Konfederasyonlar Anayasa paketine ne dedi?

Salı, 13 Nisan 2010 15:08

AKP hükümetinin Anayasa Komisyonu'nda kabul edilen Anayasa değişiklik paketi ile ilgili tartışmalar devam ederken, sendika konfederasyonları da yaptıkları açıklamalarla pakete ilişkin görüşlerini kamuoyu ile paylaştılar. Tartışmalara renklerini veremeyen konfederasyonlar, "toplumsal mutabakat" çağrısında ortaklaştılar.

AKP’nin yeni anayasa paketine ilişkin tartışmalar devam ederken, sendika konfederasyonlarından da konuyla ilgili farklı dönem ve mecralarda açıklamalar yapıldı.

Pakette kamu emekçilerine grev ve siyaset yasağının sürmesi gibi 12 Eylül anayasasında da mevcut uygulamalar sürdürülürken, sendikaların eleştirileri genel olarak “toplumsal mutabakat” ve grevli toplu sözleşme hakkı üzerinde yoğunlaştı. AKP hükümetine yakın konfederasyonlar ise pakete yüzeysel eleştiriler yöneltirken, paketin geneline hiçbir itirazda bulunmadılar.

Türk-İş: Anayasa tümden değişmeli
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (Türk-İş) 26 Mart tarihinde hükümete sunduğu anayasa değişikliği önerisinde, değişikliklerin anayasanın bütününü kapsaması gerektiği ifade edilirken, AKP’nin sunduğu yeni taslağın “bazı bireysel özgürlüklere öncelik tanıması”nın olumlu karşılandığı ifade edildi. HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değiştirilmesi konusunda “toplumsal mutabakat” gerektiğini söyleyen Türk-İş, yeni paketteki değişikliklerin AB mevzuatına uyumlu olarak hazırlandığı belirtilmesine rağmen çalışma hayatını düzenleyen kurallara yer verilmemesini eleştirdi.

Ancak Türk-İş’in değişiklik önerisinde de bu başlıkta somut bir düzenleme önerisinin yer almaması dikkat çekiyor. Öneride 51. maddedeki “aynı zamanda ve işkolunda birden fazla sendikaya üye olunamayacağı” hükmü ile 53. maddedeki “aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz” hükmün kaldırılması isteniyor. Türk-İş ayrıca sendika yöneticilerine siyaset yapma yasağını eleştirirken, memurlara dönük siyaset yasağı konusunda herhangi bir görüş bildirmedi.

DİSK: Önce yasalar değişsin
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nun (DİSK) açıklamalarında ise hükümetin değişiklik paketine dönük eleştirilerinin yanı sıra, “Demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu ve kadının toplumsal yaşamın her alanında yer aldığı bir anayasa” talebi ağırlık taşıdı.

AKP kurmaylarının 25 Mart günü DİSK Genel Merkezi’nde Genel Başkan Süleyman Çelebi ve Genel Sekreter Tayfun Görgün’le yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Çelebi, hükümetin paketi sunmadan önce önerileri dinlemesi gerektiğini söyleyerek, paketin geri çekilmesini ve değişikliklere baştan başlanmasını önerdi. DİSK’in değerlendirmesinde, açıklanan paketin bazı maddelerinin olumlu bulunduğu, ancak pakette kesinlikle katılmayacakları maddelerin de olduğu söylendi. Anayasa değişikliği yapılmadan önce, değişikliklere yasalardan başlanması gerektiğini belirten DİSK, seçim, siyasi partiler, toplantı ve gösteri yürüyüşleri, toplu sözleşme, grev ve lokavt yasalarında değişiklik yapılmasını öneriyor. AKP’nin paketinde cumhurbaşkanının yetkilerinin 1982 Anayasası’ndan bile daha geniş tutulmasını eleştiren DİSK, diğer taraftan da, sosyal haklarla ilgili düzenlemelerin geri kaldığını vurgulayarak, 54. maddedeki grev engel ve yasaklarının kaldırılmadığına vurgu yaptı.

Seçim barajının yüzde 10’dan yüzde 5’e çekilmesi gerektiğini söyleyen DİSK’in barajın tümden kaldırılmasını savunmak yerine daha düşük bir oran önermesi dikkat çekti. DİSK ayrıca, ILO sözleşmelerini işaret ederek, Anayasa değişikliği yapılmadan önce uluslararası kuruluşlarla yapılan anlaşmaların kanun hükmünde bağlayıcılığını öngören 90. Maddenin uygulamaya geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

KESK: AKP iktidarını pekiştirmek istiyor
6 Nisan'da Eğitim-Sen Antalya Şubesi’nde Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) MYK üyeleri tarafından yapılan basın açıklamasında, AKP’nin yıllardır toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı konusunda yandaş konfederasyonlarla birlikte emekçileri oyaladığı ifade edildikten sonra, AKP’nin değişiklik paketinde mevcut “toplu görüşme” düzenlemesinden çok farklı olmayan bir düzenlemenin getirilmesi eleştirilerek, son kararın Uzlaştırma Kurulu tarafından verilmesinin kabul edilemeyeceği vurgulandı.

