Sayfa yolu
Ampute Milli Takım: Başarmak ve 'kullanılmak'
Yayın Tarihi: 10.10.2017 , 10:22 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 05:59
Dün akşam iki maç oynandı. Bir tarafta primlerin gölgesinde, egoist, tehditkâr, dayakçı ve hiç kuşkusuz gerici kimi oyunculardan oluşan bir "milli" takım, diğer tarafta ise ismini hiç duymadığınız, belki de finale çıkmasaydı uzun süre duymama rekorları kıracağınız bir milli takım daha. Ancak bu iki takım arasında tek benzerlik, fazlasıyla da farklılık var. Benzerlik ikisinin de futbol oynuyor oluşu.
Birinci her ne kadar oynayamasa da kimi çevrelerde "futbol" denildiğini söylemek gerek oynamaya çalıştıklarına. Farklılıkların başında ise adlarını hiç duymadığınız bu "diğer" insanların engel tanımadan spor yapabilmeleri geliyor. Ve işte bu yüzden Ampute Milli Takım büyük bir tebriği hak ediyor.
AMPUTE FUTBOL VE ENGELLİ SPORLARIN KISA TARİHİ
Aslına bakılırsa, engellilerin en çok ilgi gösterdikleri ve hayata bağlandıkları alanlardan bir tanesi spor. Bunun en önemli göstergelerinden birisi ise her ne kadar yeterli ilgi gösterilmese de paralimpik oyunlar. Türkiye bu oyunlara son zamanlardaki istatistiklere bakılırsa, Pekin 2008’e 16 sporcu, Londra 2012’de 69, 2016 Rio Paralimpik Oyunlarına ise 49’u Bedensel Engelliler Federasyonu, 29’u Görme Engelliler Federasyonu ve biri Özel Sporcular Spor Federasyonu üyesi olmak üzere toplam 79 sporcu ile dâhil olmuştu.
Türkiye’de pek bilinmese de tekerlekli yapılan sporların dışında yapılan oturarak voleybol, masa tenisi, bilek güreşi, oryantiring ya da ampute futbol gibi branşlar da mevcut. Bahsi geçen ampute futbol da, bir engelli sporu olarak geçiyor ve Türkiye’de gelişkin olmasa da karşılığı olan bir spor dalı. Bu futbol türü 7 kişilik takımlarla oynanan oyuncuların tek bir bacağının, kalecilerin ise üst kısımlarında ampütasyona uğramış engellilerin icra ettiği, maç sırasında koltuk değneklerinin aktif olarak kullanıldığı bir spor. Bu anlamı ile küçümsenmeyecek zorluklar ve emek içeriyor.
Engelli sporlarına yönelik ilk uygulama 1948 senesinde Guttman Oyunları olarak adlandırılan omurilik yaralanması sebebiyle tedavi altında olan hastalar üzerinde gerçekleştirilmişti. Bu dönemle birlikte hızlıca yayılan ve kurallara kavuşan sporlar günümüze değin işlerliğini sürdürüyor. Tabii, bu sadece ampute sporcular tarafından gerçekleştirilen bir şey değil. Zihinsel, işitsel ve görme engelliler de bu organizasyonların bir parçası. Bu durumun sosyalizme değen tarafları da yok değil. Örnek olsun, Sovyet engelli sporcu Svetlana Slepneva 1961 Yaz İşitme Engelliler Olimpiyatlarında (Deaflympics) 5 altın madalya kazanmıştı.
AMPUTE MİLLİ TAKIM NEYİ BAŞARDI?
Türkiye’de önemli bir süredir "engelli" olarak kabul edilen sporcuların aslında engel(siz) oldukları ve olumsuz durumlarına rağmen spor yapabildikleri keşfedildi. Örneğin Galatasaray engelli basketbol takımının son dönemde kazandığı olağanüstü başarılar hep bir kısmı ile gölgede kalmasına rağmen Türkiye’nin takım sporlarında göstermiş olduğu en istikrarlı ve şaşaalı başarılar olduğu çabuk unutuldu. Çünkü Türkiye’de bu başarılar, bir spor kültürüne ya da bir spor planlamasına dayanmıyor. Hepsi, gerici iktidarın bir "PR çalışmasına" dönüştürülmeye çalışılıyor.
Bu anlamı ile bu şampiyonluk hem anlamlı hem de "tehlikeli"dir. Tehlikelidir, bu bir siyasal iktidar başarısı olarak gösterilmeye çalışılacak ve kupalarla verilen pozlar hepimizin gözlerine sokulmaya başlanacaktır ve başlanmıştır da. Stat için Beşiktaş’a teşekkür eden Spor Bakanı’na "Saha Beşiktaş’ın mı? Ulan saha onların mı, bizim verdiğimiz paralarla yaptılar" cevabı başarısızlıklarını inşaatçılıkla gizleme senaryosu olarak okunmalı, dopingli ve devşirme sporcularla "başarılı" olduğunu zannedenlere bir ders verilmelidir.
O halde bu başarıdan çıkması gereken sonuç açıktır. Engelleri hiçe sayan bu insanların kazandıkları ellerinden alınmamalıdır. Tüm toplumun kucaklayabileceği ve sahiplenebileceği emeğin milli takımı yaratılmalıdır. Bu anlamda kupaların değer kazanacağı ve bu değerini koruyabileceği tek düzen, patronsuz, sömürüsüz ve ‘engelsiz’ bir düzen olan sosyalizmdir. Sosyalizmde, insanlarımızın engelli bir hayat sürmesine neden olacak iş kazalarına, cinayetlere ve savaşlara ise yer yoktur.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.