İşçi Kurultayı tamamlandı

TKP’nin düzenlediği İşçi Kurultayı 640 delegenin katılımıyla İstanbul’da toplanırken, toplantıya katılan TKP’li TEKEL işçileri kurultaya damga vurdu.
Pazartesi, 22 Mart 2010 09:37

Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) düzenlediği İşçi Kurultayı 640 delegenin ve yaklaşık 150 konuğun katılımıyla dün toplandı. Birçok iş alanından işçilerin katıldığı kurultayda yaklaşık 50 konuşma yapıldı.

TKP’nin düzenlediği İşçi Kurultayı dün İstanbul Çağlayan’da Figaro Düğün Salonu’nda toplandı. Kurultaya 640 delegenin yanında, birçok sendika temsilcisi konuk olarak katıldı. “TEKEL İşçileri Direnişi Işığında Türkiye İşçi Sınıfı Hareketi”, “Sendikaların İçinde Bulunduğu Krize Parti Nasıl Müdahale Edecek?”, “1 Mayıs 2010 İşçi Sınıfının Bu Dönem Mücadelesi İle Hak Ettiği Şekilde Kutlanmalıdır” başlıklı konuların gündem edildiği toplantının açılış konuşmasını TKP Siyasi Komite üyesi Erhan Nalçacı yaptı. Kurultay delegelerini ve konuklarını kurultayın tarihi bir önemde olduğuna dikkat çekerek selamlayan Nalçacı, kurultayın başarılı bir şekilde geçmesi için tüm delegeleri kurultayda konu edilen başlıkları etkili bir şekilde tartışmaya çağırdı. Kurultay boyunca çeşitli iş alanlarından yaklaşık 50 kişi söz alarak fikirlerini sundu.

TKP üyesi TEKEL işçileri konuştu
İşçi Kurultayı’na TEKEL işçilerinin yoğun katılımı dikkat çekerken, söz alan TKP’li birçok TEKEL işçisi yaşadıkları deneyimler ışığında önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundular. TEKEL işçileri TKP’ye üye olmalarına ilişkin duygularını da kurultaya katılan konuklarla paylaşırlarken, TEKEL direnişinin başından itibaren her an kendileriyle birlikte olan TKP’nin bir üyesi olmaktan onur duyduklarını kaydettiler. Bir TEKEL işçisi TKP’nin daha fazla örgütlenmesiyle ancak kendilerinin de kazanabileceğini söylerken CHP’de çeşitli düzeylerde yıllarca çalışmış bir TEKEL işçisi, “TKP üyesi olduktan sonra ancak sınıf bilincime ulaştım” dedi.

İş güvencesiz ve işsiz öğretmenler kurultaydaydı
İşçi Kurultayı’nda TEKEL işçilerinin dışında da birçok farklı alandan emekçi söz alarak çeşitli değerlendirmelerde bulunurken, söz alan birçok eğitim emekçisinin iş güvencesiz istihdam uygulamasına ve ataması yapılmayan öğretmenlere ilişkin yaptıkları değerlendirmeler dikkat çekti. Eğitim alanındaki bu sorunları tüm toplumu ilgilendiren bir mücadele başlığı olduğuna dikkat çeken eğitim emekçileri, 300 binden fazla öğretmenin işsiz olduğunu ve önümüzdeki dönem Eğitim Sen’i de daha fazla zorlayarak bu mücadeleyi ileriye taşıyacaklarını kaydettiler.

"TEKEL direnişi güçlendirilmeli"
İşçi Kurultayı'nda yapılan konuşma ve tartışmaların ardından tüm delegeler tarafından kabul edilen "Kurultay Kararları" kayıt altına alındı.

Kurultay kararlarında, TKP'li işçiler ve Yurtsever Cephe İşçi Birliği'nin (YCİB) önümüzdeki dönemde hala devam etmekte olan TEKEL direnişinin yerelliklerde güçlendirilmesi için tüm olanaklarını seferber edeceği belirtildi.

Kurultay, ilerleyen günlerde yoğunlaşacak özelleştirme saldırısına karşı "AKP’nin kamu sektörüne yönelik özelleştirme programı bu hareketi besleyecek en önemli unsur olarak gözükmektedir. Parti hızlı bir şekilde liman, ulaşım, enerji, haberleşme, eğitim, sağlık ve şeker sektörlerine yönelik bir örgütlenme çalışması başlatmalıdır" kararı alarak bu alanlarda özel bir ideolojik hazırlık yapılacağını duyurdu.

İşçi sınıfı hareketinin yükselmesinde eğitim, sağlık, metal ve tekstil sektörlerinin özel bir önem taşıyacağı tespit edilen Kurultay'da, sendikal alandaki krizin işçi sınıfının müdahale etmekte gecikmesi nedeniyle bu hale geldiği ve söz konusu müdahalede TKP'nin oynayacağı öncülük rolünün altı çizildi.

