TKP Ankara İl Örgütü’nden Clinton Protestosu: “Sopanı da al git”

Suriyeli muhaliflerle görüşmek için Türkiye’ye gelen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, TKP’liler tarafından protesto edildi.
Cumartesi, 11 Ağustos 2012 17:47

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un Suriyeli muhaliflerle görüşmek için Türkiye’ye gelmesini protesto etmek eden Türkiye Komünist Partisi Ankara İl Örgütü ABD Büyükelçiliği’nin karşısında basın açıklaması yaptı.

Saat 12:00’da “Sopanı da al git” pankartıyla Yüksel Caddesi önünde buluşan TKP’liler, attıkları “AKP elini Suriye’den çek”, “Amerikan uşağı satılmış Tayyip”, “ABD’nin bakanı sopanı da al git”, “yankee go home” sloganlarıyla tepkilerini ortaya koydu.

TKP’li Öğrenciler adına konuşan Özkan Öztaş, toplanan gruba hitap ederek, ABD Dışişleri Bakanı Clinton’un kanlı planları için Türkiye’ye geldiğini dile getirdi. Clinton’un halkın tepkisini göz ardı ettiğini belirten Öztaş, gruba Clinton’un hediyesini vermek için ABD Büyükelçiliği’ne yürümeye davet etti.

Polis açıklamanın elçiliğin önünde yapılmasına izin vermedi
Tunus Caddesi üzerinden ABD Büyükelçiliği’ne yürüyen grubun önü Çağdaş Sanatlar Merkezi önünde polis tarafından kesildi. Polisin engellemesi üzerine basın açıklamasını Büyükelçiliğin karşısında yapan TKP’liler, attıkları “Kahrolsun ABD uşakları” sloganıyla polisin tavrına tepki gösterirken, büyükelçiliği işaret ederek “İşte burası işgalci yuvası” şeklinde slogan attı.

Basın açıklamasını 1969 yılında dönemin ABD Büyükelçisi Robert Commer’in arabasını yakan ODTÜ öğrencilerinden Tuncay Çelen okudu. Basın açıklamasına Ortadoğu ülkelerine mensup basın kuruluşlarının ilgi gösterdikleri görüldü.

Basın açıklamasının ardından grubun içerisinden seçilen üç kişilik heyet ABD Büyükelçiliği’ne giderek Clinton’a iletilmek üzere bir mektup ve “hediye” bırakmak istedi. Büyükelçiliğe götürülecek “hediye”yi eline alan Çelen, “ABD Büyükelçiliği’ne giderek Clinton’a mektup bırakacağız ve Türkiye’ye sallanan bu sopayı kendisine iade edeceğiz şeklinde konuştu.

Clinton’a verilecek sopa polisi rahatsız etti
Büyükelçiliğe giden heyetin sopayla geçmesine izin verilmemesi üzerine söz alan Çelen, mektubu ileteceklerini söyledi ve polisleri kastederek, “bu sopayı ABD emperyalizminin yerli işbirlikçileri için buraya bırakıyoruz ” dedi.

Çelen’in okuduğu basın açıklaması şu şekilde:

"Sayın Bayan Clinton,
Ülkemize yaptığınız teftiş ziyaretinden memnun değiliz.
Siz ve sizin gibiler, bizim için “istenmeyen kişi” konumundasınız.
Bunun nedenleri de açıktır. Savaş kışkırtıcılarının, işgalcilerin, eli sopalı emperyalizmin sizin gibi operasyonel kadrolarının ülkemize her gelişi bir felaket işaretidir.

Bu gelişinizde gündeminizde olan konuları da az çok biliyoruz. Türkiye'de beslenen, silahlandırılan, karnı doyurulup yaraları sarılan, kendi halkına düşman Suriye muhalifleriyle görüşmeye geliyorsunuz. ABD hükümetinin bu güce çok önem verdiğini biliyoruz. Yine bu gücün içindeki dağınıklıkla ilgili rahatsızlıklarınızdan, uzun vadede kontrol edilebilirliğine ilişkin kaygılarınızdan haberdarız. Yapacağınız görüşmelerin bir amacının da bu unsurları daha yakından tanımak olduğunu biliyoruz.

Esasen, onları oldukça yakından tanıyor olmalısınız. Afganistan'da Sovyet destekli halkçı yönetime karşı orta çağın bayraktarlığını yaptığı sırada beslediğiniz, silahlandırdığınız El Kaide'yi tanımıyor olamazsınız.

