Yaklaşık 10 milyon kişi kayıtdışı çalışıyor

DİSK’in araştırmasına göre kayıtdışı çalışan sayısı Nisan ayında 9 milyon 747 bine ulaştı.
Pazartesi, 26 Temmuz 2010 10:30

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) kayıtdışılık ve istihdam alanında son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendiren bir rapor hazırladı.

Raporda TÜİK’in 2010 Nisan ayı dönemi için açıkladığı verilere göre kayıtdışı çalışan sayısının bir önceki yılın aynı dönemine göre 905 bin kişi artarak 9 milyon 747 bine ulaştığı belirtildi.

Bu sayının nisan ayı dönemi için ulaşılan en yüksek sayı olduğuna dikkat çekilen raporda en son 2005 yılının nisan döneminde kayıtdışı istihdam edilenlerin sayısının 9 milyon 689 bin olduğu kaydedildi.

Hükümetin kayıtdışı ile mücadele konusunda karnesinin oldukça zayıf olduğu değerlendirmesinde bulunulan raporda, şunlar kaydedildi:

Sendikal örgütlenmenin yaygınlaştırılması gerek
“Kayıtdışı ile mücadele, cezai yaptırımlarda, sendikal örgütlenmenin önünün açılmasında değil, özel sektörü teşvikte aranıyor. ‘Ne kadar az vergi alırsak, istihdam maliyetlerini ne kadar aşağı çekersek, patronlar da o oranda kayıtdışı işçi çalıştırmaktan vazgeçer’ anlayışı ile kayıtdışı ile mücadele daha en başından sakatlanıyor. Oysaki kayıtdışı ile mücadele aktif bir biçimde, sendikaların örgütlenmelerinin yaygınlaşması, sıkı denetimler ve cezai yaptırımların etkinleştirilmesi ile verilebilir.”

İşsizlik rakamlarındaki düşüşe güvencesiz çalışanların ve eksik istihdam edilenlerin sayısındaki artışın eşlik ettiği ifade edilen raporda, “istihdamdaki artışın nitelik ve süre açısından ihtiyaca cevap vermediği” görüşüne yer verildi.

Güvencesiz çalışan sayısındaki artış 316 bin
Raporda, “Herkese insan onuruna yaraşır bir iş talebi dikkate alındığında, krizden güvencesiz ve geçici işlerle çıkmanın çözüm olmadığı görülecektir. Geçici bir işte çalışanların sayısı nisan dönemi için 2009’da 1 milyon 221 bin iken, 2010’da 1 milyon 537 bin düzeyine ulaşmıştır. Güvencesiz ve geleceğinden endişeli olan bu kesimin sayısındaki artış ise 316 bindir” denildi.

Raporda, ayrıca şu tespitlerde bulunuldu:

“ - Resmi rakamlara göre, işsiz kalma nedenlerinin en ön sırasında çalışılan işin güvencesiz ve geçici olması geliyor. Türkiye’de yaklaşık her 10 ücretliden sadece 1’i geçici bir işte çalıştığı halde, işsizlerin yüzde 31’ini geçici işlerde çalıştığı için işsiz kalanlar oluşturuyor. Bu durumda olanların sayısı 1 milyon 83 bin.

- Eksik istihdam rakamlarında da artış görülüyor. Toplam 40 saatten daha az çalışan ve 1 saat çalışmış olsa bile istihdamda sayılanlarla, aynı nedenlerle istihdamda görünen, ancak iş bakanların yani gizli işsizlerinde sayısında 154 bin kişilik artış gerçekleşti.

- Kırdaki istihdam geçen yılın aynı dönemine göre 610 bin kişi artış göstererek 7 milyon 375 bine ulaştı. Kırsal kesimde gelir kaybı yaşadığı için kentlere yönelen yüzbinlerce emekçi, işsizlik girdabından kaçarak, yine çaresizliklerine yani tarım alanına, kırsal kesime dönüş yaptı."

Kronik işsizlere 124 bin kişi katıldı
- Geçen yıl 820 bin olan 1 yıldan fazladır iş arayan kronik işsizlere bu yıl, kriz döneminde işsiz kalmış 124 bin kişi daha katıldı. Kronik işsizlerin sayısı 820 binden 944 bine ulaştı. Toplam işsizler arasında kronik işsizlerin oranı yüzde 21'den yüzde 28'e ulaştı.

- İşe başlamaya hazır olup son 3 aydır, başta umutsuzluk olmak üzere, çeşitli nedenlerle iş arama kanallarından birini kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanların sayısı 2010’da 2 milyon 225 bin düzeyine ulaştı.

Geniş tanımlı işsizlik yüzde 20,66
- Tanımlama nedeniyle işsiz sayılmayan 2 milyon 225 bin işsiz dahil edildiğinde ortaya çıkan ''geniş tanımlı işsizlik'' oranı yüzde 20,66'yı buluyor.

- İşsiz ve yetersiz istihdam edilenlerin toplam istihdama oranı yüzde 25,51’e karşılık geliyor.”

Sendikalara yetki verilsin
Raporun öneriler bölümünde, bazı çevrelerce, “işsizliğe çözüm olarak kıdem tazminatlarının kaldırılmasının, işçi açısından daha fazla çalışmak ve daha fazla sömürü anlamına gelen esnekliğin, kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılmasının, geçici çalışmanın yaygınlaşmasının, kiralık işçilik uygulamalarının” sunulduğu belirtildi.

Çalışma sürelerinin resmi olarak 45 saat olarak belirlenmesine rağmen fiilen 50 saatin üzerine çıktığı ifade edilen raporda, şu önerilere yer verildi:
“- Kayıtdışı ile mücadele sistemden nemalanan işverenlerle sağlanamaz. Kayıtdışı ile mücadelede sendikalara yetki verilmeli.
- İş güvencesi herkese ayrımsız şekilde uygulanmalı.
- Sendikal hak ve özgürlükler güvence altına alınmalı.
- Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı.
- Çalışma saatleri aşağıya çekilmeli.
- Türkiye’nin atıl işgücü kapasitesi üretici bir faaliyet içerisinde harekete geçirilmeli.”

(soL – Haber Merkezi)