İşçi Kurultayı'nda Yurtsever Cephe İşçi Birliği'nin yaygınlaştırılması ve örgütlülüğün güçlendirilmesine dönük bazı kararlar da alınırken, YCİB'in sendikal alana müdahalede özel bir önemi olacağı vurgulandı.

Öte yandan, TEKEL direnişi sürerken gerçekleştirilecek 1 Mayıs'ın özelleştirme ile cisimleşen sermayenin emeğe saldırılarına ve bu saldırıda aracı olan AKP iktidarına karşı işçi sınıfının güçlü ve kitlesel bir eylemine dönüştürülmesi gerektiği belirtildi. Konfederasyonların aldığı 26 Mayıs "genel grev" eyleminin de, etkili hale getirilmesi için TKP ve YCİB'in üzerine düşen görevi yerine getireceği ifade edildi.

“AKP saldırıya hazırlanıyor”
İşçi Kurultayı’nın son bölümünde Kurultay Deklarasyonu da oylamaya sunuldu. Kabul edilen deklarasyonda sunulan maddelerin sınıf dostlarına bir çağrı olduğu kaydedilirken, deklarasyon metninde Türkiye işçi sınıfının ağır bir saldırı altında olduğu ve bu sürece dur diyebilecek yegane sınıf olan işçi sınıfının kıpırdanmaya başladığı tespit edildi.

Deklarasyon metninde AKP’nin bu yıl içerisinde büyük bir özelleştirme saldırısına hazırlandığına dikkat çekilirken bu saldırıların yoğun bir sınıf mücadelesiyle göğüslenilmesi gerektiği ifade edildi ve “Son 20 yıla yayılan özelleştirme sürecinin emekçi halka verdiği zararın hesabı sorulmalıdır” denildi. Deklarasyon metninde TEKEL işçilerinin mücadelesine de özel atıfta bulunulurken, TEKEL mücadelesinin sendikal alanda yaşanan krizi de bütün açıklığı ile dışa vuran bir işlev gördüğünün altı çizildi.

Sendikal alana müdahale tartışıldı
İşçi Kurultayı Deklarasyonu’nda “Sendikal krizin en önemli başlığı örgütsüzlüktür” tespitine yer verilirken, ayrıca küçük bir bölümü dışında işçi liderleri ve sendikal bürokrasilerin sınıfın tarisel rolüne soğuduğu kaydedildi. Metinde “Bu soğuma sendikaları ve meslek örgütlerini sermaye ideolojilerine karşı savunmasız bırakmıştır. Sınıf mücadelesinin üstünün demokrasicilik ile örtülmesi, sosyal diyalog sendikacılığı ve Avrupa Birlikçilik bu savrulmanın sonucudur” ifadelerine yer verildi.

Deklarasyon metninde ayrıca işçi sınıfının bölünmüşlüğüne de yer verilirken, “İşçi ve kamu emekçisi ayrımı yapaydır. Sınıfın iki ayrı kesimi birlikte örgütlenmelidir” denildi. Sınıfın müdahalesi ile sendikal alandaki durumun sadeleşeceğine ve sınıf mücadelesinin gelişeceğine yer verilen metinde, “Bu müdahale asla AKP eliyle yasalaşacak bir sendikalar yasasını bekleyemez. Fiili meşru mücadele, sınıfın nereye akacağını belirleyecektir. Çetin mücadelelerden sonra gelinen durum alt üst edici olmalı ve sonrasında hukuk dilinde ifadesini bulmalıdır” sözlerine yer verildi. Metinde ayrıca konfederasyon ve sendikaların emperyalizmin uzantısı olan ETUC gibi uluslararası birliklere üyeliğinin de kabul edilemeyeceği kaydedilirken, deklarasyonda tüm sınıf bileşenleri ve dostları sınıfın sendikal alana müdahalesini tartışmak ve hazırlamak için biraraya gelmeye davet edildi.

“1 Mayıs başlangıç olmalıdır”
İşçi Kurultayı Deklarasyonu’nda 1 Mayıs 2010’nun sendikal alana yapılacak müdahele için bir başlangıç olabileceği kaydedilirken, deklarasyon metni “TEKEL işçilerinin yaktığı ateş kitlesel, tarihi önemi olacak, devrimci talep ve hakların yükseleceği bir 1 Mayıs’ın örgütlenmesini önümüze görev olarak koymaktadır. Bu yıl 1 Mayıs, bugüne kadar yapılan özelleştirmelerin hesabını soran ve buna bağlı hak kayıplarını geri isteyen bir içerikle örgütlenmelidir” ifadeleriyle son buldu.

(soL-İstanbul)