Manisa MHP'liye de, eski AKP'liye de mahkum değil: Paranın saltanatı varsa halkın TKP'si var!

Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı gazeteci Ahmet Çınar, MHP-AKP bloğunun MHP'li adayı ile CHP-İyi Parti bloğunun eski AKP'li adayı karşısında, kentin ilerici, kamucu, aydınlanmacı, laik, yurtsever, sol, sosyalist seçeneği oluşturduklarını söylüyor. Uzun soluklu sosyalizm mücadelesinde seçimlerin sadece bir uğrak olduğunu belirten Çınar'la, Manisa'yı, seçimleri ve TKP'nin oluşturduğu seçeneği konuştuk...
soL - Haber Merkezi
Çarşamba, 06 Şubat 2019 12:45

Türkiye Komünist Partisi 30 büyük şehir, 51 il merkezinde, çok sayıda ilçede belediye başkan adaylarıyla, hemen hemen her ilçede belediye meclis üyesi adaylarıyla yerel seçimlere katılıyor.

TKP’nin aday gösterdiği büyükşehirlerden biri de Manisa. Manisa’nın bu seçimlerde kendine özgü ilginç bir durumu var: AKP Manisa’da büyükşehir adayı göstermiyor, halen Büyükşehir Belediye Başkanı olan MHP’li Cengiz Ergün’ü destekliyor. Kendilerini “cumhur ittifakı” diye tanımlayan AKP-MHP bloğunun karşısında CHP aday çıkarmıyor, İyi Parti’nin adayını destekliyor. Oy pusulasında MHP ile İyi Parti’nin karşı karşıya kaldığı bir tablo var Manisa’da. Durumu daha vahim hale getirense İyi Parti’nin adayının bir AKP’li olması.

TKP ise, böylesi bir tabloda Manisa’nın ilerici, aydınlanmacı, laik, kamucu, solcu, sosyalist, komünist seçmenlerini seçeneksiz bırakmayacağını açıklayarak, solun ve sosyalizmin adayı olarak gazeteci Ahmet Çınar’ı büyükşehir belediye başkan adayı olarak gösterdi.

TKP’nin Manisa’da seçime bakışını, nasıl bir kampanya sürdüreceklerini, adaylık sürecini Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Çınar’la konuştuk…

'MANİSA'NIN YAĞMACILARINA, DEREBEYLERİNE BOYUN EĞMEYİZ'

Manisalılar, gazetecilik mesleğinizden dolayı zaten sizi tanıyor ancak tanımayanlar da olabilir ve adettendir, önce sizi kısaca tanıyarak başlayalım… Kendinizden ve Manisa’yla olan bağınızdan biraz söz eder misiniz?

Manisa, benim ilkokulu, liseyi bitirdiğim; bir zamanlar yerel ve bölgesel gazetelerinde, televizyonlarında gazetecilik yaptığım, mesleğimi icra ettiğim;  sokağını, caddesini, meydanlarını adımlayıp gözlemlediğim; insanlarını tanıdığım bir yer. Ali Rıza Çevik İlkokulu’ndan, Manisa İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldum. Ardından İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde başladığım yüksek eğitimimi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi’nde tamamladım. Ve hep gazetecilik yaptım. Haber ajansı, günlük gazete, televizyon, radyo, dergi hepsinde çalıştım. Dört yıldır da soL Haber Portalı’nda editörlük ve muhabirlik yapıyorum.

Çocukluğumdaki ve gençliğimdeki Manisa’dan eser yok şimdi. Piyasacılığın, tüccarlığın, müteahhitlerin talan ettiği; rantiyecilerin yağmaladığı; tarikatların, gericiliğin, din tüccarlarının işgal ettiği bir kent Manisa. Ama İbn-i Haldun’un tüm zamanları aşan bir tespiti vardır ya hani, “coğrafya kaderdir” der; bizim için de Manisa adeta bir kader. Bir de Kavafis’in şiiri geliyor aklıma: “Bu şehir arkandan gelecek” der. Öyledir, nereye gidersek gidelim, hangi menzile ulaşırsak ulaşalım, bu şehir ardımızdan gelecektir. “Kader” dedik, “arkamızdan gelecek” dedik ama şu var ki, biz komünistiz, komünist demek “bulunduğu şehri, yaşadığı yeri sadece yorumlayan değil, değiştiren, dönüştüren” demektir. Dolayısıyla biz, bize dayatılana “kader” diye razı olanlardan değiliz, o kaderi ellerimizle, mücadelemizle, örgütlülüğümüzle değiştirenleriz. Bu şehir eğer yağmacıların, talancıların, rantiyecilerin, sömürücülerin, para babalarının elinde inim inim inliyorsa; komünistler buna boyun eğmez, eğmeyecektir. Benim Manisa’yla bağım böyle bir bağ. Değiştirmek, dönüştürmek, eşitliğin ve özgürlüğün kenti haline getirmek için mücadele ettiğimiz, bu mücadeleye herkesi katmak istediğimiz bir kent. Mücadelemizin ve kavgamızın şehri.