Şu sıralar El Kaide militanları karınlarını Hatay'da doyurup, Halep'te bomba patlatıyorlar. Bununla bağlantılı bir talebimiz var sizden: Ülkemizi de kirleten, soluduğumuz havayı bozan bu fanatik teröristleri, El Kaidecileri de alıp geri dönün ülkenize. Sopanızı alın ve gidin!

Gündeminizde Suriye'ye dönük bir dış müdahaleye kapı açacak, savaş kışkırtıcılığında size yeni kozlar verecek bir şekilde Suriye'nin kuzeyinde uçuşa yasak bir bölge oluşturulması olduğunubiliyoruz.

Siz ağır silahlarla, roketler ve bombalarla teçhiz ettiğiniz halk düşmanlarını Suriye'ye yollayacaksınız ve Suriye devletinin kendi sınırları içindeki bir alana yasak koyacaksınız: Ne kadar adaletsiz, ne kadar alçakça bir plan bu!

Burada amacınızın bir savaş ve işgal olasılığını güçlendirmek olduğunu görüyoruz. Türkiye hükümetini de nasıl ikna edeceğiniz görülüyor: Kuzey Suriye'de Kürt yerleşimlerinin İslamcı beslemelerinizden ayrı bir odak haline gelişini kullanacaksınız anlaşılan. Türkiye halkını ikna etmenizse pek mümkün olmayacaktır.

Bu topraklarda dedelerimiz uzun yıllar, yüzyıllar boyunca önce yağma savaşlarında, sonra emperyalist savaşlarda oradan oraya sürülmüş, can vermiştir. Savaşı o yüzden hiç sevmeyiz. Ülkenize geri dönün ve dönerken, Osmanlı özentisi, savaş meraklısı, kağıttan baronlarınızı da alın. Amerika'da okuttukları çocuklarını özlemişlerdir. Alın götürün, özlem gidersinler. Sopanızı alın ve gidin!

Bu iki ana başlığın detayları da olacaktır. Örneğin Suriye'de mevcut yapıyı, meşru hükümeti zor yoluyla yıkarken, ortaya kontrol edemeyeceğiniz bir dağınıklığın çıkmasını da istemiyormuşsunuz. Elinizin altında tutabileceğiniz kadar iktidarsız, zavallı yapılar oluşturmayı sevdiğiniz kadar, bunların kontrolsüz bir dağınıklık ortaya çıkarmasından da rahatsız oluyorsunuz. Örneğin, Suriye'nin sadece bir ara hedef olduğu, Lübnan ve İran'la ilgili başka rezil planlarınızın olduğu da herkesin malumu. Böyle bütünlüklü bir bakışı Türkiye'deki muhataplarınızla tartışmak istiyor olmalısınız.

ABD Dışişleri'nin bildik alçaklık okulundansınız: “Mezhep savaşları istemiyoruz” dediğinizde kalıcı ve etkisi uzun yıllar sürecek mezhep çatışmalarından yana olduğunuzu anlamamız gerekiyor.

Bölgede Alevileri ve Şiileri hedef alacak, İran'ı Lübnan'ı vuracak bir sunni miğferi oluşturma peşindesiniz ve Türkiye ziyaretinizde bu hedefin de bir yeri var. Oysa Türkiye halkları hangi kökenden olursa olsun, bunun bir felaketle sonuçlanacağını bilir. Bir avuç beslemenin, fanatik ve çıkarcı gericinin dışında bu planlarınız da burada kabul görmeyecektir.

İyisi mi siz, TOKİ'yi Pensilvanya'da kurulacak bir uydu kent için yönlendirin. Din savaşlarıyla size uşaklık eden tüm bir şeyh tayfasını alıp götürün. Sopanızı da alın ve gidin.

Sayın Bayan Clinton,
ABD emperyalizminin yenilmez bir güç olduğunu zanneden korkak müttefikleriniz var. NATO Generalleriniz, islamcı partileriniz, size her açıdan bağlı ve bağımlı sermaye grupları var.
Bir de halklar var. Dünya halkları.
Size boyun eğmeyen, her zaman oyuna gelmeyen halklar.
Onlar sizi sevmiyor. Onlar sizden korkmuyor. Onlar sizi istemiyor.
Siz iyisi mi gidin. Sopanızı da alın ve gidin."

Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komitesi

(soL - Ankara)