Sayfa yolu
DTCF Tiyatro Bölümü'nden mesaj var: Daha karanlığını görürsek daha da muhalifini görecekler
Yayın Tarihi: 14.02.2017 , 10:38 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
AKP’nin KHK’larla hedef aldığı Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü, büyük bir kan kaybetmiş oldu. Yaşanan ihraçlar sonrası fakültede sadece 4 akademisyen kalırken, bölüm fiilen durma noktasına geldi. Derslerin bundan sonra nasıl işleneceği büyük bir soru işaretiyken, fakülte öğrencileri, geride kalan ve ihraç edilen hocalar ve mezunlar bu geleneği sürdürmekte kararlı. İhraçların yarattığı tepkiyle geçtiğimiz gün fakültede düzenlenen eyleme birçok öğrenci, akademisyen ve mezun katıldı.
Eyleme katılan ve KHK saldırılarına karşı mücadele edeceğini belirten fakülte mezunları ve öğrencilerle yaşananları konuştuk… Fakülte mezunlarından Firuze Engin, “Benzer bir yüzyıl başını yaşıyoruz. Sanat ne kadar baskılarsanız o kadar sert muhalefetle geri döner. Aynı şeyler yeniden yapılmaya çalışılıyor. Daha da daha karanlığını görürsek daha da muhalifini görecekler. O yüzden yok edebilecekleri bir şey değil bu gelenek” diyor.
İşte DTCF Tiyatro Bölümü öğrenci ve mezunlarının sorularımıza verdiği yanıtlar:
İhraçların okulda yarattığı havayla başlayalım isterseniz. Okulda son durum nedir?
Evin Kayran: İlk olarak hocamız Süreyya Karacabey ihraç edilmişti, en son KHK’da ise 7 hocamız daha ihraç edildi. 3’ü profesör, 1’i doçent diğerleri asistan hocalar. Bölümde şu anda 4 tane hocamız kaldı. Şimdi bölüm derslerini yapamaz olmuş durumdayız. 4 hoca ne kadar yetebilir? Hocalar da şu an beklemedikleri bir şeyle karşılaştı, bu tam anlamıyla bir kaos hali.
Bu süreç atlatılacak ama ne zaman atlatılacak onu bilemiyorum. İhraç edilen hocalarımızın dışarıdaki derslerine katılacağız, onların desteğini almaya devam edeceğiz.
Bugün öğrenciler ve mezunlar olarak güzel bir eylem yaptık. Dönem boyunca bu eylemleri sürekli ve yaratıcı bir biçimde devam ettireceğiz. Dinamik ve çok farklı eylemleri dönem boyunca yapma kararlılığındayız.

BÖLÜMÜN YERLE BİR EDİLMESİ DEMEK
Yani şu anda fiili olarak ders yapılamaz hale gelindi?
Dört tane hoca kaldı, nasıl yapacağız? Artık kuramla, yazarlık dersleri birleşecek ve birlikte ders göreceğiz. Bu alt sınıftaki arkadaşlar için gerçekten daha büyük bir handikap… Üstelik tiyatro bölümü çok sağlam, yoğun okumaları olan bir bölüm. 4 hoca bu kadar şeyle nasıl başa çıkacak gerçekten bilemiyorum.
Geride üç tane oyunculuk hocası kaldı, bir yazarlık hocası kaldı…
Selcan Özgür: Bizim bölümün ayrıksı bir noktası var. Bölüm tümden kapatılmak isteniyor. Yarın KHK iptal olursa hocaların döneceği bir bölüm olmayacak. Koca bir gelenek, kürsüden gelen Dil Tarih Tiyatro Bölümü kesintiye uğrayacak, bu bizim için böyle olmayacak ama akademik anlamda sıkıntılı bir tablo var ortada. Yüksek lisanstaki öğrenci arkadaşlara dekan tarafından, "bazı bölümlerden seçmeli ders alın, kredilerinizi tamamlayın" deniliyor. Bu bölümün yerle bir edilmesi demek.
