Neden "hayır" diyorlar?

AKP'nin Anayasa değişikliği referandumunun tarihi olan 12 Eylül yaklaşırken, referandumda niye "evet" denilmesi gerektiğine dair yapılan propaganda hız kazanmış durumda. Sol örgütler Halkevleri, ÖDP ve TKP ise referandumda "hayır" oyu vereceklerini açıkladılar.
Salı, 20 Temmuz 2010 14:05

Referandumda hayır diyecek olan sol örgütler Halkevleri, ÖDP ve TKP'ye, niye "hayır" diyeceklerini sorduk. Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ve TKP Genel Başkanı Erkan Baş sorularımızı yanıtladı.

Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol: 12 Eylüllere 'hayır' demek için...

AKP için demokrasinin, özgürlüğün ve hukukun ne anlama geldiğine 7 senedir tanıklık ediyoruz. Hapishanelerin Kürt çocuklarla dolup taştığı, basına yönelik davaların hızla arttığı, Belediye Başkanlarının, sendikacıların hapishaneye atıldığı, dinlemelerin sıradanlaştığı bir ülkede hangi demokrasiden bahsediliyor? Sendikaların baskı altına alındığı, işçilerin güvencesizleştirilip köleleştirildiği, tüm temel hizmetlerin ticarileştiği, doğanın sermayenin kâr etmesi için hızla katledildiği bir ülkede özgürlük kimin için var?

"AKP sermayenin ihtiyaçlarına uygun anayasa yaptığı için HAYIR diyeceğiz"
AKP iktidarının Anayasa düzenlemeleri halkı sermayeye tutsak etmekte ve sermaye özgürlüklerini güvence altına almaktadır. 7 yıllık iktidarının alamet-i farikası olan piyasalaştırma ve tüm temel hizmetlerin paralılaştırılması ve emeğin güvencesizleştirilmesine yönelik uygulamalarına anayasal güvence sağlayacak olan bir düzenleme yapılmaktadır. Talan ekonomisinin önünde hiçbir engel istemeyen AKP'nin bu oyununa halkın hak mücadelesini yürütenler olarak gerçekleri görüyor ve onaylamıyoruz demek için HAYIR diyeceğiz.

"AKP 12 Eylül’ün mirasına sahip çıktığı için HAYIR diyeceğiz"
AKP’nin Anayasa değişiklik paketi, demokratik bir Anayasayı ifade etmemektedir. 12 Eylül 2010’da “evet” dememiz istenen Anayasa, 12 Eylül Anayasası’dır. AKP yeni bir Anayasa önermemekte, daha önceden defalarca başka iktidarlar döneminde de yapıldığı gibi, 12 Eylül Anayasası’nı sermayenin ve rejimin ihtiyaçları doğrultusunda revize etmektedir.

AKP iktidarı 12 Eylül darbecilerinin hiçbir kurumunu ortadan kaldırmamaktadır. Örneğin AKP iktidarı bir 12 Eylül kurumu olan YÖK’e değil, YÖK’ün elinde olmamasına karşı olduğunu ispat etmiş, YÖK’ü ele geçirir geçirmez bu kurumu hedef almaktan vazgeçmiştir. AKP’nin derdi bu 12 Eylül kurumlarının iktidarını ele geçirmektir. Böylesi bir çabayı “12 Eylül ile hesaplaşma” olarak değerlendirmek, 12 Eylül’de işkencelerden geçen, idam sehpalarına başı dik bir biçimde çıkan binlerce devrimci, ilerici insanımıza -en hafif tabiriyle- büyük bir saygısızlıktır.

"AKP Kürt halkını yok sayan inkarcı tutumunu pervasızca devam ettirdiği ve savaş naraları attığı için HAYIR diyeceğiz"
Yine ülkenin en önemli sorunu “Kürt sorunudur” denirken değişiklikte kürt sorununa dair tek bir düzenleme bulunmamaktadır. Tam tersine toplumu birbirinden ayrıştırarak milliyetçi histeriyi körükleyen çizgi artık iyice açığa çıkmıştır. İnkar siyasetini sürdüren ve savaş rejimini kendi kontrolündeki yeni askeri güç odakları yaratarak derinleştiren AKP Kürt halkının haklarını teslim etmek yerine Kürtlerin mücadelesini savaş ile tasfiye etmeye yönelmiştir. Seçim barajı gibi, anadilde eğitim gibi, eşit yurttaşlık esasları gibi konularda rejimin tekçi ve inkarcı yapısında değişim öngörecek eşitlikçi bir düzenlemeden eser yoktur.

