Rosa: Tok olanlara ceza talep ediyorum

Mücadele etmekten vazgeçmeyen bir devrimci: Rosa Luxemburg bugün tam 141 yaşında!
Pazartesi, 05 Mart 2012 10:24

Rosa Luxemburg Polonya’nın Lublin eyaletinde 5 Mart 1871 tarihinde doğdu. Bugün 141. yaş gününü kutladığımız Rosa Luxemburg’un doğum tarihi ise hep bir tartışma konusu oldu. Rosa için doğumunun hangi gün kutlandığı ise bir önem arz etmiyordu. Rosa doğum gününü hep 5 Mart’ta kutlardı, başka gün kutlayana da itirazı yoktu. Yeter ki hediye olarak sadece çiçek ya da kitap getirsinlerdi...

“Tokların vicdanına yüklemek”
Yahudi ve alt orta sınıf bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen Rosa, evin en küçüğü olarak kardeşleri tarafından hep şımartıldı. Daha 5 yaşındayken kalçasının alçıya alınması nedeniyle bir yıl boyunca yatmak zorunda kalan Rosa, annesinin yardımıyla okuma ve yazma öğrendi. 5 yaşında geçirdiği bu hastalık Rosa Luxemburg’un hayatı boyunca aksak yürümesine neden oldu. Okumayı yazmayı öğrendikten sonra o dönemde neredeyse hiçbiri okuma yazma bilmeyen hizmetçilere okuma öğretmeye kalkıştı. Çok zaman geçmeden Rusça’dan Lehçe’ye şiirler çevirmeye başlayan Rosa Luxemburg dokuz yaşına kadar evde eğitim gördü. 1880 yılında Varşova II. Kız Lisesi’ne başladı. Bu okulda Leh ve Yahudi ailelerin çocuklarına yönelik olarak özel ve katı bir sınırlama uygulanıyordu ve Lehçe konuşmak yasaktı. Fakat bu duruma rağmen, Rosa’nın Lehçe olarak yazdığı bir şiir kendi okulunda ve başka okullarda elden ele dolaştı ve tartışmalara neden oldu.

Rosa’nın lise çağında yazmış olduğu bu şiir kendisinin daha sonra ne için mücade edeceğini de özetliyordu:

Ceza talep ediyorum.
Bugün tok olanlara, sefa sürenlere,
Milyonların ekmeğini hangi acılarla kazandığını
Bilmeyenlere, hissetmeyenlere.
Neşeli bir yüz,
Neşeli bir gülüş görürsem
Acı çekiyorum
Zira yoksulluğa ve bilgisizliğe
Mahkum olanlar
Gülmeyi ve neşeyi bilmezler.
Bütün dertleri,
Bütün gizli ve acı göz yaşlarını
Tokların vicdanına yüklemek istiyorum,
Ve yaptıkları her şeyin intikamını almak.

İsviçre’ye gidiş
Kendilerine Alman sosyal demokrasisi gibi kitlesel bir örgütü örnek alan ve bireysel terörü reddeden grubun üyesi olan Rosa, öğrenciler arasında iki yıl boyunca ajitasyon çalışmaları yaptı. Bu nedenden ötürü tutuklanma riski ile karşı karşıya kalınca 18’inde İsviçre’ye iltica etti.

Daha sonra Zürih Üniversitesi’ne kayıt yaptıran Luxemburg, felsefe, tarih, politika, ekonomi ve matematik eğitimi aldı. Rosa burada hayatında büyük etki bırakan insanlarla, Georg Plehanov, Vera Zasuliç, Paul Axelrod gibi öncü Leh ve Rus Marksistler ile tanıştı ve arkadaş oldu.

Dergi çıkarır
20 Temmuz 1898’de doktora diplomasını alan Rosa, Julian Marchlewski ve Adolf Warski’ yle birlikte Paris’te “Sparawa Robotnicza” (İşçilerin Meselesi) adlı Rusça ve Lehçe yasadışı bir dergi çıkartmaya başladı. Dergi, Polonya’ya Alman sosyalistler tarafından gizlice ulaştırılırken, derginin bir kısmı da Münih üzerinden gelirdi.

