Kimin için ‘VAR’ sorunsalı: Futbolda yeni nesil adalet

Futbol, VAR sistemi ile yeni tanıştı. Bu sistemin en temel gerekçelerinden biri futbola adaleti getirecek oluşu oldu. FIFA tarafından dayatılan VAR, Türkçeye 'Video Yardımcı Hakem' olarak çevrilebiliyor. Bunun bir 'teknolojik yenilik' olarak ortaya ilk çıkışı ve test edildiği alan 2018 Dünya Kupası oldu. Bunun nasıl bir test alanı olarak işlev gördüğü ise hâlâ tartışılıyor.
İsmail Sarp Aykurt
Perşembe, 16 Ağustos 2018 18:38

Futbol, işçi sınıfı tarafından icat edildiğinden beri sayısız dönüşüm geçirdi ve bu dönüşümler de beraberinde yepyeni ihtiyaçları dayattı. Ancak bu ihtiyaçların ne kadarının futbola özgü olduğuyla birlikte, futbolun kurucu öznesi olan emekçileri temel alan bir içerikle düşünülüp tasarlandığı fazlasıyla kuşkulu olmayı sürdürüyor. Hele ki, futbolun "endüstriyel" çağında olan ve emek odaklı spor anlayışını savunan kişiler için bu durum bir açmaza dönüşüyor.

1848 yılında ortaya konan "Cambridge Kuralları" ile yepyeni bir içerik ve sınırlandırmalarla donanan futbol, kısa süren kolej örgütlenmesinden sonra yeniden halka kavuşmuştu. "Modern" kurallarla donanan futbolun, sokakta ve amatör bir bilinçle oynanan oyundan farklı olarak, başka bir rotaya sokulduğu ve bu durumun futbol oyununun FIFA ve diğer sermaye denetimindeki kuruluşlara bağımlı kılınmasına vardığını biliyoruz. Ancak buna bir nokta konulmuş değil ve ortaya endüstriyel (ticarileşmiş) futbol çağının çıkması tesadüf olmaktan uzak. Futbol bu haliyle bize başka şeyler çağrıştırmaya ve dayatmaya devam ediyor.

Bu, yeni ve teknolojik diyebileceğimiz dayatmalardan birisi futbol adına karar verme yetkisini ipotek altına alan FIFA tarafından gerçekleştirilmiş durumda. Ve bunun adı ise sözcük olarak da Türkçede yer alan VAR ifadesi ile karşılık buluyor. VAR, Türkçeleştirildiğinde "Video Yardımcı Hakem" olarak çevrilebiliyor. Bunun bir "teknolojik yenilik" olarak ortaya ilk çıkışı ve test edildiği alan ise 2018 Dünya Kupası oldu. Bunun nasıl bir test alanı olarak işlev gördüğü açıkçası hâlâ tartışılıyor. Dünya kupası ise VAR deneyimleri haricinde içinde birçok hayal kırıklığı ve öykü ile birlikte dört senelik bir uykuya yatmış durumda.

VAR'I ORTAYA ÇIKARAN KOŞULLAR

Futbol, VAR sistemi ile yeni tanıştı. Bu sistemin en temel gerekçelerinden biri futbola adaleti getirecek oluşu oldu. Günlük hayatımızda kimi zamanlar aldığımız teknolojik yardımlar diğer spor dallarından olan basketbol, voleybol, tenis ya da Amerikan futbolu gibi alanlarda daha önceden kullanılıyordu. Ancak temel soru şu oldu. Madem bu sporlarda VAR kullanılabiliyor, o halde ticaretin gözbebeği haline gelen en popüler spor olan futbolda neden olmasın ki? Bu ihtiyaç, bu sorularla gerekçelendirilmiştir. Ancak bunlara itirazlar gecikmedi. Futbolun içerik olarak diğer sporlardan ayrıldığı ve bunun "oyunun ruhu ve köklerine" bir karşıtlık olduğu tezi işlendi. Bu tezin "duygusal" bir içeriği olsa da geçersiz olduğunu biliyoruz. Her ne kadar bunu VAR sistemini temize çıkarmak gibi bir kaygı ile yapmasak da endüstriyel futbol çağında ve bence buna "küresel futbol emperyalizmi" demek daha uygun düşüyor, adaleti sağlamak gerçekten çocukça olmaktadır.