Evin Kayran: Bölümü taşıyıp güzel sanatlara bağlamak için çalışmalar olduğunu biliyoruz. Yani DTCF’nin içinden tiyatroyu çıkarıp başka bir alana dahil etmeye çalışıyorlar. Bölümü küçültüler tadilat yapacağız diyerek, hocalar sürekli baskı altında ve bu baskı 3-4 senedir kesintisiz sürüyor. Son KHK’larla da bölümde hoca kalmadı maalesef, kapanma noktasına geldi...
Geride kalan 4 hocanın düşüncesi ne, onların tavrı ne bu konuda?
Selcan Özgür: Kararı hep birlikte aldılar, ihraç edilen hocalarla yapılan toplantı sonucu bölümün kapanmaması için lisansa devam etme kararı aldılar.
DİL TARİH SIHHIYE'DEKİ BİNADAN İBARET DEĞİL
Volkan Yosunlu: Aslında bu bölümün diğer bölümlerden ayrılmasının nedenlerinden biri, 3 ana dalda eğitim veriliyor olması. Oyunculuk ana sanat dalı, tiyatro tarihi ve teorisi ana bilim dalı, bir de dramatik yazarlık ana sanat dalı. Buradaki üç bölüm, aslında bizim şu anda var olan kadrolu hocalarımızın ortak emeğiyle ilerliyor. Siz buradan herhangi bir kişiyi çekip çıkardığınızda buradaki bütün yapıyı işlemez hale sokuyorsunuz. Bunun bilinçli yapıldığını düşünüyorum.
SBF’de, İLEF’te ve diğer bölümlerde iktidarın kendi atayacağı kadroları hazırdır zaten, kendi gibi düşünen insanlarla buraları yakında dolduracaklardır. Ancak tiyatroda böyle bir liste şansları da yok. Bu alanda kendi cenahlarından yetişmiş insan yok. Buradan birilerini çekip çıkardığınız zaman o duvarın yıkılmasını beklersiniz. Şimdi beklenen tablo bu. Yıllardır devam eden GSF’ye bağlama planlarının bir parçası olduğunu düşünüyorum bu operasyonun. Ancak bu kürsünün geleneğinin başka bir şeyi başarabileceğine inanıyoruz. Birçok eski mezun var, Türkiye’nin bütün sanat kurumlarında görev alan bu bölümden mezun arkadaşlarımız var. Örneğin kısa süre önce Diyabakır’da Belediye Tiyatrosu kayyum atanarak kapatıldı, bizim mezun arkadaşlarımız kayyumu tanımıyoruz diyerek o geleneği sürdürüyor. Dil Tarih’in nasıl bir odak olduğunu Türkiye’deki diğer üniversitelere bakarak görmek de mümkün. Ülkenin birçok üniversitenin kuruluşunda Dil Tarih’in emeği var.
Dil Tarih sadece Sıhhıye’deki okul kampüsünden ibaret bir şey değil. Tüm Türkiye’ye bu geleneğin yayılmış hali. Aslında onlar bu geleneğe taş attılar ama sadece taş attılar. Bu gelenek bununla mücadele edecek güçte. Hocalar yok ya, bugün ayaküstü öğrenci arkadaşlarla şunu konuştuk; 4. sınıflar 3'lere ve 2’lere ders verecekler, 3. sınıflar 2’lere ve 1’lere ders verecek… Buranın kültürü bir şekilde devam edecek, hocalar sadece derse girdiğinde üreten insanlar değildi, birçok kaynak, birçok eser ürettiler. Bu değerleri bu KHK’ların kaldırma şansı yok. Bu gelenek kendini sürdürmenin yolunu bulacak.
