Meğer savaşmaya ayetle gidiyorlarmış...

Sonunda Suriye'de Esad'a karşı savaşmaya giden Türk mücahitlerin motivasyonu ortaya çıktı. Hiç öyle "emperyalizm", "AKP", "mezhepçilik" filan zannetmeyin.
Cumartesi, 25 Ağustos 2012 15:57

Adem Özköse, bilindiği gibi Hamit Coşkun ile birlikte Suriye'de yakalanan ve bir süre alıkonulan bir "gazeteci". Tırnak içindeliğin sebebini sonra izah etmeye çalışacağız, ama önce Özköse'nin Hürriyet'e verdiği röportaj...

Suriye’de dil eğitimi için 5 yıl yaşayan Özköse, şu anda Esad rejimine karşı savaşan 50 kadar Türk'ün olduğunu, bu sayının yakın zamanda da artabileceğini söylüyor. Özköse, "mücahit"lerin motivasyonunu şöyle açıklıyor:

"Suriye’de Türkler, Çeçenler, Ürdünlüler, Lübnanlılar, Sudanlılar ve birçok müslüman ülkeden gelen mücahitler var. Mücahitlerin savaşması Rus-Afgan savaşından bu yana bir gelenek oldu. Mücahitleri motive eden Nisa Suresi’nin 75’inci Ayeti. Savaşa gidenlerin vasiyetinde hep bu ayet yazar. Ayet, 'Size ne oluyor da, Allah yolunda, ‘Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver’ diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?' der. Mücahitler de dünyadaki tüm mazlumları, kardeşleri, yaşanan savaşı da din savaşı olarak görürler."

Bu mücahitlerin Bahreyn, Suudi ve Katar krallıklarına-emirliklerine karşı Nisa Suresi'nden feyz almadıkları görülüyor. Demek cihad, her zaman cihad değildir. Nisa Suresi ise, tövbeler olsun, fakihlerin yorumuna açıktır.

Yabancı değiller ama yabancılar, halleri vakitleri yerinde
Suriye'deki "direniş"in yabancılar tarafından örgütlenmediğini savunan Özköse, "yerli" grupları saydıktan sonra birden El Kaide'ye geçiyor. Afganistan'daki, Çeçenistan'daki, Irak'taki "gönüllü mücahitler ordusu"ndan bahseden Özköse, sevgi kelebeği El Kaide'lileri tanımlıyor:

"Bunlar fedakâr, cihat düşüncesini benimsemiş, ekonomik sorunu olmayan, iyi eğitimli insanlar. Bir yerde cihat olduğunda oralara gitmeyi dini vecibe olarak görüyorlar. Türkiye sınırından Halep’in dış mahallerine kadar kontrol direnişçilerin elinde. Türkiye sınırından kolayca geçen kişileri Suriyeli gruplar karşılıyor. Bunlar Afganistan’dan beri tecrübeli kişiler ve birbirlerini tanıyorlar. Bir savaş muhabiri nasıl savaş çıktığında gidiyorsa, bunlar da savaş çıktığında oradaki bir arkadaşının görüntüsünü görüp yola düşüyor. Yerel halk, kendileri için evlerini, çocuklarını bırakıp gelen bu insanlara sempati besliyor, onlara ev sahipliği yapıyor."

İşte yerel savaşçılar! Acaba neden Türkiye sınırı ile Halep arası "direnişçiler"in elinde, gazetecilik bunları sormayı gerektirmez tabii. Ama o da ne, hemen peşindeki cümlede, "Türkiye sınırından kolayca geçen kişiler"den bahsediliyor. Arkadaşlarını televizyonda görünce "yola düşen" yerli savaşçılar...

İnsan, Adem Özköse'nin yerine utanıyor. Ama o utanmıyor.

Özköse devam ediyor. Araya "Çanakkale ruhu" gibi anlamsız sözcükler eklemeyi başarıyor. "Direniş"in yerli olduğunu iddia eden Özköse, yabancıları ballandıra ballandıra anlatmayı çok seviyor:

"Yabancılar çok fedakâr. Ön cephede savaşıyorlar. Daha önce de Afganistan ve Çeçenistan’da savaşmış tecrübeli kişiler. Onların yaşam tarzı haline gelmiş. Halep’i İstanbul’dan ayırmıyorlar. Cahil değiller. Sorumluluk duygusuyla savaşmaya gidiyor. ‘Dün Çanakkale Savaşı’nda bir sürü Halepli, Humuslu, İdlipli genç nasıl bu topraklara savaşmak için gelip şehit düştüyse, dün nasıl onlar Çanakkale’de canlarını verdiyse, bugün de biz onlar için savaşmalıyız’ diyorlar. Bunu oluşturan şey, Kuran’daki ayetler."

Hep Kuran ayetleri işte. O Kuran ayetleri, her ne hikmetse Körfez krallıklarına uğramıyor. Adem Özköse ise bunu sorma ihtiyacı duymuyor. Özköse ve El Kaide'nin, hikmetlerinden sual olunmuyor.

El Kaide aslında çok elit, her gideni almıyorlar
Hürriyet gazetesi sayfalarında El Kaide propagandası sürüyor. Suriyeli teröristlerin arasındaki ayrımlara kısaca değiniyor Özköse. Ölen Türk El Kaidecilerden birisi için, "Yok o orada değil, şuradaydı" diyor.

Ve El Kaide aslında çok elit bir örgüt. Öyle her kapıyı çalanı içeriye buyur etmiyorlar. İnce eleyip sık dokuyorlar. El Kaide’nin Suriye’deki Suriyeli lideri, sürekli ‘İnsanlarla iyi geçinin. Sivillerin olduğu yere saldırı yapmayın’ diye telkinde bulunuyor. El Kaide, Irak’tan tecrübe almış. Suriye’de büyük patlamalar yapmıyor. Sivillere yönelik algıyı değiştirmeye çalıyor.

Bunları Adem Özköse söylüyor. Tekbir sesleriyle kafaları kesilenler, sisler içinde ortadan kayboluyor. El Kaide çok cici.

Ve Adem Özköse hiç utanmıyor. Çünkü Özköse, "gazetecilik" yapıyor.

Tırnak içindeki gazetecilik
Adem Özköse'nin vukuatı ilk değil. "Gazetecilik"i provokatörlükle karıştırmakta mahir olan Özköse, çok aktif olduğu Facebook hesabından yönlendirici, yanıltıcı ve yalan haberler yaymak konusunda usta bir şahıstır.

Örneğin Özköse, "Suriyeli mücahitler iftarlarını açarken" diye bir fotoğraf paylaşır, ama paylaştığı fotoğraf Filistinlilere aittir. Örneğin Adem Özköse, katledilmiş çocuklarının başında çaresizce oturan bir babanın fotoğrafını paylaşarak "Şimdi kim geri getirebilir evlatlarını bu babaya" diye gönül tellerini titretir ancak fotoğraf 2009 yılında İsrail'in Filistin'de yaptığı bir katliama aittir.

Özköse'nin gazeteciliği, BBC ile CNN'in utanmaz işbirlikçisi Danny Dayem arasında bir yerdedir.

Şimdi, Özköse'nin Suriye'de "gazetecilik" yaptığını düşünenler parmak kaldırsın.

Behçet Gültekin

aye7d6ccyaaxfb9.jpg_large.jpg