Maduro'nun 2016'da kazandığı 10 zafer

Üstelik Chavizm Hugo Chavez’in iktidara geldiği 1999 yılından beri medya saldırısı altındaydı. Karşı propaganda Nisan 2013’ten itibaren şiddetlenmiş ve Nicolas Maduro’nun seçilmesinin ardından daha önce görülmemiş seviyelere ulaşmıştı.
Çeviri: Selçuk Işık
Pazartesi, 27 Şubat 2017 10:25

soL'un notu: Venezuela'da sağcı-Amerikancı muhalefetin tüm çabalarına rağmen, Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) ve Başkan Nicolas Maduro iktidarını korumayı başardı. Ignacio Ramonet'in 8 Şubat'ta yayımlanan bu yazısı, Maduro'nun 2016 yılında yaşadığı zorlukları ve zaferlerini anlatıyor.


2016 başlarında Venezuela yetkilileri çözülmesi gereken üç zorlu sorunla karşı karşıyaydı. Şöyle ki; 1) neoliberal muhalefet 2015 seçimlerinden galip ayrılarak Ulusal Meclis’i kontrolüne almıştı 2) Venezuela’nın ana ihracat kaynağı olan petrolün fiyatı son on yılların en düşük seviyelerine gerilemişti ve 3) ABD Başkanı Barack Obama Venezuela’nın “ABD’nin ulusal güvenliğine ve dış politikasına olağandışı ve benzersiz bir tehdit” haline geldiğini ilan eden bir kararnameye imza atmıştı.

Yani Bolivarcı devrim üç belirleyici alanda (siyasal, ekonomik ve jeopolitik) savunmaya çekilmiş görünüyordu. Bu sırada karşı devrim, hem içeride hem dışarıda gücü elinde bulunduruyor gibiydi.

Üstelik Chavizm Hugo Chavez’in iktidara geldiği 1999 yılından beri medya saldırısı altındaydı. Karşı propaganda Nisan 2013’ten itibaren şiddetlenmiş ve Nicolas Maduro’nun seçilmesinin ardından daha önce görülmemiş seviyelere ulaşmıştı.

Medyanın süreklileşmiş saldırısı, bilhassa bu “gerçek ötesi dönemde” yalanların, aydın düzenbazlığının ve hilekarlığının  güvenilirlik açısından dahi olumsuz bir tepkiyle karşılaşmaması nedeniyle, Bolivarcı devrimin dostlarını bile şaşkınlığa uğratacak seviyelerde bir dezenformasyon yarattı. Ne olursa olsun bu gerçekçilikten uzak rölativizm döneminde iktidarın sonunu yaklaştıracak herşey meşruydu ve bazen en nesnel gerçekler veya veriler bile dikkate alınmıyordu. Venezuela örneğinde gayet açık olan hükümet karşıtı komplo savı kabul dahi görmedi. Bu medya saldırısının ithamlarına “komplo teorisi” ve hiçbir dayanağı olmayan işe yaramaz “bayatlamış hikayeler” denilip geçildi.

2016 başında şans Venezuela Başkanı’ndan yana görünmüyordu. elde ettikleri meclis çoğunluğundan cesaret bulan Ulusal Meclisin başkanı muhalif Henry Ramos Allup “altı aydan az bir sürede” Maduro’yu devireceğini söyleme cüretini dahi gösterdi. Hiç kuşku yok ki Başkan Dilma Roussef’i Brezilya’da deviren kurumsal darbeden etkilenmişti ve referandumda Maduro’yu devirecek bir zafere ulaşmayı umuyordu.

Başkan Maduro kimsenin kestirmediği (ve tamamen Anayasaya uygun) bir dizi ustalıklı hamleyle herkesi şaşırtmadan önce gidişat böyleydi.

Ve sonra muhalefet iki büyük hata yaptı:

1. Yüksek Adalet Divanı’nın (SCJ) uyarılarını gözardı ederek seçim zaferleri usulsüzlüklerden ötürü durdurulan  Amazonas eyaletinin üç milletvekiliyle  birleşim gerçekleştirmekte karar kıldılar. Tabii ki SCJ bu itaatsizlik eylemini durdurdu ve “usulsüzce seçilen” üç milletvekilinin varlığından ötürü Ulusal Meclis’ in itaatsizlik içinde olduğunu ilan etti ve böylece bu durum çözülene kadar bu yapı tarafından alınan tüm kararların içini boşaltmış oldu. Sonuç olarak meclis hükümetin kontrolünü yasallaştıramamakla kalmayıp sahip olduğu gücü boşa harcayarak kendi kendini feshetmiş oldu. Bu Maduro’nun 2016’daki ilk zaferiydi.

