Sayfa yolu
Aydınlık geleceklerine 'inanan' iki sporcu: Nikolay ve Anatoli
Yayın Tarihi: 03.11.2015 , 11:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 04:53
Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin en büyük gazetesi Neues Deutschland’ın spor yazarı Klaus Kuhn, "Hiçbir zaman karşılaşmadım ikisiyle" diye yazmıştı.
Elbette ki, bende hiçbir anımda karşılaşmadım onlarla. Okuduğum ve araştırdığım ile yetinmek zorunda kaldım, "boyun eğmeyişlerine" bizzat tanıklık edemedim.
Ancak, Nikolay ve Anatoli duruşları ile komünist mücadele ve spor alanında birer sembol haline gelmekten ötesini yapmışlar, "inanmışlardı" aydınlık geleceklerine.
Daha ötesi var mıydı sanki?
Faşizme karşı verdikleri anayurt savunmasında, niceleri gibi onlar da direnmişler ve işçi sınıfının vatanına sahip çıkmışlardı.

Anatoli Parfyonov, bu kişilerden sadece birisi idi. 21 Haziran 1941 günü, memleketi Woskessens’te okuduğu meslek okulunun avlusuna çağrılıp, "İyi bir çilingir olacağına eminim" denmişti kendisine.
Ertesi gün ise bambaşka idi. Baltıklardan Karadeniz kıyılarına değin geniş bir cepheye yayılan faşist saldırı, onu farklı bir yaşama bağlamıştı. Gönüllü olarak hizmete hazırdı ve yalnızca 17 yaşındaydı.
1943 yılında ise 19 yaşında bir onbaşı olarak gittiği cephede, boyu ve fiziksel gücünü kullanarak, "kalifiye" bir askere dönüşmüştü. Faşistlere karşı savunmada çok önemli başarılar yakaladı. Tam dört kez yaralanması, toprak altında kalışı ya da başka herhangi bir şey korkutmaya yetmiyordu Anatoli’yi.
Sovyet ordusu Vistül nehrini geçip, emin adımlar ile ilerlerken bir T34 tankını kullanan da bizzat kendisi olmuştu.
Anayurda zafer geldiğinde ise, aklında spor yapmak vardı 25 yaşındaki Sovyet gencinin. Antrenör Gordiyenko, Anatoli’yi bir güreşçi olarak yetiştirmek istemişti. Öyle de oldu ve Anatoli, 1956 yılında Melbourne Olimpiyatlarına katıldı.
Anti-Sovyet propagandanın en etkin üretildiği yerlerden birisi idi olimpiyatlar. Ancak engellemeler yetmedi ve genç Sovyet, savaş madalyalarının yanına bir de olimpiyat madalyası eklemişti.

Anatoli cephede savaşırken, kendisi gibi birçok Sovyet insanı da faşizme karşı mücadelede en ön safhada yer alıyorlardı. Nikolay Trusseviç, 1942’nin soğuk kışının Nazi propagandası ve ateşi ile yoğrulmaya çalışılan ortamında Kiev’de yaşayan bir kaleci idi.
Sovyet milli futbol takımı oyuncusu ve Dinamo Moskova’nın kalecisi Trusseviç, futbolsever bir Alman subayının komutası altındaki bir fırında yaşamaya çalışıyor ve takım arkadaşlarının da aynı yerde istihdam edilmesini sağlıyordu.
Futbola düşkün Nikolay, "Start" adını verdiği bir takım kurmuştu. Hemen ardından, Alman demiryolu işçileri karmasından bir maç almışlar ve 9-0 kazanmışlardı maçı.
Kiev’e yayılan haber tedirginlik vericiydi.
Yeni bir karma takım çıkarılmıştı hızlıca. Güçsüz olan demiryolu işçileri nasıl olur da bu maça gönderilirdi ki?
Yenebilecekleri düşünülen asker karması bir takım çıkarıldı karşılarına. Sonuç yine hüsrandı Nazi toplamı için.
6-0 kaybedilen bir maç ve sevince boğulan bir izleyici kitlesi.
Start’ın dağıtılması fikri gündeme gelse de, olası olumsuz sonuçları kaygı verici düzeye gelebilirdi.
Bir sonraki rakip ise hazırdı. Kievlilere karşı Macar karması. Tek bir teselli golü dışında sonuç yine değişmedi ve maç 5-1 bitti. Nikolay ilk kez gol yemişti.
1942’nin Ağustos’unda rakip, Alman Hava Kuvvetleri idi. Yenilgiler engellenemiyordu.
3-2 biten maç, maçlar öncesi dönemleri mumla aratır oldu.
Rövanş isteyen Naziler, kesin talimatlarını vermişlerdi. Almanlar kazanacak ve tersi bir durum olursa Trusseviç ve arkadaşları toplama kamplarına gönderilecekti.
Maç, bir futbol maçı değil, bir onur mücadelesine dönüşmüştü.
2-0 geriye düşen Kievliler, ikinci yarıda maçı 5-3 kazanıyor, "Kızıllar kazanıyor" diyen halk ise sokaklara doluşuyordu.
Galip takım ise toplama kamplarına…
Gaddar bir biçimde işkenceden geçirilen Kievliler sırasıyla katledildiler. Nikolay’ın arkadaşları, Korotkiç, Kusmenko ve Klimenko öldürüldü.
Trusseviç’in dudaklarından ise net bir cümle duyuluyordu, katledilmeden önce.
"Herşeye rağmen biz kazanacağız!"
Kievliler diz çökmemişlerdi. Farklı cephede çarpışan, "aynı" Anatoli Parfyonov gibi…
Değişen bir şey yok hâlâ, vazgeçen de…
Her şeye rağmen biz kazanacağız…
İşte Anatoli’nin, Nikolay’ın ve nice komünistin ortak noktası tam da budur.


soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.