Haziran’ın hakkını verebilmek (Anıl Çınar)

Cuma, 16 Mayıs 2014 13:19

Özel bir dönemden geçiyoruz. Tarihte her dönem bir anlamda özeldir ve tarihe etki etme misyonunu üzerine alanları her dönemde misyonlarının arkasında görebiliriz. Fakat, tarihin Haziran ile açılan penceresinin özelliği idrak edilip hakkı verilebildiği ölçüde bugünün cüretkarları da yarınlarda varolabileceklerdir.

Bugünün cüretkarları (isterseniz kadroları da diyebiliriz) tarihsel sorumluluklarını her eylemlerinde ve akıl yürütmelerinde hissetmek zorundadırlar. Tarih, her döneme özgü nesnellikleri yapıcılarının önüne koyar. Cüretkarları ayıran ise dönemin özgüllüğünün ayırdına varmak ve sınırları zorlamaktır. İçinde bulunduğumuz dönem, onun hakkını vermek isteyenleri, anlamak ve sınırları zorlamak üzere kendi özeline çağırıyor.

Haziran’ın özel oluşundan bahsediyoruz. Bu özelliği anlamak, onun yarattığı olanakların farkına varmaktır. Abartmadan, azımsamadan…

Haziran’ı nihai kurtuluşun süreci olarak algılamak hem onu yaratan koşullara ve kitleye hem de olanaklarına dair yanlış fikirlerle yola çıkmaya neden oluyor. Önemsiz bir sapma hiç değil, hakkını verememeye neden oluyor.

En sade biçimde Haziran bir silkiniş sola, büyüklüğünü ve etkisini hızla artırabilme olanağı yaratan bir dönemeçtir. Olanaklarını kullanma cüretini üzerine alınan sol bunu bilerek yola koyulmalıdır.

Haziran kitlesi, niteliği olan kendiliğindenlikle bir ileriye gidişi içeriyor ve sola kitleselleşebilmesi için geniş olanaklar yaratıyor olsa da bundan yararlanabilmek, ancak kitlenin aynı frekansı tutturduğu ideolojik öğeleri, istekleri ve en ileri talepleri iyi okuyabilmeyi, bunlar üzerinden bağ kurabilmeyi gerektiriyor.

Haziran’dan belirgin bir kapitalizm karşıtlığı beklemek boşunadır. Haziran, kitlelerin kapitalizme isyan ettikleri ve onu sorguladıkları bir süreç olmamıştır. Sınıf mücadeleleri, tarihin çok nadir, kendine has ve devrimci dönemlerinde yalın, netleşmiş bir çarpışma ve sisteme itiraz görünümü alır. Öte yandan, mücadele durgunlaşabilir, farklı görünümler alabilir ancak kaybolmaz. Mücadele, kendini belli dolayımlar üzerinden var eder. Bir toplumsal çalkalanış olan ancak devrimci olmaktan uzak bir dönemeç olan Haziran da böylesi dolayımlar üzerinden varoldu.

Kitleler ve bütünsel olarak mücadele, dolayımların öğelerini yoktan var etmediler. Tarihin, toplumun ve çatışmanın niteliğinin doğru okunması bizce bu öğeleri aydınlanma, gericilikle mücadele, özgürlük, yurtseverlik, kolektiflik, yurttaşlık, yaşam alanlarına saygı vb. gibi modernleşme kavramlarını da içine alan Haziran’ın değerleri, tanım kümesi olarak gösteriyor.

Kitle ile sağlıklı bağ kurmak bu öğeler üzerinde düşünmekten ve yalın hedeflerde bir alternatif için yeniden üretmekten geçiyor.

Bu nedenle kitle ile iktisadi taleplere daraltılan bir tarzda bağ kurmanın işlevli bir karşılığı yoktur. O halde kapitalizmin ve genel olarak siyasi düzleminin basit bir reddedilişi üzerine siyasi çalışma yürütmenin bir şansı da bulunmamaktadır. Çünkü halk böylesi bir reddediş üzerinden değil, yukarıda bahsedilen öğelerle buluşan “Hükümet İstifa” sloganında en ileri cisimleşmesine kavuşan talepler üzerinden bir direnişe imza attı, atmaya devam ediyor.

Türkiye bir zayıf halka adayı olarak iktisadi altüst oluşlara gebe bir ülke. Böylesi altüst oluşlarda iktisadi taleplerin ve bunlar üzerinden yürütülecek çalışmaların geniş bir karşılığı olabileceği düşünülebilir fakat bu durum beklenerek Haziran'ın olanakları değerlendirilemez, kitle belirli bir hatta ve örgütlülüğe çekilemez.

Haziran kitlesi için çekim merkezi olabilmenin yolu buradan geçiyor. Çekim merkezi olabilmeyi dert edinen bir siyasi özne, halkın taleplerinin gerçeklenebilir olduğunu halka kabul ettirebileceği siyasi çalışmasını bu öğelerin oluşturduğu tanım kümesinden üreteceği ilişkiler üzerinden gerçekleştirebilmelidir. Kurulacak ilişkilerin güncel başlıklarda devrimci değer kümesi içerisinde yer alıp almadığını ise iktidarın meşruiyetini hırpalarken kitlelerinkini sağlamlaştırabilme, iktidarın krizini ve bütün olarak sistemin krizini tetiklerken kitleleri konsolide edebilme becerisi gösterecektir. Bu sol alternatifin güçlendirilmesi sürecidir.