Doğan Tarkan Ne Gibidir? (Sezgi Akbaş)

Pazar, 17 Ekim 2010 18:31

Doğan Tarkan’ın Zaman gazetesine verdiği röportaj ses getirdi doğrusu. Öyle ki, fakültemin sınırları içerisinde röportaj çıktığından beri edilen sohbetlerin bir şekilde oraya gelmemesi sözkonusu değil zira içeriği, Fatih Yaşlı’nın geçtiğimiz ay bir yazısında yaptığı “DSİP’li arkadaşlara gösterilmesi gereken muamelenin bir karşıdevrimciye gösterilecek olan ile aynı olması gerektiği” vurgusunun yerindeliğinin kanıtı için çok fazla materyal sağlıyor. Türkiye solunun bütününün koyun gibi olduğu, bizi ilgilendirmez gibi gözükse de sıkılmış bir yumruk olan DSİP ambleminin yumuşatılması, Tarkan’ın bir muhbir gibi SDP’li dostlar hakkında yaptığı açıklamalar… Ardından bir kanalda, Zaman muhabirine söylediklerini solun geneline değil de TKP’ye mal etme çabasıyla söylediği yalan… Söylenecek çok şey var.

Herşey referandum ile başlamadı elbette. On yıllardır liberal solcu olarak nitelendirilen arkadaşlarla birşeyleri alıp veremiyoruz. Haklıyız da... Şimdilerde zaman zaman onlardan “öncelikle ben sosyalistim...” diye başlayan cümleler duyuyoruz, iktidar partisinin politikalarına verdikleri desteğin bu şerhi taşıdığını vurguluyorlar. Yerseniz… Zira AKP’nin bu “yetmez ama evet”çi arkadaşlara referandum çalışmaları sırasındaki mali yardımları çokça mevzubahis olmuşken, bir de Erdoğan’ın Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olarak ve büyük bir incelik göstererek “zafer” kürsüsünden isimlerini zikretmesi evliliğin resmiyet kazandığının beyanıydı.

Öyleyse Doğan Tarkan’ın veya Roni Margulies’in bu inceliğin karşılığında, bunca zamandır istifledikleri çeyizi damadın yakınlarına göstermesi adet gereği değil miydi? Margulies “Bedüizzaman” Said Nursi’yi keşfetti birden. Tarkan daha ileri gitti, Zaman gazetesine Türkiye soluna yönelik kinini kustu. Konuşma boyunca partisinin iddiasızlığını alaya alırcasına sorular soran Nuriye Akman’ın sayfasına, “Türkiye solu koyun gibidir.” başlığını attırarak… Bakmayın genellediğine, arkadaş Türkiye Komünist Partisi’ni kast ediyor çünkü. Beyefendi onun mealini bir programda açıkladı, oradan biliyorum.

O programa gelirsek, Doğan Tarkan yine/yeniden “çünkü ben Troçkist olduğumu iddia eden biriyim…” ile söze başladı muhteşem bir başlığa dönüşen sözlerini “TKP’nin bir önceki seçimdeki bildirisinde ‘koyun gibisin kardeşim’ yazıyordu ondan dedim” diye açıkladı amblem meselesinde Tüsiad’ın amblemine benzer gözüktüğünü savunduğu “çarklı çekiçli oraklı” sosyalist partileri eleştirdi nihayet sol.org.tr ve Odatv gibi birden fazla popüler haber sitesinin “tek merkezden servis” edilirmişçesine yalan haber yazdığını geçerken eklemeyi unutmadı.
Yalnız bu son ithamında büyük bir duvara tosladığını rahatlıkla söylemem mümkün. Zira kendisi, söylediğinin ciddiyetinin pek de farkında olmayarak, bu “servis sağlayıcısı” ortak anılan sitelerde şöyle bir haberin çıktığından bahsetti: Doğan Tarkan CNN Türk’te konuşurken, bunu kahvehanede izleyen bir kamyon şoförü çevresindekilere “AKP’li değil mi bu uzun sakallı adam?” minvalinde bir soru soruyor. Tarkan bu haberi üstün zekâsının bir yansıması görülebilecek “Bir kere benim aylardan bu yana sakalım yok, dolayısıyla tek merkezden yalan haber yayılıyor” sözleriyle savuşturdu. Ancak aslında bu haberi sadece Odatv yayınlamıştı, hem de küçük bir farkla:

“Alibeyköy'de çayını yudumlayıp CNN Turk'teki "Sol referandumu tartışıyor" programını izleyen bir kamyon şoförü, masadakilere ak saçlı uzun yüzlü son konuşmacının kim olduğunu sordu. Sol bir partinin genel başkanı olduğu cevabını alınca da, homurdanarak "Ben AKP'nin bişeyi sanmıştım" dedi.”

Dolayısıyla ak saçlı uzun yüzlü gibi sıfatlar, sakalı kapsamıyor. Doğan Tarkan yalancılığının ve dikkatsizliğinin faturasını, Odatv ile beraber sol.org.tr’ye de kesmeye çalışıyor, yalnız buradaki sorun daha ciddi, soL böyle bir haber yapmıyor! Sadece köşe yazarlarından Merdan Yanardağ, bu haberi o uzun, pamuk sakalları eklemeden anekdot olarak aktarıyor.

“Koyun gibisin kardeşim” meselesinde, Nazım’ın dizelerinin kendilerine sosyalist diyen bu arkadaşları neden böylesine ürküttüğünü anlamak bir dereceye kadar mümkün. Yalnızca “Bana liberal dersen ben sana başçavuşun borazanı derim” ilişkiselliğinde düşünebilen arkadaşlar Zaman okurlarına Türkiye solunun neden güçsüz olduğunu bu şekilde anlatmak zorunda çünkü. Dolayısıyla TKP’nin bir önceki genel seçim için kullandığı “sürüden ayrılma zamanı” sloganı, bir bakarsınız Tarkan’ın yalanıyla değişmiş. Burada Sungur Savran’a da, arkadaşın yalanından yola çıkarak peşin hükümlü davranmak ve programda TKP’ye yöneltilen bu yalanları ince bir fırsat yakalamışçasına laf söyleme payesi düştü yalnızca üzüldüm.

Yazının başından beri, bu portalda çıkmış Margulies ve Tarkan özelinde, kendilerini sosyalist gören liberaller genelinde analizlerin ışığına güvenerek gündemi yansıtmaya çalıştığımı belirtmeliyim. “Bu bahsedilenler gerçekten böyle üzerinde durulması gereken insanlar/ örgütler mi?” sorusuna, her “değil galiba” diyecek oluşumuzda Türkiye solunu aşağılayan birtakım ifadeleri mutlaka yumurtladıkları göz önünde tutulursa, yumurtası ve yalancılığıyla ünlü bir hayvan benzetmesine kapı sonuna kadar açık… Ben herhangi bir sıfatı yakıştırmaya, yani Doğan Tarkan ne gibidir sorusunu yanıtlamaya, bunu Türkiye solu çok iyi kavradığı için, lüzum görmüyorum.

Sezgi Akbaş