Devrimci Eğitim Şurası Çorum'da da yol alıyor

Devrimci Eğitim Şurası ülkenin birçok kentinde heyecan yaratmış durumda. Çorum yapılan hazırlık toplantısında da eğitimdeki durum değerlendirildi.
Salı, 20 Mart 2012 13:27

Çorum'da Devrimci Eğitim Şurası Yerel Hazırlık Toplantıları'nın birincisi 18 Mart 2012 Pazar günü gerçekleştirildi.

Toplantıya Devrimci Eğitim Şurası Yürütme Kurulu adına Demet İncedere, öğretmenler, üniversite ve lise öğrencileri ve öğrenci velileri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını Çorum DEŞ Yerel Hazırlık Komitesi'nden üniversite öğrencisi Ömür Damar gerçekleştirdi. Damar konuşmasında AKP hükümetinin 12 Eylül referandumu ve 12 Haziran seçimlerinden aldığı güçle eğitim alanını da yeniden yapılandırdığını söylerek, "Türkiye'de eğitim bizzat RTE'nin dediği gibi muhafazakar demokrat-dindar, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in dediği gibi rekabetçi ve girişimci nesiller yetiştirmek üzere, yani piyasacı ve gerici nesiller yetiştirmek amacıyla yeniden yapılandırılıyor" dedi. Bu yeniden yapılandırmaya, "Eğitimde gericileşmeye, piyasalaşmaya ve eşitsizliğe karşı sloganıyla, geçen yıl 1968'den sonra ilk defa toplanan Devrimci Eğitim Şurasının ülkedeki ilerici ve devrimci birikimi biraraya getirmek amacıyla, Türkiye'nin bir çok ilinde toplantılarına devam ettiğini" söyledi.

"Asıl önemli olan 15 Nisan sonrasıdır"
Daha sonra söz alan DEŞ Yürütme Kurulu adına Demet İncedere, 68'de yapılan Devrimci Eğitim Şurası'nın, gün geçtikçe halktan uzaklaşan eğitim anlayışına karşı, "Halk İçin Eğitim" sloganıyla örgütlendiğinden bahsederek konuşmasına başladı. Geçen sene bir grup öğretmen ve akademisyenlerin öncülüğünde eğitimde özellikle 18. Milli Eğitim Şurası'nın ardından köklü bir değişime gidilmesi sürecinin tanımlanması ve buna karşı kendi şuramızın toplanması amacıyla harekete geçildiğini belirtti. Neden DEŞ'in bu dönemde toplandığı sorusunun akıllara gelebileceğini belirten İncedere, AKP'nin 12 Haziran seçimlerinden büyük bir zaferle çıkması sonucu her alanda olduğu gibi eğitim alanında da önemli değişimlere ve kurumsallaşmaya gittiğini belirterek bu süreçte eğitimin gericileşmesine, piyasalaşmasına, eşitsizliklere karşı bir duruş sergilenmesi gerektiği düşüncesiyle harekete geçildiğini söyledi.

Özellikle 4+4+4 yasasının sonuçlarına değinen İncedere, bu yasaya yönelik herkesin gericileşme, imam hatiplerin açılması gibi noktalara odaklandığını ancak burada eğitimin parasız olması ibaresinin kaldırıldığının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Devrimci Eğitim Şurası'na yerellerden yapılacak her türlü katkının önemli ve değerli olduğunu söyleyen İncedere, çerçeve metinlerden faydalanılarak bütün fikirlere ve önerilerin Şura'ya güç katacağını vurguladı.

Asıl önemli sürecin 15 Nisan sonrası olduğunu söyleyerek, bu süreçten sonra aldığımız kararlar ve çerçeve doğrultusunda akıl bütünlüğü yaratılarak bir süreç oluşacağını belirtti ve konuşmasını sonlandırdı.

Daha sonra söz alan üniversite öğrencisi Onur Çeliktaş Türkiye'de gericileşmenin tarihini ve bunun eğitim üzerine yansımalarını ele alan bir sunum gerçekleştirdi. Konuşmasında Fethullah Gülen Cemaatinin öncüllerini oluşturan gerici yapılanmaların tarihine ve dini eğitim kurumlarına değindi.