2. Başkan’ı alaşağı etmek konusundaki saplantılı çabalarında anti-Chavist muhalefet 2016’da bir iptal referandumu başlatmak için yasal gereklilikleri (Anayasa’nın 72. Maddesi) gözardı etmeye karar verdiler. Ve bu yüzden yine başaramadılar. Bu Maduro’nun ikinci zaferiydi.

Yine de Mart ve Nisan 2016’da herşeyin son derece karmakarışık olduğu bir aşamaya gelindi. Bolivarcı devrimin düşmanlarının bilindik saldırıları istikrarsızlaştırıcı bir diğer faktör ile birleşti: 1950 yılından beri ikincisi yaşanan şiddetli bir kuraklık ve El Nino’nun tetiklediği aşırı sıcaklık. Venezuela’da elektriğin %70’i hidroelektrik santrallerce üretilir ve ana hidroelektrik santral Guri barajından beslenir. Yağmur oranı düştüğünde bu barajdaki su seviyeleri minimuma yakın olur. Karşı devrim bu durumdan faydalanmaya çalıştı ve insanları çileden çıkararak kaos yaratmak ve protestolara neden olmak amacıyla elektrik meselesini sabote ettiler. Bu çok daha fazla tehlikeliydi zira yağmursuzluk aynı zamanda içme suyu sıkıntılarına da yol açıyordu.

3. Fakat bir kez daha Başkan Maduro çabuk davrandı ve çarpıcı tedbirler aldı: milyonlarca elektrik ampülünün enerji koruyucu ampülle değiştirilmesi, eski klima sistemlerinin enerji koruyucu özellikte olanlarla değiştirilmesi gibi kararlar aldı, kamu idaresinin yarı zamanlı çalışmasını emretti ve elektrik ve su tüketimi için özel bir ulusal tasarruf planını yürürlüğe koydu.

Bu yürekli tedbirler sayesinde Başkan enerjinin çöküşünü engellemiş oldu ve 2016’daki en gözde zaferlerinden birini kazandı.

Bir başka önemli sorun, belki de en büyüğü ise; hükümetin, kısmen devrime karşı açılan iktisadi savaşın yol açtığı, gıda dağıtımı konusunda yaşanan sıkıntılarla yüzleşme zorunluluğuydu. Chavez 1999’da başkan olmadan önce Venezuelalıların %65’i yoksulken %35’i yüksek kalitede bir yaşam sürüyordu. Yani 10 Venezuelalı’dan 3’ü düzenli olarak et, tavuk, kahve, mısır, süt ve diğer temel gıdaları tüketiyordu. Ancak Chavez herkesin hakkıyla beslenmesini istedi ve aradan geçen 17 yılda gıda tüketimi %80 oranında büyüdü. Ulusal gıda üretimini arttırmak muazzam bir yatırım gerektiriyordu; fakat büyüyen talebi karşılayacak yeterlilikte büyümemişti.

Talep artarken spekülasyon da arttı. Üstelik yeter oranda üretim yapma konusundaki yapısal kısıtlamalara bağlı olarak fiyatlar baş döndürücü bir oranda artarken karaborsa ya da bachaqueo (çev. insanların sübvanse edilmiş ürünleri pazar fiyatlarıyla yeniden sattığı bir çeşit borsa vurgunculuğu) yayıldı. Hükümet ana gıdalara tavan fiyat koydu. Birçok insan bu ucuz, hükümetin sübvanse ettiği ürünlerden aldı ve daha yüksek fiyatlara sattı. Bu sebeple Venezuela (zaten petrol fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak azalmış olan) dolar rezervlerini temel gıdaları çalan kan emicilere kaptırmış oldu.Bu çılgınlığa bir son verilmeliydi.

4. Bir kez daha Madura kontrollü hareket etti. Herşeyden önce toplumsal refah felsefesini değiştirdi ve Venezuela’nın yıllardan beri yapmakta olduğu çok önemli bir yanlışı düzeltti. Ürünleri sübvanse etmek yerine hükümet insanları sübvanse etmeliydi. Böylece sahiden ihtiyacı olanlar daha ucuz ürünlere erişebileceklerdi. Diğerleri ise pazar fiyatını ödüyor. Spekülasyon ve kaçakçılıK böylece önleniyor.

