüllerinden birisiyle yaralanarak tek gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya, ‘Suriye'den elinizi çekin, askerler evlerine dönsün’ çağrısına katılanlar arasında. Sarıkaya’yla çağrılarını ve Erdoğan’ın bu konuda da Gezi’yi hedef göstermesini konuştuk.
soL - Haber Merkezi
Pazartesi, 02 Mart 2020 19:14

Gezi Direnişi'nde polisin hedef gözeterek attığı gaz kapsüllerinden birisiyle yaralanarak tek gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya, "Suriye'den elinizi çekin, askerler evlerine dönsün" çağrısına katılanlar arasında. Sarıkaya’yla çağrılarını ve Erdoğan’ın bu konuda da Gezi’yi hedef göstermesini konuştuk.

Suriye'den elinizi çekin, askerler evlerine dönsün' çağrısında sizin de imzanız var. "Askerler evlerine dönsün" çağrısı ne ifade ediyor sizin için?

Erdal Sarıkaya: Suriye’den elinizi çekin, askerler evlerine dönsün” çağrısına tüm halkımızın katılması ve destek olması lazım. Yaşadıklarımız tamamiyle emperyalistlere hizmet ve “Şam’da Emevi camisinde namaz kılmak” uğruna yürütülen ve gençlerimizin öldürülmesine sebep olan politikaların ürünü, buna müsaade edilmemeli.

Yıllardır Suriye’de devam eden savaşın bitirilmesi konusunda masada çözüm aramak yerine savaşı tercih etmek insanlık adına en büyük hata ve suçtur. Hatırlatırım “en kötü barış en iyi savaştan daha iyidir” çünkü savaşın kazananı olmaz.

Suriye tarafından çağrılmadan, müzakere masasına oturmadan Suriye’deki ayrılıkçı yapıları destekleyerek oluşturulan unsurlarla birlikte Suriye topraklarına girmek kabullenilir bir şey değil. Tek adam yönetim anlayışı ile ülkeyi yönetenlerin bekası uğuruna savaştan ve kandan beslendiklerini hepimiz biliyoruz. Keza “şehitler tepesi boş kalmayacak” sözleri ortada.

Biz şehitler tepesinin dolup taştığı bir ülke değil, barış elçiliklerinin kurulduğu, şehit cenazelerinin de değil barış etkinliklerinde bir araya gelen bir halk olmak istiyoruz.

Geçmişi anlamadan gelecek beklenemez.

'YURTTA SULH CİHANDA SULH’

Gazi Mustafa Kemal Atatürk “yurtta sulh, cihanda sulh” demiş. Bunu anlayamayan bir iktidar ülkesine ve bölgesine barışı getirmez. Ankara Garı patlamasından sonra “oyumuz artıyor” deyişleri hafızalarımızda duruyor.

Tek adam yönetiminde (tarihte bu diktatörlük, krallık gibi adlar almış aslında) batan ekonomiyi yanlış yürütülen iç ve dış politikaları kamuoyundan uzak tutmak için iki farklı alternatife yöneldiklerini düşünüyorum.

Ya ülkeyi seçime götürüp halkı oyalamak ya da ülkeyi fiilen kendisinin ait olmadığı bir savaşa sürükleyerek milliyetçi duyguları körükleyerek halkı etrafına toplamak. Onlar ölen gençlerimizden siyasi malzeme çıkarmaya bakıyorlar.

Basın açıklamasında eski meclis başkanının, maliye bakanının kahkahaları da gözümüzün önünde.

‘SIĞINMACILARI KULLANMALARI UTANÇ VERİCİ’

İdlib’den gelen kara haberin hemen ardından sığınmacılar meselesine el attılar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Yürütülen yanlış dış politika sonucu ülkemize alınan sığınmacıların tehdit unsuru olarak kullanılması insanlık dışıdır. Düne kadar bu insan bizlerin müslüman kardeşlerimizdi, soydaşımızdı. Onları ölüm tehlikesinden kurtarmak için ülkemize kabul ederken, şimdi ne oldu da mülteci oldular? Canlı yayında “bindikleri botlar batacak mı, batmayacak mı” yorumları yapılır oldu. Aylan bebek hala hafızalarımızda dururken insanların pazarlık malzemesi yapılması ülke adına utanç verici.

Bunlara bağlı olarak, tek adam ve yandaşlarını korumak için gençlerimizin Suriye’de öldürülmemesi ve siyasi malzeme yapılmaması, anaların evlat acısı çekmemesi adına “Suriye’den elinizi çekin, askerler eve dönsünler” diyorum.

Erdoğan askerlerin hayatını kaybetmesinin üzerinden 40 saat geçtikten sonra yaptığı ilk konuşmada dahi Gezi Direnişi'ni hedef aldı. Gezi davasında adalet arayışını sürdüren bir isim olarak buna ilişkin değerlendirmeniz ne olur?

Askerlerin hayatlarını kaybetmesinin üzerinden 40 saat geçtikten sonra Recep Tayyip Erdoğan konuştu. Konuşmasında Gezi Direnişi’ni hedef alması bizleri şaşırtmadı çünkü Gezi Direnişi’nde tek adam ilk kez diz çökmüştü. Kenetlenen halkın neler yapacağını fark eden iktidar, böl-parçala-yönet stratejisi ile Gezi’yi hedef göstermiştir çünkü ayrışmayan bir bütün olarak hareket eden halkaları asla diktatörler yönetemez, yönetenler kısa sürede yıkılır.

7 yıldır Gezi Direnişi’ni emperyalist odaklara bağlamaya çalışmaları, ya da yasaları eğip bükerek bizleri yargılamaya çalışmaları… Bu tamamıyla başarısızlıkla sonuçlandı ama asıl kirlilik kendi içlerinden çıktı. FETÖ hikayeleri, Gezi Direnişi’nin haklı olduğunu gözler önüne sermiştir.

Gezi ulu bir çınar gibi ortaya çıkmıştır. Bu çınarın her bir dalında insanlar kendilerinden bir parça bulmuştur. Cumhuriyet tarihinden bu yana elde edilen yaşamsal haklarımıza sahip çıkmak için diktatörlüğe, ayrışmaya ve kutuplaşmaya, doğamıza, yaşam alanlarımıza, ranta, talana karşı 81 ilde vücut bulan Gezi Direnişi tek ses tek yürek olan 82 milyonun kendisidir.

‘HEDEF SAPTIRARAK BAŞARISIZLIKLARINI SORGULAYANLARA KARŞI ALGI OPERASYONU YÜRÜTÜYORLAR’

Bizleri katledenlerin, kör edenlerin, yaralayanların, bunlar için emri verenlerin yargılanması gerekirken Gezi’nin yargılanması, hedef gösterilmesi yaşadıkları korkunun ürünü.

Şimdi de hedef saptırarak halkın sorgulamaması için bir algı operasyonu yürütüyorlar. Dış siyasetteki başarısızlığın ve bunun sonucu olarak gençlerimizin Suriye’de göz göre göre ölüme gitmesinin sorgulanmaması için...

Halk olarak 2013 Gezi Direnişi’nde uyandık. Bu tür girişimler, söylemler, hedef göstermelere halk itibar etmiyor.

Bunun yansımalarını 2019 yerel seçimlerinde gördük, içten içe eriyorlar.

Gezi’yi her hedef gösterişlerinde halk Gezi Direnişi etrafında daha çok kenetleniyor.