'TEKELLERİN, PATRONLARIN, PARA BABALARININ VE TARİKATLARIN İŞGALİ ALTINDA MANİSA'

Önce bir fotoğraf çekelim o halde: Manisa’yı nasıl tanımlıyorsunuz, nasıl bir kent Manisa?

İşgal topla tüfekle olmaz ille de. Kılıçla kalkanla olmaz. Tankla postalla da olmaz. Manisa, AKP rejiminin iki temel dayanağı olan tekellerin ve tarikatların işgali altında. Nasıl bir işgal bu? Emperyalizmin işgalinden söz ediyoruz. Dünyanın en verimli yedi ovasından biri olan Gediz’i tarımsızlaştırma, insansızlaştırma, pamuksuzlaştırma, tütünsüzleştirme, üzümsüzleştirme politikaları. Adım adım, sinsi sinsi, usul usul, belli etmeden, sezdirmeden, yavaş yavaş uygulanan bir politika. Tarımdan desteği çekerek, ürün fiyatlarını düşürerek, üreticiyi yıldırıp bezdirerek, çiftçiye illallah dedirterek uygulanan aşağılık bir siyaset.

Üreticiler önce topraksızlaştırıldı, sonra Manisa OSB’ye yerleşen para babalarının fabrikalarında işçi haline getirildi. Tütün, pamuk, tekstil tekelleri istedi; Manisalı üretici topraksızlaştırılıp patronlara köle edildi. Bir taşla iki kuş vuruldu: Hem çok uluslu emperyalist şirketlerin işi görüldü, hem de OSB’deki patronlara ucuz işgücü sağlandı. Sadece bu değil... Manisa’nın dağı, taşı, ovası, ırmağı siyanürcü maden şirketlerine teslim edildi. AKP iktidarı yaptı bunu. Turgutlu’nun Çal Dağı, Gördes’in ovaları maden patronlarını kâr hırsına teslim edildi. Ne zümrüt yeşili ırmağı ne de bereketli toprağı kaldı bu şehrin. Çocukluğumda Ulucami semtinden Manisa’ya bakınca iki temel doku görürdük: Doğal doku ve tarihsel doku. Şimdi beton ve sıkıntı, çirkinlik ve görgüsüzlük görüyoruz.

İddia ediyorum, 1922’deki büyük Manisa yangınında emperyalist güçlerin verdiği zararın çok daha fazlasını müteahhitler vermiştir bu şehre. O vakitler şehrin yüzde 90’ı yıkıldı der tarihçiler, aç gözlü-kâr hırslı müteahhitler yüzde 100’ünü yok ettiler Manisa’nın. Ve elbette o müteahhitlere çanak tutan, alan açan yerel yönetimler: Demokrat Partisinden Adalet Partisine, ANAP’ından Doğru Yol Partisine, AKP’sinden MHP’sine kadar, ne kadar sağcı ve tüccar zihniyetli iktidar varsa, Manisa’nın yıkımında hepsinin payı vardır. 

'BÜYÜKŞEHİR DEĞİL, BÜYÜKKASABA BURASI, OBEZ BİR KÖY HALİNE GETİRDİLER'

Gerçekten korkunç bir tablo çizdiniz, bu kadar vahim mi Manisa’da tablo?