Tüm bunlarla birlikte "sistem içi" diyebileceğimiz kimi tartışmalar sürmeye devam ediyor. Bunlardan birisi, video yardımcı hakem uygulamasının teknolojik tabanı yeterli düzeyde olmayan ve dev bir takip ekranı olmayan bir statta nasıl uygulanacağı sorusu. Bu, altyapının eksikliği ile "meşhur" olunan bir ülkede, bizim gibi, büyük bir sorun. Ayrıca bu durum, bu statlarda yer alan taraftarların da bu sürecin dışarısında kalacağını hatırlatıyor. Saha içindeki herkesten yetkili olan ve bir "mülki amir" gibi maçı idare etmesi beklenen orta hakemin hangi görüntüye göre karar verdiğinin kestirilememesi, bunun takip edilmekten uzak kalması ya da bunun yeni medya araçlarına bırakılması başlı başına bir eksiklik ve sorun. Bu konudaki iyileştirme çalışmalarının ise FIFA sorumluluğunda olduğunun altını çizmek gerekiyor. Bununla birlikte VAR sisteminin neden ortaya çıktığını da konuşmak gerekiyor. Bu ihtiyaç neden şimdi ortaya çıktı ve bize "adalet" getirmeye neden bu kadar teşne? Tersinden bir soru ile, bu zamana kadar neden bu kadar adaletsiz bir ortamda adaletsiz skorlar alan ve adaletsiz paralar kazanan insanlara katlanmak zorunda bırakıldık? VAR, bunları cevaplamıyor. Ancak FIFA, yani dünyanın en organize suç örgütlerinden birisi, bir adalet timsaline mi dönüşmek istiyor; hakkında o kadar somut yolsuzluk gündemleri varken? Bu soruları cevaplamayı ise bir kenarda bırakıyorum.

Bir diğer soru işareti ise futbolun tabiatıyla ilgili. Bu tabiata göre, futbolun içerisinde bulunan ve cezai yaptırımlar başlığı altında biriktirilen kuralların kesinliklerinin her yerde aynı algılanmaması bir sorun. Özetle, bir faul pozisyonunun kişilere göre algılanışları farklı. Bir nevi "hakemin olaya yorumunu katması" gibi bir değerlendirme mümkün. Ve teknolojinin yardımını alırken karar hala bir insan görüşüne muhtaç durumda. Bu, haliyle bir ikilem yaratmış durumda. Peki, madem teknoloji doğruyu gösteriyor ve bunu yineleme olanağı var. Neden hakemler doğruyu seçemiyorlar, bunu defalarca izleyebilme olanağı olmasına rağmen? O halde, VAR ile birlikte hakem hataları da var olmaya devam edeceğe benziyor. Desenize, bizim hakemlerin de daha çok çekeceği var! Çünkü ülkemizdeki çürüme ve güvensizlik ortamı çok ilerlemiş durumda, tarihinin zirvesinde… Bunun nesnel koşulları ortadan kaldırılmadıkça, pozitif anlamda değişmeler yaşanacağını söylemek gülünç oluyor.

VAR konusunda itiraz edilen noktalardan bir tanesi de futbolun hızını kesmesi. Yani, eklenen duraklama dakikalarının artışı, hakem pozisyon incelemesinin oyunu geciktirmesi sorun teşkil ediyor. Ve tabii, atılan gollerden sonra yapılan sevinç gösterilerinin geçersiz olması da bir ihtimal olarak duruyor. Bu, can sıkıcı bir durum. Bunların tamamının "adalet sağlama ve kesin doğruya ulaşma" kaygısıyla yapıldığı algısı olsa da örneğin Süper Lig’in ilk haftasında tam tersi gelişmelerin yaşandığını da biliyoruz. Türkiye’de VAR sistemi ilk haftadan da anlaşıldığı üzere hakeme baskı kurmanın ve hakemin başına çöreklenmenin, kolektif olarak el yordamıyla ekran işareti yapmanın gerekçesi olmuş durumda. Madem adaletli, niye hâlâ kuşkular içerisinde yaşıyor; gece sohbetlerinde tartışıyoruz? O halde VAR adaletin yeni sembolü, ancak biz kokuşmuş durumdayız. Karar, sizin…

