Eser Karakaş'a

Çarşamba, 21 Ocak 2009 17:59

Son yıllarda kitapçı raflarında muhtemelen talep fazalığı nedeniyle öne çıkarılan harcıalem kitaplara rastlamışsınızdır. "Başarmanın 100 yolu", "100 soruda kız tavlama sanatı" vb. Pek yakında bunlara yeni diziler eklenebilir: "100 soruda darbeye ve darbecilere karşı olma sanatı", "darbeye karşı olmanın 100 yolu" vb. Bu konuya ilişkin bir kısım köşe yazarlarının yazılarından oluşan önemli bir külliyat oluştu.

Siyasetin sancılı ve gerilimli bir zeminde seyrettiği, emperyalizmin merkez ülkelerinde olduğu gibi yerleşiklik kazanmış bir siyasal statükoya benzer yapının oluşmadığı ülkelerde, daha açık deyişle kapitalist sistemin zayıf halklarında, gerilimlerin var ettiği siyasal atmosfer ucu açık bir seyir izler. Bu atmosferde sandık da vardır, entrika da, yalan da, dolan da, silah da, kürek de... Bu saydıklarımızın hepsi birer darbe unsurudur. Bu tür ülkelerede sandıktan, demokrasi güzellemeleriyle de darbeler çıkabilmektedir. Demokrasiyi "sandığa" indirger ve sandıktan çıkan sonucu toplumsal ve siysal yaşamımızdaki yeri ve etkileri üzerinden değerlendirmezseniz, yaşanılan darbeyi göremezsiniz ve mutlu bir demokrat olursunuz.

Böyle bir ülkede, siyasal olarak iktidardakilerden, şu ya da bu ölçüde, farklı yaklaşımları olan ve mevcut iktidarı, fiziki güç uygulayıp devirmeyi hedefleyen asker-sivil potansiyel darbe heveslileri de olması kaçınılmazdır. Bu potansiyel bütün dönemlerde olmuştur. Türkiye'de, Ergenekon'dan önce de vardı, sonra da var olacaktır. Siyasi iktidarlar kendilerine yönelik bu potansiyel tehlikeyi olağan kurallar içerisinde etkisezleştirmişlerdir yıllarca ancak emperyalizm bu darbeci potansiyele "our boys" dediği anda "darbe" nin şartları oluşmuş ve darbe fiziken siyasal iktidarı ele geçirmiştir. Kısacası, ABD emperyalizmi "our boys" demeden darbecilerin hiç şansı yoktur. Şu anda emperyalizm, AKP-TSK uzlaşmasının yarattığı darbeci bir ekibe "our boys" demektedir ve ülkemizde ABD-AKP-TSK ortaklığıyla gerici-piyasacı bir darbe süreci yaşanmaktadır. Ayrıca, bu işbirlikçi darbeciler, karşıt potansiyel darbecileri işaret ederek meşruiyet kazanmaktadır. Sonuç olarak, siysal iktidarın işine gelen bir toplumsal paranoya yaratılmaktadır.

Star Gazetesi'inde Eser Karakaş da bu paranoyayı besleyen ve korku imparatoruna hizmet eden bir yazı yazmış bugün: "AKP karşıtlığı ve Ergenekon"

Yazıda, Engin Ardıç'tan çok veciz bir alıntı da yapmış:'AK Partiyi devirmek istiyorsanız kurun partinizi, seçmeni ülkeyi AK Parti'den daha iyi yöneteceğinize inandırın...' (ilköğretim öğrencilerinin kolaylıkla yapabilecekleri bir değerlendirme)

Sonra mı? Sonrası malum. Yazının devamında, AKP karşıtlığının doğal olduğunu ama bizde bu karşıtlığı çoğunlukla meşruiyet sınırlarını aştığını, bunun da darbecilikle eş anlama geldiğini...

Eser Karakaş'ın izni, AKP'nin halk düşmanı uygulamaları karşısında susmakla sınırlı.

Susmaz da, kim olursanız olun, telefonda doğalgaz zammından yakınırsanız, gerici-isbirlikçi-piyasacı AKP iktidarının ülkeyi felakete sürüklediğinden söz ederseniz, darbecilerle birlikte olursunuz. Ülkede ABD'nin ve ABD emperyaliziminin bölge politikalarına hizmet edecek bir uyumluluk daha doğrusu işbirlikçilikten söz ederseniz, demokrasi düşmanısınız ve yandınız demektir. AB'nin emperyalist bir kuruluş olduğunu ve Ülkenini ABYe girme sevdasından vaz geçmesi gerektiğini söylerseniz, milliyetçi-Ergenekoncu olursunuz.

Hele hele yaşananların bir ABD darbesi olduğunu söylediğinizde, hiç kurtuluşunuz yok, darbecilerle aynı yerdesiniz.

İşte emperyalizmin ve işbirlikçilerin yaratmak istediği bu: Korku imparatorluğu. Eser Karakaş ve benzerleri de Halisane duygularla halkımızı uyarıyor: Susun!

Bu uyarı bir yanıyla sesinizi daha çok çıkartmanız için sizi tahrik etmiyor mu? Bence eder.

B.P.