Barack Obama’nın aziz ilan edilişi: Yine de canavardı...

Amerika’nın ilk siyahı başkanının sekiz yıllık görevi sona ererken, medya efsane yaratma işine girdi. Yeni bir dünya vadeden, ancak ısıtıp ısıtıp yeniden sunulan konuşmalar ve birkaç yalancı gözyaşından başka bir şey getirmeyen bir adamın açık sözlü bir eleştirisini yapmak gerekiyor.
Çeviri: Eren Karaca
Salı, 17 Ocak 2017 14:38

soL'un notu: 20 Ocak'ta görevini Donald Trump'a devredecek olan Barack Obama'ya, özellikle Batı dünyasının liberal kalemlerinden methiyeler düzülmeye devam ediyor. 2009 yılında göreve başladığında her cins ve soydan liberalin, "üçüncü dünya" milliyetçisinin, sosyal demokratın ve daha nicelerinin umut bağladığı Obama, arkasında savaşlarla ve katliamlarla hırpalanmış bir dünya bırakıyor. Obama'nın "azizleştirilmesine" karşı, OffGuardian'da kaleme alınan bu yazıyı, bir Obama muhasebesi olarak soL okurlarıyla paylaşıyoruz. 


Simon Jerkins Guardian’da “Barack Obama’nın gidişiyle Amerika bir azizini kaybedecek” diye yazarken, Ann Perkins de Obama’nın “nezaketini, ahlaklılığını ve demokrasi savunuculuğunu” övüyor. Lola Okolosie ise “sıcaklığına, sevgi doluluğuna ve dirençliliğine” methiyeler düzüyor.

Hikaye oluşturuldu bile. Obama, güzel işler yapmaya çalışan iyi bir adamdı, ancak Cumhuriyetçiler ve kendi “keskin zekası” onu bitirdi.

Herkes gibi bu insanlar da, modern basının kavramsal tutarsızlığını yansıtıyor. Kendilerine verdikleri çarpık isimle “liberaller”, yalnızca estetiğe, uygunluğa ve kendini beğenmişliklerini beslemeye odaklanarak iyi adam-kötü adam rollerini dağıtıyorlar. Yaptıkları ve sonuçları ise konu dışı.

Bu baskınlığı dengelemek üzere Aziz Obama’nın “başarı”larının bir listesini yapalım:

  • Obama, Amerika tarihinde bir ilk olarak 8 yıllık başkanlığının tüm günlerinde savaşta olan tek başkan.
  • Obama, Bush’un yaptığından 10 kat daha fazla sayıda insansız hava aracı saldırısı düzenledi. Her Salı askeriyeden bir subay Obama’ya bir “öldürme listesi” ile gelir ve “iyi kalpli, merhametli” Obama listeden birkaç kişiyi seçer… Ve onları öldürür. Ailelerini de… Komşularını da… Bu devlet destekli katliamlarda, yalnızca 2016 yılı içerisinde 5 ülkede yüzlerce sivil öldürüldü. Öldürülenlerin sayısının daha yüksek olmamasının tek sebebi, Obama hükümetinin 18 yaşından büyük erkekleri, meslekleri ne olursa olsun savaşçı olarak sınıflandırmış olması.
  • “Nükleer silahlardan arınmış bir dünya” kuracağını söyledikten sonra, Amerika’nın nükleer silahlarını yenilemek için 1 trilyon dolar ayırdı.
  • Obama yönetimi altında, Amerika Ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) ve diğer teşkilatlar, tüm dünyada casusluk yapabilmeye başladılar. Bu açığa çıktığında ise tek bir teşkilat görevlisi veya devlet görevlisi hakkında kovuşturma yapılmadı. Bunun yerine…
  • … Obama yönetimi, yeni yasalar geçirerek ve “İç Tehditler Programı” dedikleri programı başlatarak “muhbirlere karşı savaş” açtı. Manning mahkemeye verildi, Snowden sürgüne gönderildi ve Assange durduruldu, kötülendi ve (beklentilerine göre) ülkesine iade edildi. Devleti ihbar eden birisi olmak, Barack Obama’dan önce hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı.
  • Dış politikaya gelince, basının yarattığı ve genele yayılan Obama’nın müdahaleci olmadığı algısının tersine Amerika Özel Kuvvetleri şu anda dünyanın 195 ülkesinin yüzde 70’inden fazlasında operasyon sürdürüyor. Bush’un savaş kışkırtıcısı, Obama’nın ise savaştan kaçındığı büyük bir yalan. Doğrusu, Obama’nın, CIA ve Amerikan emperyalizminin izinden giderek, Amerika’nın tüm savaşlarını örtülü savaşa dönüştürdüğü.
  • Obama başkan olmadan önce Libya, Afrika’nın en zengin ve en gelişmiş ulusuydu. Şimdi bir cehenneme dönüştü. Savaştan yıkılmış, yolsuzluktan çökmüş durumda. “Liberal” basın Obama’nın bunu “en büyük hatası” sayıp acı çektiği yalanına izin veriyor, sonra da iyi niyetinden dolayı onu mazur görüyor. Gerçek, Libya’nın bir hata, ya da bir yanlış karar, ya da öngörülemeyen bir sonuç olmadığı. Libya, Amerika’nın tam da olmasını istediği hale geldi. Her şeyin satılık olduğu, yasadışı CIA silahlarının Afrika’nın güneyine ve Orta Doğu’nun doğusuna akıtabilmek için bir üs haline gelen batık bir devlet. Ekonominizi savaş döndürüyorsa, kaos işinize yarar. Silahınız gizlilikse, anarşi cephaneniz olur. Libya, planına göre işledi. Yüzbinlerce insanı öldüren ve daha milyonlarda insanın hayatını mahveden acımasız bir plan… Irak gibi Libya da yeni muhafazakarların başarı hikayesi. Fakat Suriye…
  • …Irak’ın Obama’dan önceki başkanın yakasını bırakmadığı gibi Obama’nın yakasını bırakmayacak olan kelime Suriye, tam bir başarısızlık hikayesi. Basının Obama’nın “kararsız tutumunun” yasını tuttuğu ve “keşke büyük sopasını gösterseydi” dediği yerin gerçek hikayesi, kötü bir acizlikten ibaret ve hatta neredeyse gülünç bir hikaye olacaktı. Antik bir medeniyeti tamamen yerle bir etmemiş ve yüzbinlerce insanı öldürmemiş olsaydı eğer. General Wesley Clark’ın “sızdırdıklarına” göre Suriye (Libya, Irak, Somali, İran ve Sudan’la birlikte) Amerika’nın yerle bir etmeyi planladığı yedi ülkelik listedeydi. Libya’nın düşmesinden sonra Amerikan ordusu Suriye’yi her yerinden kuşattı. Irak, İsrail, Türkiye ve Libya’dan operasyon sürdüren Amerikan ordusu, rejimi alaşağı etmek için “özgürlük savaşçılarını” Suriye’ye doldurdu. Bu işe yaramayınca, kitle imha silahlarını bölgeye sevk edip “insani müdahale” çağrısında bulunuldu ama Ruslar işleri bozdu. Sonra CIA, daha önce El-Kaide’yi yarattığı gibi IŞİD’i yarattı ve üretilmiş barbarlıklar Suriye’nin işgaline bahane olarak kullanıldı. Sonra yine Ruslar işleri bozdu.
  • Belki Rusya’nın elini Orta Doğu’dan çekmek için, belki de gerçekten de sağgörüsüz bir tedbir olarak Obama yönetiminin bir sonraki dış politika hedefi Ukrayna oldu. Victoria Nuland’ın söyledikleri, bu “renkli devrimin” nasıl bir Amerikan üretimi olduğunu gösteriyor. Ukrayna batıyor, durumu daha öncekinden bile kötü. İnsanları açlıktan ölüyor ve soğuktan donuyor. Yeni “demokrat hükümet”, ülkenin doğusunda 10 bin kişiyi ölüme terk etti. Amerikan silahlarını kullanarak…
  • Orta Doğu’nun en yoksul ülkesi Yemen, en zenginlerin bombalarıyla parçalanıyor. Yine Amerikan (ve İngiliz) silahlarıyla… Obama’nın “demokrasi savunuculuğu”, Amerika’nın Suudi Arabistanlı müttefiklerinin nefretlik İnsan Hakları sicillerini eleştirmeye, hatta tartışmaya bile uzanmıyor. Hatta utanmaz bir ikiyüzlülükle, Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Konseyi’nin başına geçmelerini destekliyor.