Paketin geneline dair değerlendirmede ise, 12 Eylül anayasasında ısrarcı olan herkesin darbeci generaller kadar suçlu olacağı, bununla birlikte AKP’nin de anayasa değişikliği konusunda sığ, kendine yontan, pragmatik bir öneriyle toplumun karşısına çıktığı, halkın beklentilerini karşılamayıp kendi iktidarını tahkim etmeyi amaçladığı söylendi. Açıklamada, “ülkede demokratik bir yaşam oluşturulmadıkça yeni anayasa tartışmaları anlamsızlaşmaktadır” denildi.

Hak-İş: Çorbada bizim de tuzumuz var
Son dönemlerde AKP’nin emek düşmanı açılımlarına yumuşak tavrı ile dikkat çeken Hak-İş, anayasa değişiklikleri konusunda AKP’nin toplu sözleşme değişikliğine katkıda bulunmakla övünerek, “(…) Kanun Teklifini Türkiye’nin yeni ve sivil bir anayasaya ulaşması açısından önemli bir adım olarak görüyoruz” açıklamasında bulundu.

Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu’nun yaptığı yazılı açıklamada, paketteki toplu sözleşme düzenlemesinde grev hakkının bulunmamasından hiç bahsedilmedi. Ayrıca, 51. maddede yer alan hükmün kaldırılmasıyla birlikte yeni Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nda yapılabilecek düzenlemelerin önünün açılması bir kazanım olarak sunuldu.

Öte yandan, Hak-İş’in açıklamasında, mevcut anayasanın 53. maddesindeki “grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı ve kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumludur” hükmü ile yine aynı maddedeki “Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz” hükmünün kaldırılması da övüldü. Hak-İş, yeni Anayasa paketinde memura grevli toplu sözleşme hakkının verilmemiş olmasını ise görmemeyi tercih etti.

Türkiye Kamu-Sen: Önce “milli mutabakat”
MHP çizgisine yakınlığına bilinen Türkiye Kamu-Sen’in Genel Başkan Bircan Akyıldız, 25 Mart'ta konfederasyon adına yaptığı açıklamada, anayasa değişikliğinin toplumun her kesimiyle uzlaşma içerisinde gerçekleştirilmesi gerektiğini söyleyerek, “milli mutabakat” vurgusu yaptı. Açıklamada değişiklik paketinin içeriğinden ziyade, kabul edilme biçimine yoğunlaşılması dikkat çekti.

Teklif metninin bir bütün halinde tartışmaya açılmasının ve halkoyuna sunulmasının, hem taslak üzerinde müzakere yapılmasını, hem toplumsal mutabakatı imkansız hale getirdiğini belirten Akyıldız, tasarının halkoyuna sunulması yerine maddeler halinde mecliste oylanmasıyla müzakere ve uzlaşma kültürünün hayata geçirilebileceğini söyledi. Kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkına ilişkin düzenlemenin olumlu bulunduğunu söyleyen Akyıldız, bununla birlikte yine ILO sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde atıfta bulunarak, 90. maddenin uygulanmasını ve kamu görevlilerine grev ve siyaset yapma hakkının tanınmasını istedi.

Memur-Sen: Genel olarak memnunuz
AKP hükümetinin attığı tüm piyasacı ve gerici dönüşümlere verdiği destek ve ilerici kamu sendikalarına dönük saldırgan tutumuyla bilinen Memur-Sen, AKP’nin anayasa paketini memnuniyetle karşıladı.

Memur-Sen'in Mart ayı sonunda duyurduğu raporda, değişiklik paketinden genel olarak memnun kalındığı açıklanırken, anayasa paketinde emeklilere sendikal örgütlenme, memurlara grev hakkı verilmesini ve memura uygulanan siyaset yasağının kaldırılması istendi. Ancak, bu görüş, Memur-Sen’in kuruluşundan bu yana kamu emekçilerinin grev ve eylemlerinde grev kırıcı ve hükümet yanlısı tutumu ile çelişki oluşturdu.

Grev hakkı haricindeki taleplerinin pakette büyük ölçüde yer almasının sivil topluma verilen önemin göstergesi olduğunu söyleyerek AKP’yi övmeyi ihmal etmeyen Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, toplu sözleşme hakkının pakete girmesinin, verdikleri mücadelenin sonucu elde edilmiş bir kazanım olduğunu söyledi. Toplu görüşmelerde son sözün Uzlaştırma Kurulu’na bırakılmasına da karşı çıkmayan Memur-Sen, Kurul’da çalışan temsilcilerinin de yer alması gerektiğini söyledi. Bu talep, tarafların anlaşamaması halinde son kararı yine hükümetin emrindeki bürokratlara bırakan bir mekanizmanın makyajlanmasından öteye gitmiyor.
(soL-Haber Merkezi)