Firuze Engin: Biraz şundan da kaynaklı tabii, bu hocaların her biri hocalık yapmanın yanı sıra tiyatro üzerine bilimsel çalışma yapıyor. Türkiye’de tiyatro tarihi teorisi adına bilimsel çalışma yapan ve bu isimde bölüm olan tek okul DTCF. Aslında gerçekten tiyatro yapmak isteyenleri yetiştiren ana damarlardan biridir. Bu hocalar ürettiklerini okulun geleneği haline getiriyordu ve buradan çıkan gelenek sahnelere yansıyordu.
Şimdi bu hal devam edecek ama bilimsel kısmı ne olacak bilemiyoruz...
Selcan Özgür: Çoktan oturmuş olan bir gelenek var ve biz bir geleneği yeniden inşa etmeye çalışmıyoruz. Sonuçta gelenek diyoruz, gelenek "biz sizi kapatıyoruz" dediğinde parçalanabilecek bir şey değil.

KHK’larla gelen bu tasfiyelerin önemli gelenekleri hedef aldığını görmüş olduk. Mülkiye, İLEF, DTCF Tiyatro gibi. AKP’nin sistematik bir şekilde buraları hedef almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Firuze Engin: Benzer bir yüzyıl başını yaşıyoruz. Sanat ne kadar baskılarsanız o kadar sert muhalefetle geri döner. Aynı şeyler yeniden yapılmaya çalışılıyor. Daha da daha karanlığını görürsek daha da muhalifini görecekler. O yüzden yok edebilecekleri bir şey değil bu gelenek.
DTCF özelinde de bu geleneğin cevap verme âdetini sürdürmesinden de bir endişem yok.
Selcan Özgür: Volkan “geleneğe taş attılar” dedi, çünkü bu gelenekten çok taş yediler. Bu geleneklerin bir arada kalması çok önemli ve mümkün. Bizim şu an bu kadar canhıraş bağırmamızın nedeni, bölümümüzün tamamen kapatılmak istenmesi. İLEF, SBF ve diğer tasfiyelere baktığımızda belli direnç noktaları yerle bir edilmek isteniyor, bu boşluğu yaratamayacaklar, kendileri boşta kalacaklar…
Volkan Yosunlu: Tek adamlığı kurumsallaştırmaya çalışıyorlar, tek tip bir yaşamı kurumsal hale getirmek istiyorlar, bu KHK’lar da bunu gösteriyor. Bu ülkenin geleneği, öğrencileri bunu kabul etmeyecektir. Böyle olsaydı barış için bu ses de yükselmezdi. Bunca insan bu pervasızca saldırıya karşı ses çıkaramazdı. Bununla mücadele etme şansları yok. Görebildikleri her alandayız, onlar şu anda sadece iktidardalar. Burayı savunan insanlar dün Suriye’de öldürülen askerler için de ses çıkardı, kadın cinayetlerine karşı seslerini yükseltti, yurt yangınında ölen öğrenciler için seslerini yükseltti. Onlarsa sadece yaşamın tüm güzel noktalarına saldırabiliyorlar.
Bu arada şunu da belirtmek istiyorum; ihraç edilen hocalarımızın gündelik yaşamlarını devam ettirebilmeleri ve üretimlerini sürdürebilmeleri için ekstra projeler oluşturuyoruz. Bu insanların milletvekilleri gibi servetleri yok, ürettikleriyle yaşayan insanlar bu isimler. Bu dayanışmayı da büyüteceğiz. Bunun dışında Eğitim Sen’in bir bağış kampanyası var ihraç edilen akademisyenler için, okuyucuların da buraya katkı sunmasını istiyoruz.
Firuze Engin: Belki gözden kaçıyor, bu saldırı barış, beraberlik demek üzerinden, Kürt sorununa dikkat çekmekten de çıktı. Bu geldiğimiz yerde gözden kaçıyor belki. Bizim hocalarımız yaşamın her alanında bu çağrıları yapmaya devam edecektir.