Aziz Obama’nın yarattığı dünya bu. Guantanamo halen açık ve terör “şüphelilieri” herhangi bir yargılama veya ceza olmadan halen orada tutuluyor (ve muhtemelen halen işkence görüyorlar). Diğer “şüpheliler” basitçe suçlu ilan edilebiliyor ve tek taraflı olarak dünyanın herhangi bir yerinde infaz edilebiliyor. NSA ve CIA, dünyanın yarısının haberleşmesini yasadışı bir şekilde gözetleyebiliyor. Dünyanın başka bir yerinde herhangi bir lider bu gücün yüzde birine bile sahip olsa, kendisi “otokratik” ve ülkesi “parya” ilan edilecek.

Libya’dan Afganistan’a, Yemen’den Türkiye’ye kadar Orta Doğu alev alev yanıyor. Amerika’nın Rusya’nın ekonomisini zayıflatma ve küresel etkisini azaltma çabaları sonucu, Rusya ile olan ilişki 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en kırılgan döneminde. Amerika’nın vaz geçeceğine dair hiçbir işaret yok (Amerikan basındaki kızıl korkusu isterisinden anlaşılıyor). Güney Çin Denizi’nde Çin’le büyük bir çatışmaya girmek üzere kendini konumluyor. Etkisi bakımından Obama, ikinci el araba satışı yapan birinden daha farklı değil. Obama’nın işi politika üretmek değil, yeni muhafazakar düşünceleri halka satmak. Ama etkisinin olmaması, vizyonunun ve değerlerinin kötülüğüne bahane olmaz. Obama’nın gerçek olmayan liderliği altında dünya, Amerikan hegemonyasını korumak için kendini yakmanın eşiğine geldi. Amerika’nın içi ise halen parça parça.

Güzel bir gülümsemesi ve üslubu vardı. Nüktedan ve tatlıydı, takım elbise çok yakışıyordu… Fakat bunlar hepsinden daha fazlasını yapmadığı anlamına gelmiyor. Doğru şeyleri söylüyor olabilir ve içtenlikle konuşuyormuş gibi görünebilir, ama yine de canavardı. Gittiğinde basın, Obama’nın başındaki kirlenmiş haleyi parlatmaya çalışacak, gerçekte iyi biri olduğuna ve siyasetçiler gelip geçtikçe ondan daha iyisini çıkaramayacağımıza inandırmaya çalışacak.

Ama çıkarabiliriz.