"12 Eylül’lere hayır demek için 12 Eylül’de hayır diyeceğiz!"
Bizler 12 Eylül ile hesaplaşmak adına, 12 Eylül askeri darbesinin kurumlarını, ruhunu ve yöntemlerini bünyesinde barındıran bir Anayasa paketine gönül rahatlığıyla hayır diyeceğiz. 12 Eylül 1980 den sonra darbecilerinin peşinden giderek 12 Eylül 1980 Anayasası’na “evet” deme çağrısı yapan tüm tarikat ve cemaatlerin bugün “12 Eylül ile hesaplaşma” taklidi yaparak referanduma “evet” kampanyası yürütmeleri trajikomik bir çelişki değil anlamlı bir sürekliliktir. 12 Eylül Anayasası’na evet diyenlerin, 12 Eylül 2010’da da “evet” oyu vermeleri gayet doğaldır. Doğal olmayan ise, 12 Eylül Anayasası’na “hayır” diyenlerin 12 Eylül 2010’da “evet” demeleridir. Bu 30 yıl önce reddedilen bir düzenin, bugün onaylanması anlamına gelmektedir. Bizler, 12 Eylül darbesi ve sonrasındaki onlarca Anayasal düzenlemeyle sağlamlaştıran sermaye düzenini ısrarla reddetmeye devam edeceğiz. Bu nedenle 12 Eylül 2010’da hayır demek, 30 yıl sonra güçlü bir şekilde 12 Eylül darbesine hayır demektir.

12 Eylül 1980 faşizmine bugüne dek bedeller ödeyerek direnmiş olan, , Kürtler, emekçiler ve bir bütün olarak “sol” olagelmiştir. Bugün “demokrasi ve özgürlük” diyerek toplumun bilincini, yüreğini, inançlarını ve emeğini kelepçeleyerek iktidar nimetlerine sermaye adına süreklilik arayanlar dünün asker kucağında tanklarına selam duranlarıdır. AKP nin ve sol liberal çevrelerle siyasal İslam temsilcisi güçlerin “Vesayet rejiminde vasi değişikliği talebi egemenler arası bir diyalog parçasıdır. İktidar güçlerinin belirlediği bu çerçeveyi alt üst edecek olanda sol güçlerin var güçleriyle bu oyunu bozacak müdahaleleri olacaktır.

Referandumda hayır çünkü bu gün 82 Anayasa’nın tüm kurumlarıyla birlikte tarihin çöplüğüne gönderildiği, daha kapsamlı bir Anayasa değişikliği ihtiyaçtır. Ve bu anayasa halkların, emekçilerin, kadınların ve doğanın yaşam hakkını güvenceye alan eşitlikleri barındıracaktır. Yasaların eşitliğin ve özgürlüğün diliyle yazılacağı güne dek halkların hak mücadelelerini yükseltmek üzere ‘yola devam’ diyeceğiz ve 12 Eylül 2010 da HAYIR’ı örgütleyeceğiz.

Ehven-i şer ile hareket edecek olanlar yüz yıllık uykudan uyandırılacak olan prensese hayat öpücüğünü AKP nin vereceğini düşünmektedirler. Bu kişilere yine de ısrarla söyleyelim:

“Hey, o gelen beyaz atlı prens değil, masalın uzun burunlu çirkin cadısıdır.”