Sadece Manisa değil, Türkiye’de böyle. Bakınız "Manisa Büyükşehir Belediyesi" diyorlar adına, 2014’te büyükşehir statüsüne girdi. Ben “Manisa Büyükkasaba Belediyesi” diyorum. Manisa ne o eski küçük, mütevazı, otantik, geleneksel kasaba kalabildi ne de bir kent olabildi… İki arada bir derede kalmış, kültürel şizofreninin pençesinde kıvranan obez bir köy haline getirdiler Manisa’yı. Beton ve çelik konstrüksiyon çoğalınca şehir olmuyor bir yer…

Bunun nedeni belli: Sömürgen sermaye sınıfının, aç gözlü para babalarının, şımarık müteahhit zihniyetinin kâr hırsı. Buna karşı meydan okumak, mücadele etmek komünistlerin işidir. Manisa’nın asıl sahibi, işyerlerinde, fabrikalarda, tarlalarda çalışan, hayatı emek emek üreten, varlıklarımızı ilmek ilmek yaratan emekçi halktır. Biz diyoruz ki, işte bu halk siyaset sahnesine çıkmalı ve kaderini eline almalı. Bunun için de örgütlenmeli, yan yana gelmeli. TKP Türkiye’de de bunun için var, Manisa’da da.

'AKP'YLE AKP'CİLİK YARIŞTIRARAK AKP'Yİ YENMEK İSTEYENLER, AKLIMIZLA ALAY EDİYORLAR'

Bu yerel seçimlerde ilginç bir oy pusulası gelecek Manisalıların önüne: İki iddialı aday olarak MHP adayı ve halen Büyükşehir Belediye Başkanı olan isim ve bir de karşısında İyi Parti adayı görünüyor. AKP aday çıkarmıyor MHP’ye destek veriyor, CHP aday çıkarmıyor İyi Parti’ye destek veriyor. Bu tabloyu nasıl yorumluyorsunuz?

Bu tabloya bakarken beni bir gülme alıyor, kendimi durduramıyorum. Bir tarafta AKP-MHP bloğunun desteklediği MHP’li aday, diğer tarafta CHP-İyi Parti ittifakının insanların önüne çıkardığı yine AKP’li bir isim... Manisa bu seçimin en saçmalaştığı yerlerden biri.

CHP-İyi Parti’nin adayı çocukluğu ve gençliği DYP’de, orta yaşları AKP’de geçen bir isim: 2009 yerel seçiminde AKP aday adayı, 2014 yerel seçimine yine AKP aday adayı. Şimdi de Manisa’yı AKP’den kurtaracağını iddia eden bloğun adayı… Siz olsanız gülmez misiniz?

Gülüyorum diyorum da, aslında latife ediyorum: Bu hiç şaşırtıcı bir tablo değil. Neden değil? Son aylarda düzen partilerinin pazarlıklarını, ittifaklarını, iç tartışmalarını izliyor olmalısınız? CHP’li şahıs aday gösterilmeyince kolaylıkla AKP’ye geçebiliyor; sözde AKP düşmanı olarak siyaset sahnesine çıkan vatandaş yarım saatte AKP rozeti takabiliyor; bir yerde HDP’liler CHP adayına destek verebiliyor; başka bir yerde CHP’liler Saadet’le el sıkışıyor… İlkesizlik, yönsüzlük, doğrultusuzluk, siyasetsizlik gırla gidiyor. Korkunç bir tablo, mide bulandırıcı. Bu tablo aslında bize şunu gösteriyor: Düzen partileri, yani sermaye partileri, yani patron partileri aslında tek bir partidir. Ve yoktur birbirlerinden farkları.

Manisa özelinde konuşalım: MHP-AKP bloğunun adayı ile İyi Parti-CHP bloğunun adayının birbirinden farklı söylediği ne var? İkisi de "marka şehir" diyecekler, ikisi de "Manisa'yı pazarlayacağız" diyecekler, ikisi de "yönetişim", "inovasyon", "verimlilik", "yapısal reform", "empati", "sempati" laflarıyla Manisa halkına piyasacılık ve sağcılık dayatacaklar. 

'TKP'NİN HEDEFİNDE PATRONLAR SALTANATI VAR, TARİKATLAR VAR...'

"Düzen partileri" dediğiniz partiler ne yapıyor, siz "Bu düzen değişmeli" diyen TKP olarak ne diyorsunuz?

