Sayfa yolu
İnsanlığın 'Aydınlık' gecesi
Yayın Tarihi: 16.10.2015 , 10:10 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 04:51
Spor tarihine dönüp kısa bir gezinti yaptığınızda, sadece sportif başarılar, rekorlar, ‘karizmatik’ sporcular ya da atletik becerileri görmezsiniz. Tüm bunların ötesine yaslanan birçok figür vardır sporun tarihinde.
Bu figürlerin hiçbirinde madalya almak, bunun bir çıktısı olarak para kazanmak ya da popüler olmak hedefleri başa yazılmamıştır. Çünkü onların yaptığı yalnızca bir sportif faaliyet değildir. Onlar için spor; sosyal, siyasi bir konumlanışın adresi ve bir mücadele, manevra alanı olarak tariflidir.
Dünyayı sol değerlerin kasıp kavurduğu, Fransa örneği ile başlayan ve birçok coğrafyaya nüfuz eden öğrenci hareketliliklerinin güç kazandığı, soğuk savaş yıllarının tüm sıcaklığı ile devam ettiği bir konjonktürde, 1968 senesi özel bir anlam daha kazanmaktadır.
Bu anlam, 1968 Meksika Yaz Olimpiyatları‘nda kritik ve unutulmaz bir yer edinir kendine.
Olimpiyat öncesi gündem ise oldukça kaotiktir Meksika’da. Olimpiyat harcamalarına fazla bütçe ayrılmasını protesto eden öğrenciler, “Olimpiyat değil, devrim istiyoruz” sloganı ile yürürler sokaklarda.
Yürüyüş bir katliam ile sonlandırılır. Yüzlerce insan polis ve asker işbirliği ile organize edilen saldırılarla Plaza de las Tres Culturas’ta katledilir.
Olimpiyatlardan çok kısa bir süre önce gerçekleştirilen bu katliam, tarihe “Tlatelolco Katliamı” ismiyle geçer.
2 Ekim 1968 günü karanlık bir gündür.
16 Ekim günü ise, 200 metre finalinde yarışan Birleşik Amerikalı iki atlet Tommie Smith, John Carlos ve Avustralyalı sporcu Peter Norman ortak yaptıkları eylem ile tarihe geçerler.
Bir çift siyah deri eldivenin sağ tekini Smith, sol tekini Carlos eline geçirirken; fakirliğe tepkilerini gösterirler, çıplak ayaklarla kürsüye çıkarak. Siyahların yoksulluğu, siyah çoraplar ile ve ayakkabısız çıkılarak sembolize edilir. Yumruklar havada iken ise dönemin siyahi politik hareketi ‘Siyah Güç’ün selamını verir Carlos ve Smith. Sonraki ifadesinde ise, bunun bir ‘insan hakları’ selamı olduğunu açıklayacaktır dünyaya.

Amerikan milli marşı çalınırken tüm stadyumda, dünya şok içerisindedir.
Smith, siyah bir boyun bağı taşır yanında. Carlos ise boncuk bir kolye takar. Ülkesindeki mavi yakalı işçilerle dayanışmak için montunun önünü açık bırakır. Her üç atlet de aynı armayı taşıyordur göğüslerinde.
Irkçılık karşıtı İnsan Hakları için Olimpiyat Projesi Hareketi (OPHR) kokartı göğüslerinde iğneli iken eylemlerini gerçekleştirirler.
Kırılan tüm dünya rekorları yerle yeksan edilirken, kürsüye ‘insanlık’ çıkar.
İnsanlık kürsüde iken ise, muhalif sporcuların yaşamlarını yok etme planları hızlıca yürürlüğe konulur sermaye sınıfı tarafından.
Çünkü insanlık kazanmıştır o gün.
Eylem, siyahilerin ABD’deki kötü yaşam koşullarını ve yoksulların durumlarını tüm dünyaya afişe etmeyi başarmıştır.
“Peter, bir beyazdı. O günlerde siyahların haklarını savunma cesareti gösteren, onurlu ve belkemiği sahibi beyaz çok azdı. Peter, Avustralya’ya döndüğünde kimse yüzüne bakmadığı gibi, herkes tarafından yargılandı. Onun da atletizm kariyeri bitti, spor çevrelerinden dışlandı. Tehditler, işsizlik ve tecrit nedeniyle öyle sıkıntılı günler yaşadık ki, üçümüzün de ilk evliliği sona erdi”.
16 Ekim 1968’de gerçekleştirilen eylem, üç muhalif sporcunun da son sportif faaliyeti olur. Uluslararası olimpiyat komitesi başkanı Avery Brundage, bu eylemi ‘olimpiyatların apolitik sportmen ruhuna’ uygun bulmadığını açıklar.
Önce, ABD olimpiyat komitesinden bu iki siyahi atletin atılması istenir. Bu talep reddedilse de, ABD heyeti diskalifiye ile tehdit edilir. Bunun üzerine siyahî sporcular ihraç edilirler.
Burada üzerinde durulması gereken önemli bir ayrıntı daha vardır. Komite başkanı Brundage, 2. Dünya Savaşı esnasında tanınmış bir Nazi sempatizanıdır. Nazi Almanyası’nda gerçekleştirilen, 1936 Berlin Olimpiyatları’nda ABD komitesinde yaptığı görev, Nazi selamına hissettiği yakınlık ve selamın bir ‘ulusal simge’ olduğuna dair takındığı tutum aşikârdır.
Dünya eylem ile çalkalanırken, Time dergisi de ırkçılıktan aşağı kalmaz.
Olimpiyatı sembolize eden beş halkanın mottosunu kapağına, “daha hızlı, daha yüksek ve daha güçlü” yerine, “daha kızgın, daha pis ve daha çirkin” başlığı ile taşır.
İnsanlık yükseldikçe, ırkçılık daha da belirginleşir.
Peter, Tommie ve John yaptıkları eylem ile insanlığın onurunu kurtarmışlardır.
“Yaşamın bir başı bir de sonu var. Önemli olan bu aralıkta bir şeyleri değiştirmek için yapacaklarınızın bedelini ödemeye hazır olup olmamanız”.
Şimdi, düzeni değiştirmenin, dünyayı ve insanlığı yeniden kazanmanın tam zamanıdır.
İnsanlığı yaratmanın ve insanları ‘yaşatmanın’ da...
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.