VAZGEÇMEK BİR YANA DAHA DA ÖFKELENDİRİYORLAR
Selcan Özgür: Tüm sahne sanatları bölümlerinden, tiyatro bölümlerinden, yurt dışından çok sayıda dayanışma mesajı geliyor. İlk defa bu kadar önemli bir dayanışma ortaya çıkmış durumda bu başlıkta. Direnç noktasını kırmaya yeltendiklerinde birçok yeni direnç noktası ortaya çıkacak. Hem hocalarımız için hem kendi haklarımız için her şeyi göze aldığımız aşikar ve bunu çok açıkça söylüyoruz. Bundan sonraki süreci de hep birlikte öreceğiz, vazgeçmek bir yana bizi daha da öfkelendiriyorlar.
Volkan Yosunlu: Barış İçin Akademisyenler’in barış dedikleri için ihraç edilmesi absürt bir komediden başka bir şey değil… Üstelik ne sanıyorlar, oraya imza atmayan akademisyenlerin, insanların barış talebi olmadığını mı düşünüyor bu ihraç kararını veren iktidar. Sonuçta bu işin sonu hayra çıkacak, hayır olacak.
Firuze Engin: Çok gündelik pratiklerde bile hayra çıkıyor. İstanbul’dan bölüm için kalktık geldik ve burada öğrenci olan arkadaşla tanıştık. Okulumuzu korumak bir tarafı, hocaların yaşadığı mağduriyet bir yanı… Diğer yanı ise meselenin özü, yan yana durmak ve beraberlik isteği.
Evin Kayran: İktidarın hayal ettiği gibi bir yerde sinip oturmayacağız, zaten bu bizim doğamıza aykırı.
DTCF Tiyatro Bölümü için bundan sonraki eylem sürecine nasıl devam edilecek?
Selcan Özgür: Şu ana kadar söylediklerimiz bölümün tavrını genel olarak gösteriyor. KHK ile ihraç edilen akademisyenleri desteklemeye devam edeceğiz. Bunun dışında bölümün kapanması gibi can yakıcı bir sorunla karşı karşıyayız. Burada ilk baktığımız yer öğrenci arkadaşlar ve onların mücadelesi. Yine hocaların geleneğin devam etmesi için gösterdiği çabaya destek.
Yarın öbür gün buradaki arkadaşlarımız ODTÜ’de, Hacettepe’de her yerde olacak.
Firuze Engin: Yani bu düşüncenin davranış biçimini tiyatro sahnesinde görecekler, gelip izlemiyorlar ama gelirlerse görecekler…
Evin Kayran: Korku noktası vardır ya bir süre sonra geçilir. Biz bölüm öğrencileri olarak bu noktayı çoktan geçtik. Dolayısıyla hiçbir şey istedikleri gibi olmayacak. Biz DTCF Tiyatro’yu kapatırız, kimse de ses çıkarmayacak diyorlarsa yanıldıklarını görecekler.
Engin Baysan: Gelenek dediğimizin karşılığını KHK’lar sonrası görmüş olduk. Bir sürü mezun arkadaşımızdan destek mesajları aldık, Ankara Sanat Tiyatrosu “gelin derslerinizi burada yapın” dedi. Gelenek dediğimizin karşılığı tam olarak bu... Onlar sürekli alınıp satılır şeylerle kafalarını çalıştırıyorlar ama sadece bunun olmadığını görecekler. Onlar yıkmaya çalıştıkça biz daha sağlamını kuracağız.
Volkan Yosunlu: Hocalarımızın da bundan sonraki sürece dair kimi tahminleri var. Bu bölümün GSF’ye devri için adım atılması olası. Öğrenciler ve mezunlar bir şekilde çeşitli platformlarda iletişim halinde, onların yapacağı hamleye göre biz de kendi tavrımızı ortaya koyacağız. OHAL kaldırılmalı, KHK’lar iptal edilmeli, hocalarımızdan özür dilenmeli.
Yetmez ama evetçiler iktidarın zokasını yedi ama bu insanlar bunu yemedi. Buranın da bir demokrasi kültürü var, işletelim yalanlarını bu taraftan duyamazlar. Hocalarımızdan özür dileyecekler, hak gasplarından vazgeçecekler...
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