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş: 12 Eylül düzeninin özü korunuyor

Anayasa değişiklik paketine dair referandumda "evet" kampanyası yürütenler sözümona 12 Eylül düzeninde değişiklik yapma fırsatı yakalandığını iddia ediyor. Oysa ortada bir değişiklik yok. Nedir 12 Eylül'ün, 12 Eylül düzeninin özü? Birincisi, 12 Eylül, 24 Ocak kararlarının devamıdır, doğal olarak bu düzenin özü, piyasanın, piyasa diktatörlüğünün önün açmaktır. Özelleştirmelerin önünü açmaktır. 12 Eylül budur. AKP'nin değişiklik paketinin özü de budur. Bu pakette yargının yerinden denetimini ortadan kaldırarak özelleştirmelerin, piyasalaştırmanın önü açılmaktadır. Artık kıyılar, çevre, doğa, sular dahi kolaylıkla alınıp satılabilecek, kirletilebilecek. Bunların önündeki engelleri kaldırıyorlar, özelleştirmelerin engellenmesine dönük kısmi önlemler kalkıyor. Piyasa düzeninin önü açılıyor. Bu paket bu özü koruyor ve güçlendiriyor.

İkincisi, bu paketteki anlayış, iktidarı dağıtan değil merkeze toplayan, yürütmeye toplayan bir anlayış. Doğal olarak paketin özü de iktidarı daha fazla merkeze toplamaya dönük bir çabayı temsil ediyor. Yasama yürütme ve yargının güçlendirilmesinde yürütmenin rolü artırılıyor, bu nedenle de bu paket, 12 Eylül düzeninin özünü koruyor. Esas olarak bu iki temel noktada 12 Eylül anayasasının özü korunmuş oluyor.

"Başkanlık sistemine geçişin hukuki temelini oluşturuyorlar"
AKP piyasa diktatörlüğünü savunuyor, ve bunu altyapıda inşa ederken, üstyapıda da yürütmeyi güçlendirerek başkanlık sistemine geçişin hukuki temelini oluşturuyor. Bunun emekçiler adına bir kazanım içerdiğini savunmak mümkün değil, bunun ilerici olmadığı da ortada. Devrimciler iktidarın dağıtılarak emekçilere yaklaştırılmasını, halkın sosyal haklarını, parasız eğitimi, parasız sağlığı, kamuyu savunur. Bu bakımlardan da paket hiçbir ilerici öge içermiyor. Mevcut 12 Eylül rejimini güçlendiriyor. Paketin özü budur. Bu yüzden biz "2 hayır birden" diyoruz, hem AKP'nin paketine, hem 12 Eylül Anayasası'na hayır.

"Solda bazı kesimler 'statüko-değişim' tuzağına düştü"
Bu tartışmada önemli bir nokta şu. AKP süreci sahte bir değişim-statüko tartışmasına çekiyor. Solda da bazı kesimler bu tuzağa düşmüş durumda. Sözümona bu değişim silahını AKP'nin elinden almak için "Yetmez ama evet" diyeceklermiş. AKP'nin "değişim" iddiasına baştan teslim olmuş bu kesimler. Bunlar solu statükoculuktan yana olmakla itham ediyor. AKP düzeni tahkim ediyor, düzeni değiştirmiyor. Ayrıca 1960'lardan bu yana, sol toplumsal olmaya başladığı dönemden bu yana solun söyledikleri ortada, Kürt sorununda, haklar ve özgürlükler meselesinde, sendikal haklar meselesinde, Aleviler meselesinde, seçim ve siyasi partiler yasasında solun söyledikleri ortada. Yıllardır devrimcilerin söylediklerinin ancak onda birini söyleyenler karşısında nasıl devrimciler statükocu oluyor da, AKP değişimci, devrimci oluyor?

"Biz zaten yıllarca Anayasa'yı değiştirme teşebbüsünden yargılandık"
Bu AKP'nin zihniyetine teslim olmaktır. Gerçek aydın ve gerçek sol, düzene hayır demelidir. Biz gerçek solu, gerçek aydınları bu düzene hayır demeye çağırıyoruz. Çünkü AKP'nin değişiklik paketi 12 Eylül düzenini güçlendiriyor. Biz zaten Anayasa'yı değiştireceğiz diye yıllarca yargılandık. Biz bu Anayasa'yı değiştirip eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir anayasa yaratacağız. Mücadelemiz bu sistemi köklü bir biçimde değiştirmenin mücadelesidir. Bu sistemi yamayan değişikliklerin peşine takılmak aydın olmak, devrimci olmak değildir.

