Bilirkişi, 30 madencinin ölümünde taşeron firmayı ve TTK'yı akladı

Zonguldak'ta iki yıl önce 30 işçinin öldüğü grizu patlamasıyla ilgili açıklanan üçüncü bilirkişi raporuna göre, ne TTK ne de taşeron firma kusurlu kusurlu olan patlamada yaşamını yitiren 2 mühendis ile ocakta görevli çavuş ve nezaretçiler.
Cuma, 21 Eylül 2012 22:40

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında meydana gelen faciayla ilgili iş güvenliği başmüfettişleri ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan heyet, 45 sayfalık bilirkişi raporunu Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sundu.

2010 yılında 30 madencinin ölümüne neden olan grizu patlamasını konu edinen raporda, tutuksuz yargılanan TTK'dan ve yüklenici firma olan Yapı-Tek’den 28 sanık için cezai sorumluluk açısından herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği açıklandı.

Raporda, ''Olayın meydan gelmesinde TTK ve yüklenicinin hizmet kusurlarının bulunduğu, mevcut dosya kapsamına göre hizmet kusurlarının kişiselleştirilmesi mümkün olmayan kusurlar olduğu'' kanaatine varıldı.

Hatırlanacağı üzere, 17 Mayıs 2010'da meydana gelen grizu patlamasının ardından taşeron olarak işi yürüten firmanın 30 çalışanından haber alınamamıştı. TTK ekipleri, 20 Mayıs 2010'da kurtarma kafesine yaptıkları donanımla 28 cenazeyi yer üstüne çıkarmış ancak Engin Düzcük ve Dursun Kartal'ın cesetlerine faciadan 8 ay sonra ulaşılmıştı.

Faciayla ilgili Cumhuriyet Savcılığı'nın başlattığı soruşturma sonunda, dönemin Karadon Müessese Müdürü İsmail Güner ile Yapı-Tek ortaklarından Halim Köse ve şantiye şefi Kadir İpek'in de bulunduğu 28 kişi hakkında 'Birden çok kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak' suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

“Kaçınılmazlık faktörü etkili oldu”
Patlamada ölen 2 mühendis ve ocak nezaretçilerinin de kusurlarının yer altı şartlarının jeolojik yapısının tam olarak bilinmezliği nedeniyle kaçınılmaz faktörlerden ileri gelmiş olduğu görüşü aktarıldı.

Raporda, kömür galerisinde gazın yükselmesinden patlamanın meydana geldiği dakikaya kadar 17-25 dakika gibi bir zaman periyodunun olduğu halde bu süre içinde iletişiminin tam sağlanamadığı ve katın tahliyesinin yapılmadığı belirtildi.

Devre kesicilerin metan gazı oranı yüzde 1.5'u geçtiği anda enerjiyi kesmesi gerektiği halde arızalı, bakımsız ya da bu özelliğin devre dışı bırakılması gibi bir nedenle enerjiyi kesmeyip patlama saatine kadar ekipmanların çalıştığına işaret edilen raporda, galeride sesli ve ışıklı metan detektörlerinin bulunmadığı, kontrol sondajları yapılmadan ilerlendiği, bazı ekipmanların alev sızdırmaz özelliklerini yitirmiş olabileceği kaydedildi.

“TTK ve taşeron firmanın hizmet kusurları kişiselleştirilemez”
Raporda, vardiyada çalışanların karbonmonoksit maskesi olmadan ocağa girdiğinin tespit edildiği belirtilerek, görevli nezaretçi personelin eğitimlerinin yetersiz kalmış olduğu, TTK ve yüklenici firmanın hizmet kusurlarının kişiselleştirilemeyeceği kaydedildi.

Dava konusu grizu patlamasında ortamdaki metan gazı oranının 8-10 dakika içinde aninden yükseldiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:

''Ortama ani gaz degajı ve bu gazın da yine kıvılcım ve ısı kaynaklarıyla patlamış olabilme ihtimali vardır. Bunun yanında grizu patlamaları, günümüzde ileri ve yüksek teknoloji uygulanan, her türlü önlemin alındığı ocaklarda dahi yüzde 100 önlenememekte ancak olasılık çok aza indirgenebilmektedir. Grizu patlamalarında kaçınılmazlık faktörü ortaya çıkmaktadır. Dava konusu grizu patlaması olayında kaçınılmazlık faktörü etkili olmuştur.''

(soL- Haber Merkezi)