Kendi örgütünü kurar
1893’ te Zürih’ te toplanan II. Enternasyonal Sosyalistler Kongresi’nde delege olmak istemesine rağmen olamayan Rosa, Julian Marchlewski ve Adolf Warski’yle birlikte Polonya ve Litvanya Sosyal Demokrat Parti’yi kurdu. Daha sonra Rosa Alman vatandaşı olabilmek için sahte bir evlilik gerçekleştirdi. Vatandaşlığa kabul edilmesiyle birlikte Alman Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) üyesi oldu. Rosa Luxemburg’un yazmış olduğu makaleler büyük ilgi gördü, düşünceleri Avrupa’nın sosyalist çevrelerinde büyük yankı uyandırdı.

Tutuklamalar başlar
1904 ile 1906 yılları arasında görüşleri ve siyasi faaliyetleri nedeniyle üç kez hapse girdi. 25 Eylül 1913‘te bir halk toplantısında söyledikleri yüzünden “yasalara ve hükümetin kararlarına karşı gelmek” suçuyla hakkında dava açıldı ve 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1914 Haziran’ında ise bu sefer “orduya hakaretten” dava açıldı ve savcı kaçma tehlikesi nedeniyle tutuklanmasını istedi. Davalarla geçen bu dönemin ardından ise insanlık için büyük yıkım demek olan 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı başladı.

Rosa Luxemburg, savaşın başında SPD’nin milliyetçi eğilimler göstermesi nedeniyle partiden ayrıldı. Partiden ayrılmasının ardından hiç vakit kaybetmeyen Rosa, 5 Ağustos 1914'de Karl Liebknecht ile beraber Internationale grubunu kurdu. 1 Ocak 1916'da grubun adı Spartaküs Birliği (Spartakistler - Almanca Spartakusbund) olarak değiştirildi. Grubun devlete karşıt tutumu yüzünden 28 Haziran 1916'da Luxemburg tekrardan hapis cezasına çarptırıldı.

Alman Komünist Partisi Rosa ile birlikte kurulur
Hapiste kaldığı dönemde sayısız makale yazan Luxemburg’un sağlığı cezaevinde bozuldu. İki kez hapse giren çıkan Rosa, en son olarak 8 Kasım 1918’de hapisten kurtuldu ve 30 Aralık 1919’da Almanya Komünist Partisi’ni (KPD) kurdu.

Bu arada 1917’de Ekim Devrimi gerçekleşmişti ve Rosa da Almanya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde de devrimin başlaması gerektiğine inanıyordu. 9 Kasım 1918'de, yani Rosa'dan bir gün sonra da Liebknecht hapisten çıktı ve Berlin'de Özgür Sosyalist Cumhuriyet'i ilan etti.

Rosa'nın katledilişi
Almanya'da büyük bir devrimci kalkışma yaşanıyordu. Ocak 1919'da ikinci bir dalga geldi. Sosyal demokrat hükümetin lideri Friedrich Ebert, orduya devrimi bastırmasını emretti. 15 Ocak'ta “Piyade Muhafız Kıtası”nın Berlin’in batısını işgal etmesiyle birlikte Eden Oteli’ni kurdu ve Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve Wilhelm Pieck, tutuklanıp Eden Oteli’ne götürüldü. Pieck kaçmayı başarsa da Luxemburg ile Liebknecht yedikleri darbelerle bilinçlerini kaybetti. Aynı gün Luxemburg ölene kadar dövülmüş ve ölü bedeni nehre atılmıştı. Liebknecht de başından yediği kurşun ile öldürüldü. Öldürülenler sadece liderler değildi: O dönemde binlerce KPD üyesi katledildi. Birinci Dünya Savaşı'nda emekçi halkların birliği yerine kendi devletinin çıkarlarından yana tavır alarak savaşı destekleyen ve işçi sınıfına ihanet eden Sosyal Demokrasi, Almanya'da işçi sınıfının militanlarını büyük bir kan banyosunda katlederek ihanetine noktayı koymuştu.

Rosa Luxemburg’un ceseti 1 Haziran 1919’ da Berlin Landwehr kanalının Freiarchen mevkiidende bulundu ve 3 Haziran 1919’ da Karl Liebknecht’in yanına gömüldü. Cenaze töreni tam bir mitinge dönüştü ve 1926’da Berlin’de bir anıt mezar yaptırıldı. 1935 yılında ise bu anıt mezar Naziler tarafından yıkıldı fakat 1951 yılında yeniden dikildi.

(soL - Dış Haberler)