Baştan beri söylüyoruz: CHP gibi düzen partileri AKP iktidarının elini ve işini kolaylaştıran, AKP’ye her daim payanda, kolon ve kiriş olan partilerdir. Bir tarihlerde “Cumhuriyet AK Partisi” diye bir yazı yazmıştım, halen de böyle düşünüyorum. “Erdoğan’la mücadele ediyoruz” diyenler, önce Erdoğan’ın temsil ettiği değerlerle mücadele etmek zorundadır. Erdoğan’la mücadele ediyorum deyip de, Erdoğan’ı Erdoğan yapan piyasacılıkla, yobazlıkla, emperyalizmle, patronlarla, tarikatlarla mücadele etmezseniz, boşa kürek çekiyorsunuz demektir.

TKP’nin değeri burda: TKP’nin hedefinde patronlar saltanatı vardır, tarikatlar vardır, emperyalizm vardır. Biz paranın saltanatıyla mücadele etmek, o saltanatı yıkmak; yerine işçilerin, emekçilerin, halkın saltanatını kurmak için varız. Manisa’da da halkı sömürenlerle, kamusal varlıklarımızı kendilerine rant edenlerle kavgamız var, bu kavgayı seçim platformunda da sürdüreceğiz… Her zaman söylüyoruz: Biz seçimden seçime alana çıkan seçim partilerinden değiliz. Bizim mücadelemiz 31 Mart’ta bitmez, 1 Nisan’dan sonra da devam eder, edecek… Seçim platformu, uzun soluklu mücadelemizde yalnızca bir uğraktır.

'MANİSALILARI AKP'YE VE AKP'DEN ROL ÇALANLARA KARŞI MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ'

Manisa halkına seçim boyunca ne söyleyeceksiniz, kısaca aktarabilir misiniz?

Manisa, Türkiye’nin tüm diğer kentleri gibi şehrin derebeyleri tarafından ve AKP eliyle yağmalanmakta… Biz bu yağmayı, talanı ifşa etmekle kalmayacağız; yan yana gelmenin, örgütlü mücadelenin gücünü ve değerini anlatacağız. Örgütleneceğiz. Kentin akciğeri Ulupark’ı otopark yapmak isteyenlerle de, tarihsel ve sembolik değerimiz olan Beyazfil’i yerle bir etmek isteyenlerle de, Çal Dağı’nı maden patronlarına peşkeş çekenlerle de, Gördes’i Zorlu’nun ölüm tankerine terk edenlerle de, Sümerbank’ı çalmak için tezgah kuranlarla da, Soma’da yüzlerce işçi kardeşimizi katleden zihniyetle de, zeytinliklerimizi, bereketli topraklarımızı çöle çevirenlerle de, Akhisar’ı, Salihli’yi, Alaşehir’i, Demirci’yi, Sarıgöl’ü, Selendi’yi, Saruhanlı’yı, Köprübaşı’nı, Gördes’i, Kırkağaç’ı yağmalayanlarla da mücadele edeceğiz. Mücadele etmeden paranın saltanatından kurtulamayacağımızı biliyoruz.

Hâlâ "Yeşil Manisa", "Güzel Manisa", "Büyük Manisa" yalanını utanmadan, arsızca söyleyenler ve onların yardakçıları, şakşakçıları bir kâbus gibi çöktükleri kentin üstünden kalkmamaya kararlılar. Kendilerini "Manisa'nın sahibi" zanneden para babaları, hayasızca, saldırganca kent ortasında eşkıyalık yapabilmekteler. Kentin kurum ve kuruluşlarının üzerinde kurdukları ablukayla, bu kenti santim santim, milim milim sömürmekteler.

Biz, "Rant-yolsuzluk-sömürü” çarkını "ticaret-tarikat-siyaset” sosuna bulandırıp bize yutturmaya çalışanlardan medet ummayız.

Bu ablukayı dağıtacak bir irade lâzım. Bu pis düzenin çarkına sokulacak bir çomak lâzım. TKP bunun için var. Var olmaya devam edecek. 31 Mart akşamından, 1 Nisan sabahından itibaren de yine alanlarda, meydanlarda, fabrikalarda, okullarda örgütlenmeye, güçlenmeye devam edeceğiz.

Uzun soluklu mücadelemizin bu uğrağında Manisa Büyükşehir adaylığında ben, Şehzadeler’de işçi ve öğrenci arkadaşımız Ufuk Uzar, Yunusemre’de işçi arkadaşımız Erol Güldür; tüm ilçelerde belediye meclis üyesi adaylarımızla bu kentin yegane sol-sosyalist, ilerici, laik, kamucu, aydınlanmacı seçeneği olarak mücadelemize devam ediyoruz.