Tetiği çeken IŞİD, çektiren bankamatik!

Cumartesi, 11 Ekim 2014 14:18

Yalçın Akyürek

Son günlerde IŞİD’in Kobane’de gerçekleştirdiği katliama karşı halkın tepkisini örgütlemeye yönelik eylemler yapılmakta. Halka, katliama karşı tepki göstermeye yönelik yapılan çağrı meşru. Meşru olmayan IŞİD’in, sermayenin ve emperyalizmin saldırganlığı, tartışmasız! Ezilen halkın devrimci mücadelesinin emperyalizm ve halihazırdaki hükümet AKP ile el sıkışmanın da meşruluğu yok. Bu meşru - meşru değil karşılaştırmaları çelişki barındırıyor. Burada söylenecek tek şey kendisini solda tarif eden bir öznenin emperyalizmle,sermaye ile ve onların politika yapıcıları yani AKP ile el sıkışmamaları gerektiği. Mecliste gericiliğe karşı, piyasa hükümdarlığına karşı mücadele edilmesi mücadelenin gerekliliği. Hareketin öncüleri çözüm süreci adı altında domuzdan kıl koparmayı kazanım sayabilir, bunun ise devrimci kazanım olduğu söylenemez. Ödenen bedeller mi? Bu durum içerisinde belirleyici olamaz. Duygusuz yaşanamayacağı gibi duygularla da devrimci siyaset yapılmaz. Yapılır da ısrarcı mıyız? Marksizmi öylesine okuyoruz o zaman! Çağrı yapan tüm sol örgütler çok iyi biliyor ki emperyalizm su gelmeyecek kuyuya eğilip bakmaz! Tüm bunlar önemli, Türkiye solunun eksikliği. Konumuz ise farklı, daha güncel.

IŞİD saldırıyor, tecavüz ediyor, el koyuyor, satıyor, asıyor, kesiyor. Çağrılara cevap verenler sokağa anayasal haklarını kullanmak üzere tepki göstermeye çıkıyor. Uslu durmayanlar ortada. Sokakta mevcut tepkinin fırsata dönüştürülmesi ise düzen koruyucuları açısından ballı kaymak. Molotof atan MİT üyesi, adam yaralayan, ekip arabasına alıp işkence yapan özel harekatçılar, polis, polisin yanında ise çağrı yaptığı gerici ve milliyetçi hödükler. Belinde silah, en öne geçmiş, eylemci gibi davranıyor ve hareket ediyor, insanları yönlendiren, suça teşvik eden polis, provokatör! Eylemcileri pompalılarla vuran Hizbullah! Elinde sopa, polislerin arkasında,arka sokaklarda polisten haber bekleyen gerici, dinci, milliyetçi insanlık düşmanları!.. Sonuç kırılan bankamatikler, sökülen kaldırım taşları, yakılan özel halk otobüsleri!

Kısacası ortada katliam ve zulüm var, karşı olan herkese! Aynı zamanda tüm bunlar yetmiyormuş gibi şöyle bir gerçeklik de var bir yanda milliyetçi TGB Türk bayraklarıyla "PKK’nın bölücülüğüne" karşı hazırlanmakta, hemen yanı başında eşyanın doğası gereği alanda isteseler de istemeseler de siyasi işbirliği yapmak durumunda kaldıkları MHP’li Türk milliyetçileri. Bunlar yetmez mi? Yılmaz Özdil var, Kemalistmiş kendisi. Türkiye’de artan Suriyeli nüfusunu bahis edinerek Türk’ün ezildiğini anlatan bir köşe yazısıyla başlamış güne. Paylaşım rekorları gelecekmiş Kemalistlerden. Suriyelilerin ödemesi gereken vergilerin kendisinin ödüyor olmasından şikayet etmiş. İnanılır ve gerçek! Ve gerçekleşiyor, AKP’yi yıkacak mı ne Perinçek’in hayali! Hadi bakalım...

Birileri Kobane Direnişi’nden önce Kemalistler ile Kürt Hareketi yakınlaşabilir hatta işbirliği yapabilir AKP’ye karşı diyordu. İyi düşünmek gerek! Taban değil de meclistekiler mi yapabilir diyorsunuz. Haziran’da teşebbüs bile edilmeyenin bugün anlamı olabilir mi?

Bir de düzen politikacıları ve koruyucuları tarafından on yıllardır her sıkışıldığında dile getirilen zarar gören "kamu malları" var. Asıl dikkatimi çeken konu da budur, özellikle de sosyal medyada. Evet, devlet memuru milletvekilleri, bir takım köşe yazarları kendilerinden bahsediyor olsa gerek. Bankamatikler, kaldırım taşları, otobüsler bilmem neler...

Bu söylemlerini dışarıdan biri görse bu şahsiyetleri ve şakşakçılarını dünyanın görüp görebileceği en mühim sosyalistleri zannetmekten alamaz kendini. Keza Yiğit Bulut öyle diyorsa vardır bildiği, eleştirmekle hata yaptık. Adam haklıymış. O da Yılmaz Özdil gibi hiçbir zaman bu toprakların yurttaşı olamayanlardan.

Kamu mallarına zarar veren sivil memurları, resimleri videoları sosyal medyada deşifre edilircesine, suçlanan ise eylemciler! Normal yaşamlarının rutininde bankalara küfürler yağdıran, bedduasız banka yanından geçmeyenlere çok dokunmuş bankamatiklerin zarar görmesi. Hele hele kaldırım taşlarının sökülmesi, vay vay ! Otobüsler yakılıyormuş, içerisinde insan olsaymış ne olurmuş?

Unutuluyor evet. Bankaların yaşamı ne denli kahrettiği, nefes alamayacak şekilde tıka basa dünyanın en sağlıksız ulaşımını sağlayan sözde "halk otobüsleri ,özel!" her seçimde cebimizden soframızdan kaldırımlara döşenmesi için kesilen vergiler! Hepsi kamu malı, bizim. "Kanımızı emiyor, olsun bizim! Sömürüyor, parasız bırakıyor, olsun bizim! Ee eskimeden boyuna değiştiriliyor kaldırımlar, olsun bizim!"

Kobane’de insanları öldürüyor IŞİD. Bize ne! Var olsun bankamatikler,kaldırım taşları,özel halk otobüsleri! Zam zulüm işkence, olsun, bizim!

Dinci gericilik ve milliyetçilik nereden gelirse gelsin insanlığa zararlıdır, çünkü doğaya aykırıdır! Bölücüleri gördük. Sermaye, emperyalizm ve dinci gericilik! Son tahlilde kapitalizme yani sermaye sınıfına karşı mücadele vermedikçe ne Kobaneler biter ne de bankamatiklerin değeri azalır!

Kapitalizm’de cankurtaran kamu malları, her derde deva..

-Sevim,katil solun değerlerine el koydu, bakalım insanlığı kim kurtaracak!
-Cemil,çabuk gir içeri,bizene!