Devam edersek, VAR; hakemin yetemediği, göremediği ya da kaçırdığı pozisyonlar konusunda yardımcı olması için geliştirildiği iddia edilen bir sistem. Ancak burada hemen akıllara bir soru geliyor. Hakem ya buna rağmen hatalı karar alırsa? Çünkü sistem bir yardımcı olarak tasarlanmış. Bir karar verici olarak değil. Peki, Türkiye’de bizleri endişe ettiren durum nedir? "Doğruya" ulaşmak mı istemiyoruz, teknolojiye bağımlı kalmak futbolumuzu öldürüyor ya da "çok akıcı" olan futbolumuzu duraklattığını mı düşünüyoruz? Yoksa bu kadar adaletsizlik üreten bir düzende "adaleti aramak" işimize mi gelmiyor? Ya da canlı organizmalar olmaya devam eden ve ellerinde sarı-kırmızı kareli bayraklarla çizgide koşup duranlara hiç mi güvenimiz kalmamış? FIFA Hakem Komitesi başkanı, Türkiyeli futbolseverlerin yeşil sahalarda bir adalet timsali olarak gördüğü ve yakından tanıdığı Pierluigi Collina, VAR için şunları söylüyor: “VAR tabii ki kusursuz değil. Fakat sistem öncesi yüzde 95 olan doğruluk oranının yüzde 99,3 düzeyine çıkması sistemin faydasını gösteriyor”…

Bu arada VAR sisteminin her pozisyona müdahil olmayacağını da eklememiz gerekiyor. Penaltı, kırmızı kart, gol ya da yanlış oyuncuya kart gösterimi durumlarında devreye giren bir sistem VAR. Ancak o halde akıllara şu soru geliyor. E, futbolda başka ne var ki zaten? Oyunu değiştirecek olan hâlâ futbolcu olsa da, Süper Lig’in ilk haftada ortaya koyduğu sonuç, VAR’ın fazlasıyla istismar edileceğidir. Unutmayalım, her sezonda olmak üzere Avrupa’nın büyük futbol liglerinden daha fazla faul yapılan ve 2017 verilerine göre konuşacak olursak topun oyunda kalma süresinin net 54 dakika olduğu bir ligimiz olduğunu belirtelim. Bu, VAR sisteminin ülke futbolumuzda gerilimlere yol açabileceğini göstermekte. Ek bir bilgi, Süper Lig’in ilk haftasındaki 9 maçın 8’inde video yardımcı hakem uygulamasına başvurulduğunu gördük. Bunun artması ise yüksek ihtimal.

VAR: FUTBOLUN SÖZDE ADALET ARAYIŞI

Son olarak, VAR sisteminin yararlı olup olmayacağı tartışmasından ziyade futbolun temel dinamiklerinin son derece eşitsiz ve adaletsiz bir zeminde üretilmeye devam ettiğini görmekte fayda var. Bu eşitsiz zeminin kulüpler arasında çok ciddi alt-üst ikilemlerini tetikleyeceği kesin. Zaten elit ve zengin takımlar ile "diğer" başlığı altında kategorize edilen takımların birbirleri ile "rekabetlerinde" çok ciddi fırsat eşitsizlikleri hâkim. Buna çözüm bulmadan, VAR sistemi "oldu-bittisi" ile çözümler getirmek olanaksız gözüküyor, bir görüngü yaratmaktan da başka bir işe yaramıyor. Ve baştan söylemek gerekli, Dünya Kupası maçlarından beri ve bizim ligimizde "büyük takımlar ve ülkeler, elit sporcular kollanıyor" tespitleri hızla artıyor. Bu tespitlerin "VAR" olsun ya da olmasın toplumsal eşitsizliklerle ve futbol endüstrisiyle organik bir bağı var. Bu endüstri kendisinin yani patronların ihtiyaçlarını yaratıyor, toplumun gereksindiklerini değil. Bu yüzden eşitsizlikleri gidermenin kalınca çizilmiş sınırlılıkları var. Eğer ki giderilmekse amaç…

VAR sistemi, bir "adaletlilik algısı" yaratmayı deniyor. Bunun, futbolumuzda ne kadar karşılık bulduğunu tam tespit edemesek de, yeni gerginliklere kapı aralayacağını tahmin etmek zor değil. Ancak unutmamak gerekiyor, adalet alınıp satılan bir şey değildir ve asıl adaletsizliğin sömürü düzeninde olduğunu görmek çok önemli. Peki ya futbol? Orman kanunlarının egemen olduğu bir spor ortamında VAR sadece bize "yapamadıklarımızı ve eksikliklerimizi" tekrarlarıyla göstermeye devam edecek.

Ve konuşulan; yine verilmeyen penaltılar, çıkarılmayan kartlar, faul mağdurları ve bitmeyen yıldız savaşları olacak.

Özetle, futbolda da hayatta olduğumuz gibi varlıkla yokluk arasında savaş vermeye devam edeceğiz. En azından şimdilik…