Cumhurbaşkanı Erdoğan korkuyor mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dokunulmazlık dosyalarına ilişkin yaptığı açıklamada "Neden korkuyorsunuz, suçu olan gocunur... Değerli kardeşlerim biz dürüstlüğün savunucusuyuz. 168 milletvekili içinde arabaların arkasında silah taşıyan, banka soyguncusu, görevi kötüye kullananlar var" dedi. Erdoğan hakkında saydığı başlıkların tamamında suçlamalar bulunuyor.
Haber Merkezi
Cuma, 27 Mayıs 2016 16:20

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dokunulmazlıklara ilişkin yaptığı açıklamada kendisini "dürüstlüğün temsilcisi" ilan etti. "Neden korkuyorsunuz" diye soran Erdoğan, dokunulmazlıkları kaldırılan vekillere "arabaların arkasında silah taşıyan", "banka soyguncusu", "görevi kötüye kullananlar var" dedi.

Erdoğan bu sözleri söylerken kendisi hakkında da benzer suçlamaların yer aldığını atladı...

SİLAH TAŞIMA: Cumhurbaşkanı Erdoğan, "arabaların arkasında silah taşıyanlar var" sözleriyle HDP'li vekili işaret ederken Suriye'de cihatçı örgütlere MİT tırlarıyla silah taşındığı itirafını unuttu. Erdoğan, "O TIR’lar Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürüyordu. Şimdi diyecekler ki, başbakan TIR’ların içinde silah yoktu diyordu… Varsa ne olacak yoksa ne olacak..." ifadeleriyle silah sevkiyatını doğrulamıştı.

Erdoğan ve hükümeti 900 km’lik bir sınıra sahip olduğu komşusu Suriye’ye yönelik İslamcı terör örgütlerinin geçişlerini sınırı açarak kolaylaştırdı. Türkiye üzerinden Suriye’ye giren on binlerce cihatçı sayıları binlerle ifade edilen sivili katletti.

Barış Derneği ve  Adalet İçin Hukukçular Derneği’nin “Suriye Halkına Karşı İşlenen Savaş Suçları-2014” raporuna göre “Suriye’de silahlı grupların planladıkları ve sahiplendikleri insanlık dışı katliamlar sonrasında dahi, Türkiye ilişkileri kesmemiş tersine, istenenin yerine getirildiği oranda bu çeteler ile Türkiye hükümeti arasındaki ilişkiler kuvvetlenmiştir”.

Amerikan NBC televizyonunun, Suriye’de rejim güçleriyle savaşan muhaliflere Türkiye üzerinden uçaksavar füzeleri ulaştırıldığı bilgisine de yer verilen söz konusu raporda emekli CIA operasyon şefi Philip Giraldi’nin ve emekli NSA üst düzey yöneticisi Thomas Drake’in de aralarında olduğu 12 emekli ajanın imzası bulunan ve Obama’ya sunulduğu Rusya tarafından onaylanan bir mektuptan da söz edilerek  mektupta “13-14 Ağustos 2013 tarihlerinde, Batı destekli muhalif güçlerin Türkiye’de büyük ve gayrinizami bir askeri kalkışma için geniş çaplı hazırlıklara başladıklarını öğrendik. Üst düzey muhalif askeri komutanlarla Katar, Türkiye ve ABD istihbarat uzmanları arasındaki ilk görüşmeler, Antakya’da eskiden Türk ordusuna ait olan ve şimdi ÖSO ve onun destekçileri tarafından komuta merkezi olarak kullanılan bir askeri karargahta yapıldı” ifadeleri de yer aldı.

Erdoğan ve iktidarının Suriye’ye savaş açılması provokasyon girişiminde bulunduğu da ortaya çıkmıştı. Bu da Erdoğan’ın uluslararası mahkemelerde sanık sandalyesine oturması için en önemli kanıtlardan biri  sayılıyor.  Hükümet, istihbarat, Dış İşleri ve Genelkurmay Başkanlığı  yetkilileri arasında geçtiği ileri sürülen konuşmaların sızması AKP’nin savaş suçu işlediği ve Başbakan Erdoğan’ın Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından yargılanabileceği iddialarını gündeme getirmişti.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA: Bu suçlamanın tanımında "Kişilerin mağduriyeti", "Kamunun zararı", "Kişilere haksız bir menfaat sağlanması" gibi maddeler yer alırken AKP iktidarında bu yönde birçok somut suçlama gündeme gelmiş, hepsinin üzeri örtülmeye çalışılmıştı. Öyle ki, AKP denilince ilk akla gelenler arasında ayakkabı kutularında istiflenen deste deste paralar, yatak odalarında gizlenen para kasaları, fısıltıyla yapılan telefon görüşmeleri, “evdeki paraları sıfırlayın” talimatları oldu. 

