Boyun Eğme'de bu hafta: Bu halk ne darbeler gördü

Haftalık siyasi gazete Boyun Eğme’nin yeni sayısı 'Bu halk ne darbeler gördü' manşetiyle yarın okurlarıyla buluşacak.
soL - Haber Merkezi
Perşembe, 20 Şubat 2020 09:39

Haftalık siyasi gazete Boyun Eğme'nin 209. sayısı "Bu halk ne darbeler gördü" manşetiyle yarın okurlarıyla buluşuyor.

Gazetenin ilk sayfasında yer alan değerlendirme yazısı şöyle:

Bu halk ne darbeler gördü
DARBELİ DEMOKRASİ

Askeri darbe denildiğinde ilk akla gelen Latin Amerika kıtasındaki ülkeler oluyor. ABD’de bir okul var: “School of Americas” Latin Amerika’nın farklı ülkelerinden darbeci adayları geçtiğimiz yüzyılda bu okulda eğitim görüp ülkelerinde Amerikan çıkarlarını korumak üzere harekete geçmiş. Güney Amerika’nın faşistlerini emperyalist ABD okulda yetiştirmiş!

Pek çok Latin Amerika ülkesinin son 100 yılında askeri yönetimlerin kapladığı büyükçe bir yer var.

Türkiye ise muz cumhuriyeti değil: Çok darbe gördük ama “maşallah” askeri yönetim altında geçirdiğimiz süre çok uzun sayılmaz. Üstelik bizim faşistler Amerikalılardan özel amaçlı darbe okullarında eğitim görmüyor. NATO karargahlarında “dost ve müttefik Amerika” türküsünü çalışarak uzmanlaşıyorlar. TSK birden çok defa yönetime karışmış olduğu halde, generallerin “ülke yönetmek” gibi bir ilgi alanları olduğunu söyleyemeyiz.

Bunu demokrasimizin bir başarısı olarak görmek fazla iyimserlik olur: Askeri darbeler bizde demokrasiye ayar vermek, halk katılımı fazla kaçtığında biraz zorbalıkla sulandırıp sermayenin elini güçlendirmek için yapılıyor.

DARBEYLE İŞLEYEN DEMOKRASİ

Bu yüzden de, darbeler ve darbelerle gelen askeri yönetimler ülkemizde bir “yönetim biçiminden” çok sermaye demokrasisinin “işlemesi” için kullanılan bir araç olarak var.

Patron sınıfımız çok demokratik; ama kurduğu partilerle, dernekleriyle ve federasyonlarıyla ülkeyi yönetirken biraz tıkandığında demokratik olmayan araçlara da kolaylıkla başvuruyor.

Bu bazen, ayarı bozulmuş, ne yapacağını şaşırmış bir hükümetin ülkeyi daha fazla karıştırmadan indirilmesi için yapılan bir darbe oluyor. 27 Mayıs gibi. Bu örnekte, “sapıtmış” hükümet halk onu indirmeden darbe yoluyla indiriliyor, toplumda yükselen taleplere karşılık gelen bazı adımlar atılırken, ülke bir NATO müttefiki olarak yoluna devam ediyor.

Bazen, kışkırtılmış bir iç savaşın üzerine gelen sağı solu barıştırıp karıştıran ve bu sırada bütün sesleri kısan bir darbe oluyor. 12 Eylül gibi. İlk sözü “demokrasiye geçişi sağlayacağız” olan 12 Eylül darbesi, gerçekten de “geçişi” sağlıyor. Azar azar… Önce izin verilmiş partilerin, izin verilmiş adaylarıyla katıldıkları bir seçim! Kapatılan sendikalar, dernekler…

Bu ülkede “askeri darbeler” hakkında konuşmak için önce sivil yönetimleri konuşmak gerekir.

Ve tersi…

“Aman darbe mi geliyor” diyenlere de…

“Sonunda ordu kurtaracak bizi bu rezaletten” diyenlere de…

Aynı şeyi söylüyoruz: Sermayenin demokrasisiyle, sermayenin cuntasının nasıl birbirine bağlandığını çok iyi biliyoruz. 

Ne de olsa, çok darbeler gördük.

12 Mart oyunu

Hükümette sağ parti vardı. Demirel başbakandı. Başbakandı ama “ben bu anayasayla bu ülkeyi yönetemem” diyordu. Fazla demokratikti anayasa! Askerler sağcı Demirel’e “sen yönetemiyorsan biz yönetiriz” dedi, Demirel şapkasını alıp çıktı.

Askeri muhtıra güdümlü “partiler üstü reform hükümeti”nden reform, hatta devrim bekleyenler oldu, yanılgılarının bedelini ağır ödediler.

12 Mart faşizminin sorumluluğunu sola yıkmaya kalkanların en büyük dayanakları bir askeri yönetimden “Atatürkçü reformlar” bekleyen milli demokratik devrim solu. Gizledikleri gerçekse, muhtırayla gelen yönetimlerin tam olarak sermayenin ve onun sağcı iktidarının yapmak istediklerini yapmış olması.

12 Mart sağcı bir darbedir. Üstelik, bu sağcı darbe karşısında işçi sınıfı örgütlerinin ve sosyalistlerin hep birlikte bir şaşkınlık geçirdiği de doğru değildir.

GAZETEDE YER ALAN DİĞER BAŞLIKLAR

Hafta boyunca meydanlarda, caddelerde, duraklarda, Nâzım Hikmet Kültür Merkezlerinde ve TKP bürolarında okurlarına ulaşacak olan Boyun Eğme gazetesinde yer alan bazı konu ve başlıklar şöyle:

  • Erdoğan, Fethullah, darbeciler derken unutturulan işçi sınıfı
  • Sermaye ordu eliyle ülkeye el koydu
  • Manisa Telas Kauçuk’ta işçiler zehir soluyor
  • Stajer öğrenciler, köleliğe razı olmayın