TKP Genel Başkanı Erkan Baş: "Halkımızın çıkarları tereddütsüz bir hayır'dan yanadır"

AKP'nin hazırladığı Anayasa değişiklik paketi kendi siyasi hedeflerine ve çıkarlarını savunduğu piyasacı güçlerin ihtiyaçlarına göre hazırlamıştır. Emekçilerin, halkın çıkarları ile en küçük bir ilgisi olmayan değişikliğin ilerici, devrimci, sol güçler açısından savunulacak herhangi bir yanı yoktur.

Özellikle Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra paketin tek seferde ve bütün olarak oylanacağı düşünüldüğünde, tek tek maddelerin ötesinde değişikliklerin özünü göz önüne alarak bir karar vermek durumundayız. Bu durumda işçi sınıfı ve emekçi halkımızın çıkarları tereddütsüz bir "Hayır"dan yanadır.

"Halkı aptal yerine koyuyorlar"
AKP tarafından söz konusu değişikliğin 12 Eylül Anayasası ile hesaplaşma olarak pazarlanmaya çalışılması, daha önce de benzer örneklerini gördüğümüz, halkı aptal yerine koyan, aldatmaya ve kandırmaya dayalı AKP tarzı politik bir hamledir. İddia edilenin tam tersine bu girişimin 12 Eylül'ün doğrudan bir uzantısı ve devamı olduğunu düşünüyoruz. Kendisi de 12 Eylül'ün sonuçlarından birisi olan AKP, bir taraftan 12 Eylül Anayasası'na makyaj yaparken bir taraftan da gerici, piyasacı güçlerin konumunu daha da rahatlatacak bir hamle yapmaktadır. Bu hamle 12 Eylül Anayasası ortadan kaldırmak bir yana, onun ruhuna uygun olarak güncelleştirilmesi ve ömrünün uzatılması girişimidir.

12 Eylül ülkemiz emekçilerine, ilerici devrimci birikimine karşı kapsamlı bir saldırının adıdır. Faşist generallerin darbesine ve sonuçlarına karşı yıllardır mücadele eden sol güçler, 2. Cumhuriyetçilerin (AKP diliyle söyleyecek olursak "Yeni Osmanlıcı"ların) “İkinci 12 Eylül” girişimine karşı da kararlı bir karşı duruşu sergilemek görevi ile karşı karşıyadır.

Türkiye Komünist Partisi olarak referandumu kısmen de olsa halkın sözünü söyleyebileceği bir süreç olarak görüyoruz. Ülkemiz emekçilerinin siyasal süreçlere daha aktif bir biçimde müdahil olması için her türlü olanağı değerlendirmeye çalıştığımız gibi, referandumu da bu açıdan en etkili biçimde değerlendirmeye çalışacağız. Referandumu piyasacı güçlerin bugünkü amaçlarını, emekçi halkımıza ve ülkemize dönük saldırılarını en yaygın biçimde teşhir etme olanağı olarak görüyoruz. Sermaye sınıfının saldırılarını mümkün olduğunca geniş bir yüzeyde tartışma ve taraflaştırma olanağı bulmuş olacağız. Özetle referandum sürecinde bizim için AKP'nin halk düşmanı, gerici, piyasacı, emperyalizme hizmetkâr kimliğini deşifre etme çabamızı yoğunlaştıracağız. AKP Anayasası'na "Hayır" derken 12 Eylül anayasasının asıl hangi nedenlerle değiştirilmesi gerektiğine ilişkin bir aydınlatma hamlesi yapmaya olanak sağlayacak bir süreç var önümüzde...

“Hayır” bunun karşılığıdır.

Son olarak bir not düşmek istiyorum, dünya tarihinde halkların kaderlerini ellerine almalarının ilk şartlarından birisinin egemenlerin politikalarına “Hayır” demeyi öğrenmeleri olduğunun altını çizmek isterim. Referandum doğrudan böyle bir sonuca yol açacak diyemem ama, her şeyin bir başlangıcı vardır ve 12 Eylül'deki referandum belki de bu “Hayır demeyi öğrenme süreci”nin ilk adımlarından birisi olacak.

Bu süreci mümkün olan en etkili biçimde örgütleyeceğiz.

(soL - Haber Merkezi)