Son olarak söz alan Felsefe öğretmeni Saim Erdoğan DEŞ çerçeve metinlerinde eksik bırakılan bir noktaya değinmek istediğini belirterek, Felsefe alanına dair konuştu. Eğitim alanındaki dönüşümü daha önceden görebileceğimiz temel unsurun felsefe olduğunu söyleyen Erdoğan, "Dünyanın her alanında eğitim programları, bir felsefeden yoksun olarak insanların aklına o anda gelen fikirlerle gerçekleşmiyor, bir felsefe gerekiyor. Peki bu felsefenin eğitimde olanlarla ne ilişkisi var? İki noktada ilişkisi var. Birincisi: bilginin nasıl öğrenilebileceği ile ilişkisi var. Yani bilgimizin bilincimizin dışında bir dünya var mı? Yoksa var olan her şey bizim bilincimizde mi? Bu konuda alacağınız karar sizin bilgiyi oluşturma sürecinizi de belirleyecek. Eğer her şey bilincimizde diyorsanız laboratuvarla bir işiniz kalmıyor. Eğitimde sadece şimdilik bilginin kaynağı kısmını bilmemiz yeterli. Felsefenin eğitime ikinci yansıması ise yetiştirilecek insan tipini belirliyorsunuz. Yani sağlıklı düşünen, kendi başına akıl yürüten bir birey mi istiyorsunuz, yoksa tabi olan bir birey mi istiyorsunuz? Burada mevcut iktidarın oluşturmak istediği felsefenin dayanaklarından bahsedeceğim. Bunu gördüğümüz zaman sağlıklı bir şekilde akıl yürütürsek sonuçlarını da öngörebiliyoruz" dedi ve Cumhuriyetin kuruluşunda felsefe anlamında biraz kafa karışıklığı yaşandığını söyledi. Bu dönemin Köy Enstitüleri gibi kurumların oluşmasına kadar varan ilerici sonuçlar doğurduğunu belirten Erdoğan, daha sonra iktidarların değişmesi, Enstitülerin kapatılması, Demokrat Parti iktidarıyla vs. artık Türkiye'de felsefi alanda köklü bir değişimle karşılaştığımızı ve bunun ne olduğuna baktığımız zaman pragmatizmle karşılaştığımızı belirtti.

Erdoğan, bu felsefeye dayanan iki eğitim modeli olan İlerlemecilik ve Yeniden Yapılandırmacılığın Türkiye'de eğitim modelleri olarak yerleştiğinden bahsetti. "Bundan iki önceki başbakanımız bir Amerika ziyareti yaptı geldi ve çok ilginç bir kavram kullandı: (iyi yönetişim) diyordu sayın Bülent Ecevit. Esasen bu kavramla birlikte Türkiye'ye yansıma başlıyor. AKP'nin iktidara gelmesiyle birlikte eğitime yansıması şu şekilde oluyor. İlerlemecilikten Yeniden Yapılandırmacı eğitime geçiş başlıyor" dedi.

Erdoğan, iktidarın bu felsefeyi göz ardı etmemizi sağlayan güçlü bir İmam Hatip illüzyonuna sahip olduğunu ve toplumda bunun esas amaçmış gibi gösterildiğini söyledi. İmam Hatiplerin temel amaç olmadığını, amaçlarını gerçekleştirmek için kullandıkları güçlü bir araç olduğunu ifade etti.

Daha sonra meslek eğitiminin temel eğitim aşamasında verilmesinin sakıncalarından bahseden Erdoğan, Temel Eğitim aşamasında din kültürünün ders olarak verilmemesi gerektiğini söyledi ve eğitimde bu dönüşüme son verebilmek için örgütlülüğün şart olduğuna vurgu yaparak, özellikle velilerin örgütlenmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Devrimci Eğitim Şurası'na tebliğ metnini sunan Erdoğan konuşmasını sonlandırdı.

Saim Erdoğanın konuşmasının ardından toplantıya soru cevaplarla devam edilirken, 8 Nisan'da ikinci bir toplantı yapılması ve bu toplantıda yapılacak sunumların başlıklarının belirlenmesi karar altına alındı.

(soL - Çorum)