AKP döneminde özellikle yandaş şirketler inanılmaz boyutlarda karlar elde etti. Bu yandaşlar bir kısmı yolsuzluk operasyonu sırasında ifşa oldu. AKP döneminde özelleştirmelerde, büyük ihalelerde, satılan kamu arazilerinde hep aynı isimler halkın mallarına el koyan isimler oldu.

AKP döneminde yaşanan yolsuzlukların en büyük örnekleri 17 Aralık sürecinde yayınlanan kayıtlar olurken, o kayıtlardan sadece biri şöyle:

R.T.E: Sabah operasyon yaptılar, bu Ali Ağaoğlu,Reza Zarrab, bizim Erdoğan’ın oğlu, Zafer’in oğlu, Muammer’in oğlu filan, bunların şu anda evlerinde
arama yapıyorlar.

B.E: Evet.

R.T.E: Şimdi diyorum ki senin evinde ne var ne yok. Sen bunları bir çıkar tamam mı?

B.E: Bende ne olabilir baba, senin para var kasada.

R.T.E: Onu diyorum işte. Ben şimdi gönderiyorumkardeşini. O bilgiler onda var tamam mı abinle konuş, amcanla konuş, o da aynı şekilde çıkarsın, eniştenle konuş o da.

B.E: Ne yapalım bunları baba, nereye koyalım?

R.T.E: Belirli yerlere, oralara şey yapın.

B.E: Berat’ta da var.

R.T.E: Onu söylüyorum işte, şimdi bir araya gelin; amcanı da al, Ziya eniştende var mı yok mu bilmiyorumda, tamam mı, Burak Abi’ne de hemen şey yap.

17 Aralık saat 11.17

B.E: Hasan Abi, abim Berat, amcam düşünüyoruz. Berat’a fikir geldi. Bir kısmını Faruk’a diğer işle ilgili verelim diyor, öbür paraları işlediği gibi işlesin.

R.T.E: Şey yapmanızda fayda var, tamamıyla sıfırlamanızda.

B.E: Tamamıyla sıfırlayacağız inşallah.

17 Aralık saat 15.39

R.T.E: Sana verdiğim görevler tamam mı?

B.E: İşte akşam bitirmiş oluyoruz, Berat ile ilgili olan kısmını hallettik, Mehmet Gür ile ilgili olan kısmı önce halledeceğiz, geri kalanını da artık karanlık
olunca halledeceğiz.

17 Aralık saat 23.15

R.T.E: Sıfırladınız mı?

B.E: Sıfırlamadık babacım, 30 milyon Avro gibi bir miktar daha var, eritemedik henüz. Berat’ın aklına geldi, Ahmet Çalık’ın alacağı bir 25 milyon dolar kalmış, onu oraya verip üstüyle de Şehrizar’dan daire alabiliriz diyor, sen nasıl bakarsın baba?

R.T.E: Tamam yapın.

B.E: Tamamen sıfır mı kalsın baba, yoksa senin elinde biraz para kalsın mı?

R.T.E: Kalsın olmaz, Mehmet’le şey yapsaydınız, onu da oraya aktarsaydınız.

B.E: Onlara verdik tamam, 20 milyon dolar verdik.

R.T.E: Allah Allah ya aktarsaydınız, sonra şey yapardınız.

B.E: Bu kadar verebildik, zaten zor, yer kaplıyor. Bir kısmını Tunç Abi’ye verdik.

18 Aralık Saat 10.58

R.T.E: Tamamen sıfırlandı mı?

B.E: Yani sıfırlandı derken işte bende bir bu Samandıra’nın ve Maltepe’nin paraları vardı, 730 bin dolar ve 300 bin lira, onları da şey yapıcam; bizim
Faik Işık’a borcumuz vardı, 1 milyon lira ona vereceğim, üstünü de akademiye aktar diyeceğim.