5. İkincisi, Maduro ülkenin ekonomik modelinde bir yenilik ilan etti: “kiracı modelden” “üretici modele” geçiş..ve özel, kamu ve komünal sektör ekonomilerini yeniden harekete geçirmek için 15 ana sektör tarif edildi.

Bu iki tedbirin pratik uygulamalarından biri, yeni bir halk örgütü formu olan Arz ve Üretim Yerel Komitelerinin (CLAPs) oluşturulmasıdır. Örgütlü toplulukların temsilcileri her eve çuvallarca düşük maliyetli gıda getiriyor. Bu gıdaların çoğu yeni ulusal sanayi tarafından üretiliyor. Önümüzdeki aylarda  CLAPs’in dört milyon aileyi beslemesi gerekiyor.Bu da Başkan Maduro’nun bir diğer büyük zaferiydi.

6. Bir diğer zafer hükümetin sosyal harcama rekoruydu; bütçenin %71,4’ü buraya ayrılmıştı. Bu bir dünya rekorudur. Dünya üzerinde başka hiçbir devlet kaynaklarının dörtte üçünü halkının refahı için kullanmamaktadır.

Örneğin sağlık alanında hastahanelerin sayısı 1999’dan bu yana 3,5 kat artmış. Bununla birlikte insancıl, ücretsiz sağlık hizmeti modeli de on kat büyümüş.

Ülkenin yoksul kentsel alanlarında yaşayanların sağlığıyla ilgillenmeyi hedef edinmiş Barrio Adentro Misyonu yaklaşık 800 milyon defa ziyaret edildi ve 1.400.000 yaşam kurtardı. Ücretsiz tıbbi hastahaneler 27.000 yeni doktoru eğitirken 30.000 kişi ise 2017’de mezun olacak. Barrio Adentro Misyonu sekiz eyalete hizmet verir durumda (hedeflenen altı eyaletti). 2016’da emekli maaşı alan emeklilerin oranı (çalıştıkları yıllarda emeklilik kesintilerini ödeyip ödemediklerine bakılmaksızın) %90’a ulaştı, ki bu Güney Amerika için yeni bir rekordu.

7. Yoksul ailelere evler inşa eden Konutlandırma Misyonu muhteşem sonuçlar elde etti. Sadece 2016’da (Fransa gibi gelişmiş bir ülke için 2015’te bu sayı 109.000 iken) Misyon 359.000 ev teslim etti. Başkan Maduro yönetiminin göreve başladığı 2013 yılından bu yana Venezuelalı aileler için bir buçuk milyon ev yapıldı. Bu başarıya medya kuruluşları değinmedi bile.

8. Venezuela’nın jeopolitik arenada elde ettiği bazı parlak zaferleri anımsamadan olmaz. Örneğin, Washington’ın baskın olduğu Amerikan Eyaletleri Örgütü Genel Sekreteri Luis Almagro’nun Demokratik Birliğe Venezuela’ya karşı çağrıda bulunarak Caracas’ı kınaması önlendi.

9. Ayrıca Eylül 2016’da Margarita Adası’ndaki Hugo Chavez Kongre Merkezi’nde yapılan Bağlantısızlar Hareketi 17. Zirvesi de bir diğer başarıydı. Birçok devlet başkanı ve Venezuela’yla dayanışma ifade eden 120 ülkenin temsilcisi toplantıda hazır bulunmuştu.

10. Başkan Maduro’nun bu alandaki esas zaferi petrol ihtiyacının koordineli olarak düşürülmesi konusunda OPEC ülkeleriyle OPEC dışı ülkeler arasında yapılan eşsiz anlaşmaydı. Bunu başarabilmek için Maduro birçok uluslararası seyahat gerçekleştirdi.

Kasım 2016’da imzalanan bu tarihi anlaşma 2014 ortalarından beri dibe çakılmakta olan petrol fiyatlarındaki düşüşü çabucak önledi. Anlaşma sayesinde fiyat Aralık 2016 sonunda 45 dolara yükseldi.

Birçoklarının onun devrileceğine inandığı o uzun ve zorlu yıllarda Başkan Maduro tüm zorlukların üstesinden gelerek bir devlet adamı olarak fevkalade yeteneğini ve de Bolivarcı devrimin yıkılmaz lideri olduğunu ispatladı.